Oya BAYDAR, T24 için yazdı: “Suriye’de, Irak’ta sürdürülmekte olan Kürt kırımı ve toprak ilhakı amaçlı savaşa yüksek sesle, açık ve net biçimde hayır deme cesaretini göstermek zorundasınız. Aksi halde, ülkemize, halkımıza olduğu kadar, insana insanlığı karşı işlenen suçlara, dökülen kanlara da ortak olacaksınız.”

Manşet Resimleri

Bir saldırı karşısında insanını toprağını, yurdunu ocağını, ülkesini halkını savunmak dışında bütün savaşlar insanlık suçudur. Muktedirler; iktidarlarını güçlendirmek, maddî manevî hırslarını doyurmak, başka halklara, başka ülkelere hükmetmek, dünya ya da bölge egemenliğin ele geçirmek için bu suçu çağlar boyunca sürekli işlemişlerdir. Ve değişmez gerekçe her zaman devletin, milletin beka’sı, ülkenin ve halkların yüce çıkarları olmuştur ki, tarih tam aksini göstermiş; fetihçi ilhakçı savaşlar -kısa vadede zafer kazanılmış gibi görünse bile- orta ve uzun vadede ülkeyi, devleti yıkıma;  halkları, insanları perişanlığa, çözülmeye, büyük acılara sürüklemiştir.

Lafı dolandırmadan söyleyecek olursam; Türkiyeli muktedirlerin vatan savunması ve beka söylemiyle/ bahanesiyle Kuzey Suriye’de ve Irak’ta sürdürmekte oldukları “sınır ötesi harekât” diye adlandırılan savaşın, kendi bekalarını korumak, kendi iktidarlarını pekiştirmek, kendi fetihçi-ilhakçı emellerine ulaşmaktan başka amacı yoktur.

Irak’ın kuzeyinde sürdürülen, bugüne kadar 40’tan fazla şehide, yüzlerce sivil ölüme, bölge halklarının acılarına mâl olmuş Pençe-Kilit harekâtı yetmiyormuş gibi şimdi de “bir akşam ansızın gelebiliriz” nakaratı eşliğinde hazırlanan Kuzey Suriye/ Rojava operasyonunun elinin kulağında olduğu söyleniyor.

Suriye Harekâtı için geri sayım

Selahattin Demirtaş’ın Mediascope için yazdığı, diğer internet sitelerinde de yayımlanan “Suriye Harekâtı İçin Gerisayım Başladı” yazısı, bu konuda söylenebilecek ne varsa hepsini özetliyor.

“AKP, Türkiye’yi savunmak için değil başta Kürtler olmak üzere Suriye halklarının iradesine müdahale için Suriye’de savaş yürütüyor,” diyor Demirtaş. Ben olsam, özne yerine sadece AKP değil, AKP-MHP koalisyonu derdim ama bu bile yetersiz kalırdı. 6’lı Masa partileri de dahil olmak üzere derin devlet aklının şoven Türk milliyetçiliği zihniyetinin güdümünden kurtulamamış bütün Türkçü- ulusalcı kesimler  bu konuda AKP’nin suçunu, günahını paylaşıyorlar. Paylaşıyorlar, çünkü 2014’ten, birilerinin “Rojava düştü düşecek” diye kına yaktığı, Erdoğan-Bahçeli ortaklığının “beka sorunu” diye yeri göğü inlettikleri günlerden bu yana, Millet İttifakı’nın, IŞİD’e müsamahakâr Kürt’e can düşman Cumhur İttifakı siyasetine yüksek sesle itirazlarını görmedik, duymadık. Bırakalım İYİP gibi MHP türevi hareketleri bir yana, ana muhalefet partisi ve 6’lı Masa’nın büyük ortağı CHP de devletin, milletin beka’sı yutturmacasına pabuç bırakıp, biri hariç (o da dolaylı ve utangaçca) bütün sınır ötesi harekât tezkerelerine onay vererek  bu savaşın sürdürülmesine destek, savaş kayıplarına ortak oldu.

Bu savaşın hiçbir haklı gerekçesi yok

Yakın tarihimizin en derin toplumsal-ekonomik-siyasal krizinin yaşandığı şu günlerde Suriye’ye sınır ötesi harekâtın altı-yedi yıl öncesine göre bile en küçük bir gereği, gerekçesi, haklılığı, bahanesi yok. Erdoğan-Bahçeli ittifakı da bunu biliyor, muhalefet de, dünya âlem de.

Herkes: kendileri de, bizler de, içerde dışarda kim varsa herkes, iki aydır Kuzey Suriye halklarının, özellikle Kürtlerin ve Türkiyeli barışçıların, demokratların, eşitlikçi, özgürlükçü muhalefetin tepesinde sallandırılan Demokles kılıcının, seçimlere doğru gidilirken iktidarın oy toplamaya yönelik “beka zokası” olduğunun farkında.

Bu harekâtın/savaşın hiçbir haklı gerekçesi yok. Muktedirlerin yarattıklarından başka ülkemizi Suriye’den tehdit eden düşman yok. Oralarda, işgale uğramış topraklarını, halklarını, varlıklarını, düzenlerini savunmak için mücadele eden (ne yazık ki ve de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ne utanç verici ki) ölen, öldüren, büyük acılara, yıkımlara uğrayan bir halk var.

Muktedirler dışında kimsenin bu savaştan bir çıkarı yok. Bırakalım şehitlerimizi, yabancı topraklarda savaşmak, ölmek, öldürmek zorunda bırakılan gençlerimizi, askerlerimizi, bu savaştan Türkiye insanının, 84 milyonun büyük zararı var. Milyonların açlık sınırında yaşam mücadelesi verdiği; ekmekten barınmaya, çocuklarının eğitiminden sağlığa her alanda büyük güçlüklerle boğuştuğu ülkemizde, savaşa silaha yapılan devasa harcamalar 84 milyonun ekonomik sıkıntılarını, gündelik yaşamlarının güçlüklerini derinleştiriyor. Daha da ötesi, geleceğimizi rehin alıyor, umutları söndürüyor.  Evlatlarımızın sadece canı değil gelecekleri de kararıyor.

Bu iktidarın suçlarına ortak olmayın

Ey 6’lı Masa, ey muhalefet! Bu iktidarın hiçbir suçuna ama özellikle savaş siyasetine ortak olmayın. Bugüne kadar güçlü bir ses, güçlü bir “hayır” duymadık sizlerden. Tıpkı iktidar gibi, “yüce menfaatler” için Erdoğan-Bahçeli’nin dümen suyunda yürüdünüz. “Kimin, neyin yüce menfaati?” sorusunu sorup, doğru cevapları kitlelere ulaştıramadınız. İktidarın iğvasına kapıldınız, “beka” kavramındaki yalanı, saptırmayı, kitlelerin efsunlanmasını görmek istemediniz.

Belki vatan haini, terörist, PKK yandaşı, vb. diye suçlanmaktan korktunuz, belki oy kaybetmekten çekindiniz, belki de -en kötüsü- ideolojik bakışınızda, genlerinize işlemiş devlet tapıncında (hangi devlet, neyin devleti?) eninde sonunda, işin özünde aynı zihniyeti paylaşıyordunuz… Neyse ne; bugün vardığımız noktada Erdoğan-Bahçeli ittifakının değirmenine su taşımaktan başka anlamı olmayan suskunluğunuzu bırakmak zorundasınız. Suriye’de, Irak’ta sürdürülmekte olan Kürt kırımı ve toprak ilhakı amaçlı savaşa yüksek sesle, açık ve net biçimde hayır deme cesaretini göstermek zorundasınız. Aksi halde, ülkemize, halkımıza olduğu kadar, insana insanlığı karşı işlenen suçlara, dökülen kanlara da ortak olacaksınız.

Soruyorum kendime: Bu konuda susacak, suskunluğunuzla Erdoğan-Bahçeli ittifakına güç verecek olduktan sonra, ben neden size güveneyim, neden oy vereyim!

Kaynak: T24

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…