2001 – 2019 Erdoğan; ‘Nereden Nereye?’

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan 14 seçim geride bıraktı. Bu Seçimlerde ‘Beka Sorunu’na odaklanan Erdoğan’ın 2011’den bu yana çizgisi ve dönüşümleri nasıl bir seyir izledi?

Fatma YÖRÜR

2001’de kurulan AKP ile seçime giren Recep Tayyip Erdoğan 6 genel seçim 3 yerel seçim 3 referandumu geride bıraktı… Bu süreçte üç kez de cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın bu süreç boyunca her seçim stratejisinin farklı bir odak noktası vardı.

2001’DE AB, DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜKLER VE MAĞDURİYET

31 Mart öncesi  “Beka sorunu” söylemi çerçevesinde seçim stratejisi yürüten Erdoğan’ın yıllar içinde dönüşen çizgisi dikkat çekici.

2001 AKP tanıtım videosunda Erdoğan dönemin liderlerini halkın, esnafın ve çiftçinin arasına çıkacak yüzü olmamakla suçluyordu. Bugün yüzlerce korumayla gezen Erdoğan o tanıtım videosunda vatandaşlarla bir aradaydı.

Kuruluşundan bir yıl sonra ilk seçimlerine giren AKP ve Erdoğan’ın odağında AB süreci, dünya ile ekonomik entegrasyon, hızlı büyüme vardı.

Erdoğan: “İnşallah Türkiye’nin önünde yeni bir ak sayfa açılacaktır. Tüm vatandaşlarımızın yaşam tarzına saygılı, insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesinden hareketle geleceğe yürüyen, anayasal kurumlarımızı daha iyi çalıştıran, AB’ye giriş sürecini hızlandıran, ülkemizin dünya ile entegrasyonunu güçlendirmekte kararlı olan siyasi iradeyi inşa etmekte kararlıyız.”

Bu politik argüman 2002-2007 arası dönem boyunca farklı tonlarda da olsa sürdü… Özgürlükler Erdoğan’ın söylemlerinde önemli yer tutuyordu.

İlk seçimde Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyon oy ve mecliste 365 sandalye getiren Batı odaklı söylemler bazı kesimlerce inandırıcı bulunurken, toplumun geniş kesimleri tarafından soru işaretleri taşıyordu.

Erdoğan ilk yurtdışı ziyaretini Avrupa Birliği hedefiyle Yunanistan’a yaptı. Ardından ABD’ye seyahat etti.  Söylemelerinde yüzü Batı’ya dönük bir Türkiye vurgusu öne çıkıyordu. ABD ile cicim ayları 2008’e kadar sürdü.

3Y İLE MÜCADELE: YASAK, YOKSULLUK, YOLSUZLUK

Seçim maratonunda sonraki durak 2004 yerel seçimleriydi.

Milliyetçi-muhafazakâr değerler ve kimlik söylemi, refah ve zenginleşme vaadi, politikanın bir “hizmet” olarak takdimi öne çıktı. ‘3Y ile mücadele’ (yasak, yolsuzluk, yoksulluk) ve ‘IMF ile stand-by’a son’ vaatlerinde bulundu.

Bu seçimlerde yüzde 40 oy ve bin 950 belediye kazanan AK Parti 15 büyükşehir belediyesinden 11’ini aldı. Yolsuzlukların son bulacağı, kentlerin yeniden inşası seçim vaatlerinde öne çıktı. İlk vaat değil ama ikinci hayata geçecekti.

İLK DÖNEM 2007’YE KADAR SÜRDÜ

2007 yılı Erdoğan için kırılma dönemine işaret ediyor. 2007 Erdoğan’ın askeri vesayete karşı özgüven kazandığı ama aynı zamanda kendi vesayet sistemini kurmanın dönüm noktası oldu.

Erdoğan seçim öncesi demokrasi, insan hakları ve refah vaatleriyle seçime girdi. Ekonomi 2007 öncesi en önemli başlıklardandı.

Ekonomide somut ve nokta vaatler ve hedeflerin yanı sıra, tarafsız ve bağımsız yargı, siyasi parti hesaplarında şeffaflık vurgusu öne çıktı. Vaatler hiç gerçekleşmese de bu bildirge Erdoğan AKP’sinin demokrasi açısından en ideal bildirgesi oldu.

2011: YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ OLACAK

“Nice AK Yıllara” başlığıyla hazırlanan beyannamede siyasetin merkezine insanı yerleştirdiğini savunan AKP’nin ‘insanı yaşat ki, devlet yaşasın’ sloganı öne çıktı.

Erdoğan: “Sandıktan cumhuriyetimiz demokrasimiz güçlenerek çıkmıştır.”

Genel seçimlerde 550 sandalyeden 341’ni AKP aldı. Bu döneme parça parça ve zaman zaman değişerek sivilleşme, Ergenekon Davası ve çözüm süreci damgasını vuracaktı.

Erdoğan bu süreçte “Çözüm” pragmatizmi, “çoğunluk” olmanın büyüklenmesini yaşadı.

2011: ‘BİRLİKTE TÜRKİYEYİZ’

Erdoğan’ın 2011’e geldiğinde hedefi %58’di….  %49 kaldı.

2011 Seçim konuşmalarında Erdoğan’ın fiil çekimi gelecek kipinden geçmiş kipine ilk kez döndü. İfadelerinde “Yapacağız” sözleri “yaptık” olarak yer almaya başladı.

Erdoğan: “AKP görev aldığı günden bu yana yoksulun yanında olduk, çocukların hayallerini gerçekleştirdik. Kimsesizlerin kimsesi olduk.”

Seçim süresince bir önceki dönem yapamadıklarının mümessili olarak anayasayı gösterdi ve anayasa değişikliğini seçim öncesi odak yaptı. Yeni anayasanın bütün kimlik taleplerini karşılayacağını vurguladı. ’74 milyonun hükümeti olacağız’ dedi.

Erdoğan: “Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Zazasıyla, Gürcüsüyle 74 milyon kardeşiz. Birlikte Türkiyeyiz”

OYUN PLANI 400 VEKİL HEDEFİNİN TUTMAMASIYLA BOZULDU

Bu birleştirici söylem, 2011 Erdoğanı’nın stratejisinde önemli bir yere sahipti. Erdoğan’ın bu seçimlerde hedefi 400 sandalyeydi. 2011’de mecliste 327 sandalye ile anayasa değişikliği için yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Bu durum oyun planını bozuyordu.

2011 -15 arası politikalar seçim öncesi vaatlerle örtüşmedi. Demokrasi ve çok kültürlülük yerine baskı arttı. Barış süreci önemli bir motivasyon yaratsa da kent politikalarına tepki güçlüydü. İfade özgürlüğü alanları gittikçe daralıyordu.

Bunlara karşı biriken öfke Gezi isyanlarını tetikledi… İsyanlar haftalarca etkisi aylarca sürdü. Ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Erdoğan bu süreçte aynı zamanda ilk yıllarda desteğini aldığı Gülen cemaati tarafından arkasından vuruldu. 17 -25 Aralık olarak tarihe geçen yolsuzluk operasyonu yılın sonunda geldi. Erdoğan için kadrolara güven sorunu ve oyunu yeniden kurma zorunluluğu baş gösterdi.

2014: DİN VE MİLLİYETÇİLİK SÖYLEMLERİNE DÖNÜŞ

2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bunu telafi etmek için milliyetçilik ve dindarlık söylemlerine yöneldi. Mitinglerde Kuran kullanması tepki çekti. Kutuplaşma ve ötekileştirme, birleştirici söylemlerin yerini hızla aldı. Artık üslubu daha gergindi. Buna rağmen %51’le Cumhurbaşkanı oldu.

2015: HER ŞEYDEN BİRAZ SEÇİM BİLDİRGESİ

7 Haziran Seçim Beyannamesi “Demokratikleşme ve yeni anayasal sistem”, “İnsani kalkınma, nitelikli toplum”, “İstikrarlı ve güçlü ekonomi”, “Bilim, teknoloji ve yenilikçi üretim”, “Vizyoner ve öncü ülke” ana başlıklarından oluştu.

Bu vaatler bir önceki dönem yaşanan kaosu unutturmadı. 400 vekil hedefine karşı mecliste sadece 258’te AKP milletvekili vardı. Bu Erdoğan’ın aldığı en kötü seçim sonucuydu.

2007 – 2015 arası tüm bu sarsıntılar ve sorunlar ardından 7 Haziran 2015’te gelen sandık Erdoğan için alarm zilleri demekti. Seçim sonuçları ardından ilk kez kameralar karşısına çıkmadı.

Hızla erken genel seçim kararı alındı. 3 Kasım 2002’de iktidarı getiren seçimlerin uğuruna inanılıyor olacak ki seçimler yine Kasım’da yapıldı. 1 Kasım Erdoğan AK Partisi’nin 258’e düşen sandalyesini geri getirme seçimleri oldu. İki seçim arasında çok sayıda bombalı saldırıda 200’den fazla kişi öldü. Yüzlerce kişi yaralandı. Dağlıca saldırısı ardından yaptığı “400 vekil alabilecek sayı yakalansaydı böyle olmazdı, durum farklı olurdu” açıklaması, günlerce tartışıldı.

KUTUPLAŞTIRMA MERKEZİLEŞME VE OTORİTERLİK

17 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını söyledi.

Barış sürecinin ardından Erdoğan tutumunda yüzde yüz değişim oldu. Otoriter ve eleştiriye tahammül edemeyen yapısı bu yapıyı devlette de oturma çabasına dönüştü.

Devlet işleyişindeki denge ve fren sistemleri bozuldu.

2018: İSTİKLAL, İSTİKBAL, DAHA ÇOK GÜÇ

Seçimlerde Erdoğan artık Cumhurbaşkanlığı yanı sıra AKP genel Başkanlığı kimliği ile tüm mitingler de ön saftaydı.  24 Haziran’da “mesele, istiklal ve istikbal meselesi” dedi. Söylemlerinde öne çıkan odak “güç” oldu.

Erdoğan: “24 Haziran’da güçlü Meclis için Cumhurbaşkanlığında şahsımı Meclis’te AK Parti’yi destekliyor muyuz?”

YENİ REJİMİN YEREL AYAĞI KURULACAK – ODAKTA ‘BEKA’ MESELESİ VAR

Bu oyu isterken güçlü bir meclis grubu kurma zorunluluğunu dile getirerek ülke istiklalinin bunu gerektirdiğini savundu. ‘Kamu yönetimi baştan aşağı yenilenecek’ dedi ve o tarihten sonra Türkiye’de yeni bir rejim başladı.

Erdoğan: “Ülkemiz ve bölgemizde yaşanan gelişmeler bu seçimi salt yerel seçim olmaktan çıkarmış bir beka meselesine dönüştürmüştür.”

Türkiye şimdi yeni rejimin yerel ayağını oturtma ya da sarsma seçimine gidiyor.

*Fotoğraf: Ümit Bektaş

Kaynak: Artı Gerçek

 

İlginizi çekebilir