Türkiye’deki 104 diş hekimliği fakültesinden 18’inde tek bir profesör bile yok. Mevcut profesörlerin dağılımı da orantılı değil. Toplam 796 profesörün yüzde 70’i ise 17 fakültede öğrenci yetiştiriyor.

Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Dt. Tarık İşmen, “Diş hekimi yetiştiren bazı fakültelerin eğitecek akademik kadrosu, laboratuvarları, pratik yapabilecekleri alanlar yok” dedi.

Bugün Diş Hekimliği Günü. 22 Kasım’ı içine alan hafta, ağız diş sağlığının yaşamımızdaki önemini daha iyi yansıtmak amacıyla 1996 yılından itibaren “Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası” olarak kutlanıyor. Ancak kutlama yapmaktan çok sorunlar konuşuluyor.

Kontenjan beş yılda yüzde 137,46 arttı

Meslek örgütlerinin tüm uyarılarına rağmen peş peşe, ihtiyacın çok üzerinde diş hekimliği fakültesi açıldı. 2010’dan itibaren diş hekimliği eğitimi alanında insan gücü planlaması ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde birbiri ardına fakülteler açıldı. Öğrenci kontenjanlarında kaygı verici artışlar yaşandı.

Gelişmiş ülkelere göre tüm yaş gruplarında yaygın olan diş ve diş eti hastalıklarının diş hekimlerinin sayısının artırılmasıyla çözülemeyeceğini belirten İşmen: “Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik veren, insan gücü planlamasını, ihtiyaç, talep ve nüfus kriterlerine göre belirleyen ulusal sağlık politikaları oluşturulmadan diş ve diş eti hastalıklarının çağdaş ülke seviyelerine getirilmesi mümkün değil” dedi.

İşmen.

2018’de Avrupa’da toplam fakülte sayısı 353, öğrenci kontenjanı ise 14 bin 619 iken, Türkiye’de aynı yıl diş hekimliği fakültesi sayısı 71, öğrenci kontenjanı 5 bin 784 olarak kayda geçti. 2021’e geldiğimizde, fakülte sayısı 104’e, öğrenci kontenjanı ise 10 bin 460’a çıktı. Yani beş yılda kontenjan artışı yüzde 137.46.

Diş hekimliği fakülte ve kontenjan sayıları artarken, öğretim üyesi sayısı orantılı derecede artmıyor. Öğretim üyeleri sayılarına bakacak olursak, 2020-21 öğretim yılında diş hekimliği fakültelerindeki toplam öğrenci sayısı 33 bin 857. Profesör 734, doçent 387, doktor öğretim üyesi 1187. 2021-22 öğretim yılındaysa profesör sayısı 796, doçent 498, doktor öğretim üyesi sayısı 1369.

YÖK’ün verilerine göre, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Recep Tayyip Erdoğan, Alanya Alaaddin Keykubat, Antalya Bilim, Bingöl, Bolu Abant İzzet Baysal, Fırat, Harran, İnönü, İzmir Tınaztepe, Kafkas, Karabük, Karamanoğlu Mehmetbey, Kütahya Sağlık Bilimleri, Mersin, Nevşehir Hacı Bektaş Veli, Niğde Ömer Halisdemir ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitelerinin diş hekimliği fakültelerinde tek bir öğretim üyesi yok.

Zoom üzerinden temel ders verilir mi?

Tüm bunlara eklenen mekan-donanım ve teknik alt yapı yetersizlikleri nedeniyle eğitim standardı konusunda soru işaretleri oluştuğunu belirten İşmen, şöyle devam etti: “Diş hekimliği insan sağlığını ilgilendiren bir meslek. Unutulmamalı ki fakülteler hekim yetiştiriyor. İstanbul’da en pahalı vakıf üniversitelerinden birindeki diş hekimliği fakültesinde, temel ders olan protez, Afyonkarahisar’dan bir hoca tarafından zoom üzerinden veriyor. Protez diş hekimliğinin temelidir. Dördüncü, beşinci sınıf öğrencileri zoom üzerinden öğreniyor. Veliler çocuklarını okulların web sayfalarındaki tanıtımlarına bakıp ne kamu ne de vakıf okullarına göndermesinler. Türk Dişhekimleri Birliği’nin sayfalarını takip etsinler.”

Bir yıllık mezunlar, diş hekimi yetiştiriyor

İşmen, artan diş hekimliği fakülteleri ve öğrenci kontenjanlarına rağmen eğitimden sorumlu öğretim üyelerinin sayısal yetersizliği sorununa dikkat çekerek, “Eğitimin doktor öğretim üyeleri tarafından yürütülmesi, fakültelere ayrılan bütçelerin düşüklüğü, modern ve dijital teknolojilerin eğitime yansıtılmaması, meslek eğitimimizin geleceğini tehdit ediyor” dedi.

Bir sene önce diş hekimliği fakültelerinden mezun olanların bile hekim yetiştirmek üzere öğretim üyesi atandığını anlatan İşmen, “Sekiz-10 öğrenciye bir asistan, 30 öğrenciye bir profesör düşmesi gerekiyor. Bir, iki, üç sene önce mezun olanlar daha akademik çalışma fırsatı bulamamışken, kendini ders verir ya da idari işlem yaparken buluyor. Dünyada böyle bir şey yok. Böyle giderse, diplomalarımız, halen çok iyi olan diş hekimliği hizmetlerimiz sorgulanacak” dedi.

YÖK bildiğini okuyor

Sağlık Bakanlığı, nüfusa göre yılda 1500 diş hekimliği öğrencisi alınmasının yeterli buluyor. Buna rağmen YÖK bu yıl 9 bin 300 öğrenci aldı. İşmen, “KKTC kontenjanları, yabancı öğrenciler de eklendiği sayı 15 bine çıkıyor. Ama ne eğitecek kadro ne de alt yapı varArtık fakülte ve kontenjan sayıları artırılmamalı. Ön lisans programları artırılmalı. YÖK’ün yeni diş hekimliği fakültesi açılmasıyla ilgili belirlediği kurallar uygulanmalı ve eğitimde kalitenin artması için her bilim dalı başkanlığı en az doçentlik seviyesinde temsil edilmeli. Mezuniyet sonrası eğitim zorunlu hale getirilmeli” uyarılarında bulundu.

Türkiye’nin nüfusu Almanya’ya çok yakın. Türkiye’de 43 bin, Almanya’da 40 bin diş hekimi bulunuyor. Türkiye’deki 104 diş hekimliği fakültesi varken bu sayı Almanya’da 31. Kontenjanlara gelince, Türkiye’de 10 bin 460, Almanya’da ise 2 bin 500. Türkiye’de öğrenci başına düşen asistan oranı 14’e birken, Almanya’da beşte bir. Öğrenci başına düşen profesör oranı Türkiye’de 46 öğrenciye bir profesör, Almanya’da 9 öğrenciye bir profesör düşüyor.

Eksiklikler mezuniyet sonrası eğitime ihtiyacı daha da arttı. Kaldı ki mezuniyet sonrası eğitimin tüm dünyada zorunlu hale getirilmesine yönelik çalışmalar yoğunlaştı. Avrupa Dişhekimliği Konseyi (CED) tüm üye ülkelerde, meslek birlikleri sorumluluğunda yürütülen sürekli diş hekimliği eğitim programlarının zorunlu olmasını öngörüyor. Belçika, Bulgaristan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, İtalya, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya, İsviçre ve İngiltere sürekli eğitimin zorunlu olduğu ülkeler.

İşmen sorunun çözümü için şu önerilerde bulundu:

*Diş hekimliğine öğrenci kabul barajı kademeli olarak 80 binden 50 bin seviyesine indirilmeli.

*Yeni diş hekimliği fakültesi açılmamalı, var olan kontenjanlar dondurulmalı ve sonrasında ihtiyaç ve talebe göre kontenjanlar revize edilmeli.

*Kontenjanların belirlenmesinde, öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı, kurulu aktif diş ünitesi sayısı dikkate alınarak planlama yapılmalı. YÖK mevzuatında yer alan tüm kurallara tam uyum sağlanmalı.

*Nüfus dağılımı ve ihtiyaca göre serbest diş hekimleri için hizmet sunum kapasitesi planlanmalı,

*Aile diş hekimliği modelinin pilot çalışmalarının izlenmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Kaynak: DİKEN

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…