“12 erkekten birinin prostat kanseri tanısı aldığı tahmin ediliyor”

Prof. Dr. Sinan Sözen, prostat kanseri tanısında geç tanı almak ne kadar büyük bir sorunsa, gereksiz erken tanının da önemli bir sorun olduğunu söyledi.

Dünyada ve Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden olan prostat kanseri, erkeklerde kansere bağlı ölümlerde de akciğer kanserinin ardından ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye’de her 12 erkekten birinin prostat kanseri tanısı aldığı tahmin ediliyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sinan Sözen, Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla, prostat kanserinin tanı ve tedavisine yönelik yaptığı açıklamada, prostat kanserinin bir paradoks olduğunu söyledi.

Sözen şöyle devam etti:

“Kabaca 12 erkekten birinde görülen prostat kanserinin erken dönem tedavi başarısı ne kadar yüksek olsa da, erkeklerde kansere bağlı ölümlerde akciğer kanserinden sonra ölümlerin en sık sebebidir. Tedavi maliyetlerindeki yükseklik nedeniyle endüstrinin gölgesinde veya baskısında bir hastalık gibi durmaktadır. Prostat kanserinde önemli olan, tedaviden maksimum faydayı görecek hastayı belirlemektir. Bu nedenle prostat kanserinde başlıca tanı aracı olan ve kanda bakılan PSA kullanımı gereksiz bir tanı aracı olmamalıdır.

“Toplumun tümünün taranmasından ziyade, belli risk gruplarındaki ve yaşlarındaki olan hastaların taranması daha uygundur. Normalde 50-75 yaş aralığında bakılan PSA testinde, kişinin birinci dereceden akrabalarında prostat kanseri varsa alt sınır 45 yaş olarak belirlenmiştir.”

Prostat kanseri tanısında geç tanı almak ne kadar büyük bir sorunsa, gereksiz erken tanının da önemli bir sorun olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sinan Sözen, “Bu durumun hastanın psikolojik sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi ve gereksiz tanının yarattığı gereksiz tedavinin güvenlik kurumlarına olan zararı oldukça fazladır. Sonuç olarak, doğru zamanda, doğru evrede, doğru hastaya prostat kanseri tanısı konulmalıdır. Bunun için de tecrübeli, bilgili ve her baskıdan uzak durmaya özen gösteren doktorlara büyük görev düşmektedir” dedi.

Ürolojik kanserler açısından nelere dikkat edilmeli?

• Sigara tüketimi ve obezite ürolojik kanserler açısından risk faktörü.
• Düzenli check-up programlarına katılmalı, bu programlarda rutin batın ya da üriner sistem USG görüntülemesi yapılmalı.
• Halsizlik, Kilo kaybına dikkat!
• İdrarda kanama mesane kanseri ve böbrek kanseri habercisi olabilir.
• Prostat kanseri erken tanısı için üroloji muayenesi şart.
• Ailede prostat kanseri olanlar 40 yaşından itibaren olmayanlar 45 yaşından itibaren PSA testi yaptırmalı.

Üroloji Haftası

Öte yandan Tüm dünyada farklı organizasyonlarla toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen “Üroloji Haftası Etkinlikleri” kapsamında, Türk Üroonkoloji Derneği tarafından Ankara’da gerçekleştirilen “Genitoüriner Kanserler Sempozyumu”nda ürolojik kanserlerde yeni teşhis ve tedavi yöntemleri ele alındı.

Türk Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Güven Aslan, bu yıl 5.’si düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği ile eşgüdümlü yaptıkları toplantıda prostat, mesane, böbrek ve testis kanserlerini ele aldıklarını ve dünya ölçeğinde yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin klinik araştırmalarının sonuçlarını gözden geçirdiklerini belirtti.

Türk Üroonkoloji Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen de, gerçekleştirilen toplantıda prostat kanserinde özellikle genetik testlerin ve genetik değerlendirmenin ön plana çıktığını ve yakın gelecekte teşhis ve tedavi kararında genetik değerlendirmelerin hatta gen haritamızdaki ayrıntıların yol gösterici olacağına inandığını belirtti.

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir