11 EKİM DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ – “Özgürlük! Al işte, bu tam da benim konum”

Berrin, İpek Naz ve Güneş… Öykülerinde yarattıkları dünyayla, dilleriyle ve fikirleriyle öne çıkan kız çocukları. Onlar Zeynep Cemali Öykü Yarışması’nın 2020 kazananları.

“‘Özgürlük’ benim için kesinlikle ideal bir konu. Hatta bu yılın temasının o olduğunu duyduğumda, kendi kendime ‘Al işte, tam senin konun bu!” demiştim.”

14 yaşındaki Berrin Kara “Ayakkabısızlar” öyküsünü anlatırken kuruyor bu cümleyi.

12 yaşındaki İpek Naz Çil ise “Özgürlük, kendine ait düşünceleri istediğin gibi ifade edebilmek, istediğin kitabı okuyup istediğin müziği dinleyebilmek” diyor.

Michael Ende, Jules Verne, Rob Buyea gibi yazarları yakından takip eden Güneş Altunel ise özgürlüğün simgesi olarak aklına ilk gelen şeyin uçurtma olduğunu söylüyor.

Üç kız çocuğu da Günışığı Kitaplığı’nın düzenlediği ve 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin katıldığı, teması “özgürlük” olan Zeynep Cemali Öykü Yarışması’nın 2020 kazananları. Kazanan dört kişi arasında yer alan bir diğer isim ise “Sen (!)” öyküsüyle Arden Zeyfiyan.

Berrin, İpek Naz ve Güneş… Öykülerinde yarattıkları dünyayla, dilleriyle ve fikirleriyle öne çıkan genç yetenekler. Onlar anlatıyor:

Berrin Kara: Başka bir şey yapmadan yalnızca yazı yazmak istiyorum

2006 doğumlu Berrin, lisede hazırlık sınıfında. Urfa’dan Ankara’ya yeni taşındılar. Yazı yazmayı, kitap ve çizgi roman okumayı, müzik dinlemeyi ve resim yapmayı seviyor.

“Bu yarışmada ödüle değer görülecek bir şey yazmak, uzun zamandır en büyük hayallerimden biriydi. Yazı yazmadan değil uzun bir süre, birkaç saat bile geçirmek benim için çok zor. O yüzden gelecekte edebiyata şimdikinden daha fazla asılmak, başka bir şey yapmadan yalnızca yazı yazmak istiyorum. Yazdıklarımı daha fazla insana ulaştırmak ve öldükten sonra da çok kişi tarafından tanınan ve sevilen bir yazar olmak istiyorum.

“‘Özgürlük’ benim için kesinlikle ideal bir konuydu. Hatta bu yılın temasının o olduğunu duyduğumda, kendi kendime ‘Al işte, tam senin konun bu!’ demiştim. Özgürlüğün, herkesin yalnızca bir birey olduğu için düşüncelerini ifade etmesine ve hareketleri yüzünden yargılanmamasına izin vermesi gereken bir kavram olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen asla tamamen özgür olamayacağız, yine de elimizden geldiğince özgürlüğe yaklaşmaya çabalamamız gerek bence.

Rol modeli iki yazar: Rick Riordan ve Oscar Wilde

“Edebiyatın dışında ilgili olduğum şeyler yok denecek kadar az. Başka şeylerle ilgilenirken bile hikâyelerim sürekli kafamın bir köşesinde duruyor. Asla kurgusal dünyamdan tam olarak çıkmıyorum. Ne yaparsam yapayım, bir şekilde ilham buluyorum ve işin sonu yine yazı yazmaya çıkıyor. Bazen kitap okurken bile kendimi yazacağım bir sonraki şeyi düşlerken buluyorum. Fantastik ve doğaüstü türündeki hikâyeler, baştan beri en çok ilgimi çekenler oluyorlar. Kendime rol model aldığım iki yazar var: Rick Riordan ve Oscar Wilde. Riordan’ın kurduğu olay örgülerine ve karakterlerin iç dünyalarını işleyiş tarzına; Wilde’ın ise cümlelerinin biçimine, anlatış tarzına hayranım. İkisi de benim için tüm yazarların arasından sıyrılıyor diyebilirim.”

Heidi ve verdingkinder

Berrin Kara, “Ayakkabısızlar” öyküsünü tarihsel bir arka plana dayandırarak eski bir çizgi filmden örnekle de destekliyor.

“Hikâyemi kurgulamak, çok ani bir şey değildi. Önce diğer yarışmacıların yazmaları muhtemel olan konuları listeledim ve onları kesinlikle yazmayacağıma karar verdim. Daha sonra tesadüfi biçimde kitaplığımda Heidi’nin ilkokuldayken okuduğum kısaltılmış kopyası karşıma çıktı. Verdingkinder hakkında daha önce bir şeylere denk gelmiştim, ikisi kafamda bir araya gelince böyle bir hikâye yazmamın güzel olacağını düşündüm. Kurgulama aşaması yarım saat gibi bir süre aldı, buna rağmen son anda yetiştirebildim öykümü. Yarışmalara yazmak için ciddi bir motivasyon ve kendime güvene ihtiyacım oluyor. Son teslim tarihine az bir zaman kala, böyle giderse yetiştiremeyeceğimi fark edip bilgisayarın başına oturdum ve iki saatte tüm öyküyü yazıp bitirdim. Zaten bitmeseydi gönderemezdim herhalde. En son annem ve babamla baştan sona okuyup düzenledik, sonuç ise şimdiki öykü oldu.”

Güneş Altunel: İyi bir insan olarak kalmayı istiyorum

13 yaşındaki Güneş Altunel, Mersin’de ODTÜ Koleji’ne gidiyor. “Okumayı ve yazmayı küçüklüğümden beri sevdiğim için yarışmayı kazandığımın haberini aldığımda çok sevindim” diyor. Hatta bunun etkisinden birkaç gün çıkamamış.

Henüz kariyerle ilgili bir hedefi yok ama “İyi bir eğitim alıp, iyi şeyler başarmayı ve en önemlisi iyi bir insan olarak kalmayı ve en azından çevremdekilere örnek olmayı istiyorum. Şu an için yazar olmak gibi bir hedefim olmasa da asla yazmaktan ve okumaktan kopmayı düşünmüyorum” diye ekliyor.

“Edebiyat hayatımı şekillendiriyor”

“Birçok yazarın kitaplarını severek okudum. En sevdiğim kitapların yazarları arasında Michael Ende, Jules Verne, Rob Buyea yer alıyor. Edebiyat türleri arasında ağırlıklı olarak roman okumaktan hoşlanıyorum. Elbette edebiyat, hayatımın büyük bir bölümünü kaplıyor ama hayatımda bir yer kaplamaktan ziyade hayatımı şekillendiriyor diyebilirim. Açıkçası edebiyat olmasaydı, şu an olduğum kişi olacağımı sanmıyorum.

“Özgürlük, bir insanın, başka biri ya da hayatın şartları tarafından zorlanmadan istediklerini yapabilmesi veya istediği kararları verebilmesidir bence. Ama bir insan her istediğini yapamasa bile hayatından memnunsa ve mutluysa o insan da özgürdür benim gözümde.”

“Her şey yazarken gelişti”

Güneş Altunel “Uçurtma” öyküsünde, yoksulluğun geri planda işlendiği, çalışmak zorunda olan bir çocuğun ve bir uçurtmanın arkadaşlığını anlatıyor.

“Son zamanlarda yoksulluğu ele alan birçok kitap okumuştum, hepsi de beni çok etkilemişti. Yoksulluk üzerinden gitmemin ana sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. Özgürlüğün simgesi olarak da aklıma ilk gelen şey uçurtma oldu. Öyküdeki çocuğun özgürlük özlemini de bir nevi uçurtma üzerinden somutlaştırdım. Bu da öykünün temelini oluşturuyor. Yazmaya başladığımda, aklımda bunlar dışında pek bir şey yoktu, her şey yazarken gelişti.”

İpek Naz Çil: Kendimi kitaplarımı imzalarken hayal ediyorum

İpek Naz Çil Aydın’da yaşıyor ve Mustafa Kiriş Ortaokulu’nda okuyor. Bu sene yedinci sınıfa geçti.

“Okula gitmeden önce kitaplarımı anneme veya babama okuturdum. Okuma yazmayı öğrendikten sonra elimden bırakamaz oldum. Kendi kendime hikâyeler yazmaya başladım. Bu öykü yarışmasını duyunca hiç tereddüt etmeden katılmaya karar verdim. Dereceye girdiğimi öğrendiğimde çok sevindim. Hâlâ da çok sevinçliyim.

“Kendimi ileride üniversite diplomamı almış ve işe başlamış olarak, sevdiğim mesleği yaparken görüyorum. Aynı zamanda bastırılmış birçok kitabımı imzalarken hayal ediyorum. İleride çok iyi bir yazar olacağıma inanıyorum. Edebiyattan vazgeçmeyi hiçbir şekilde düşünmüyorum.

“Özgürlük kendin gibi olabilmek”

“Özgürlük, istediğin mesleği yapabilmek, istediğin kişiyle arkadaşlık kurabilmek, kendine ait düşünceleri istediğin gibi ifade edebilmek, istediğin kitabı okuyup istediğin müziği dinleyebilmek, istediğin yerde veya şehirde yaşayabilmektir. Kısacası özgürlük kendin gibi olabilmek, kendini istediğin gibi şekillendirebilmektir.”

“Polisiye bir kitap yazıyorum”

İpek Naz Çil’in sevdiğim yazarlar arasında İpek Ongun, Gülten Dayıoğlu, Paula Hawkins, Scott Westerfeld, Jennifer L. Armentrout yer alıyor.

“Her türden kitap okumaya çalışıyorum ama daha çok polisiye ve bilimkurgu okuyorum. Edebiyat, hayatımın oldukça büyük bir kısmını kaplıyor, hatta liseli gençlerin başından geçen olayları anlatan polisiye bir kitap yazıyorum. Günümün çoğunu bu kitabı yazarak geçiriyorum. Henüz bitmemiş olmasına rağmen elli bin kelimeyi geçtiği için bu kitaba roman diyebilirim.”

Komada olan bir çocuğun kitaplarla kopmayan bağı üzerine “91. Gün” isminde bir öykü kaleme almış İpek Naz.

“Benim de öykümdeki Defne gibi, kitaplarla hiç kopmayan bir bağım var ve hep olacak. Bu bağı anlatmak için zihnimde bir kurgu oluşturdum. İçimden gelen duyguları ve oluşturduğum kurguyu kâğıda döktüm.”

Dikkati çeken öykücüler arasında yer alan diğer kız çocukları ise şöyle: 

“Özgürlüğün Serin Sularında”
Begüm Koç, 8. sınıf öğrencisi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Ankara Okulları

“Başlangıç”
Beste Balcı, 6. sınıf öğrencisi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Mersin Okulları

“Özgürlüğe Takılan Kanatlar”
Buse Naz Obi, 8. sınıf öğrencisi, Ordu Çayırkent Şehit Nevzat Çatık Ortaokulu

“Gri Kuş”
Melek Rania Ercan, 8. sınıf öğrencisi, Ankara Özel Tevfik Fikret Ortaokulu

“İki Işık Arası Oyun”
Öykü Karapıçak, 6. sınıf öğrencisi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Ankara Okulları

“Sözcüklerin Peşinde”
Parla Şenel, 6. sınıf öğrencisi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Mersin Okulları

“Pranga”
Selin Gümüşlüoğlu, 8. sınıf öğrencisi, TED Ankara Koleji.

Yarışmada dereceye giren öykülerle birlikte, çeşitli illerden dikkati çeken 7 öykü de “Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2020 Ödüllü Öyküler Kitapçığı”nda yayımlanacak. “Ödüllü Öyküler Kitapçığı” gunisigikitapligi.com adresinde okunabilecek.

Kaynak: Bianet-Ayşegül Özbek

 

İlginizi çekebilir