10 Ekim Katliamı davası: Topu ‘FETÖ’ye atan, ‘tekbir’ getiren, Erdoğan’dan alıntı yapan…

10 Ekim Ankara Katliamı davasında bugün kararın açıklanması bekleniyordu, öyle ki Mahkeme Başkanı “Geceye kadar da sürse bugün kararı vereceğim” diyordu ancak kararın açıklanması yarına kaldı. Duruşmada esasa ilişkin savunma yapan sanıklardan topu ‘FETÖ’ye atan, ‘tekbir’ getiren, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan alıntı yapan ve birbirini suçlayanlar oldu.

10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı’nda yapılmak istenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne IŞİD tarafından düzenlenen ve 103 kişinin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısına ilişkin açılan davanın 10. tur blok duruşması, üçüncü gününde Sincan Cezaevi Yerleşkesi Mahkeme Salonu’nda devam etti.

19’u tutuklu 36 sanıklı davanın karar duruşması Salı günü başlamıştı.

Sanıkların esasa ilişkin savunmaları

Bugünkü duruşma sanıkların esasa ilişkin savunmaları ile başladı.

Sanık Suphi Alpfidan’ın avukatı Akın Deniz müvekkili hakkında savunma yaparken mağdur aileler, “Bir katili bu kadar savunmayın, giydiğiniz cübbeye yazık” diye seslendi.

Avukat Deniz ise müvekkili hakkındaki savunmasına devam etti. Deniz, müvekkilinin beraatını istedi.

Sanık Alpfidan, bir kişiyi tanıdığı için iki yıldır tutuklu olduğunu savunarak, Mahkeme Başkanı’na hitaben “Ben de siz de Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşısınız. Sizinle abi kardeş gibi konuşacağım. Yakup Karaoğlu ilk tanıdığım insan. Biz arazi alıp satıyoruz. Arazi harici eve dahi bakamıyoruz. O kadar yoğundu. Haftanın 5 günü tapudaydık. Bu işlemler aracılığıyla Yakup’la tanıştık. Onun aracılığıyla da Halil Alçay’la tanıştık” dedi.

Alpfidan, IŞİD üyelerine ev kiralamadığını ileri sürerek, “Bir tane ev kirası kontratı gelmedi. Benim bu adamlarla ilgim ilişkim yok. Kültürümüz uyuşmuyor. Hayatım perişan oldu. Bir terör örgütü damgası yedim” diye konuştu.

“Belki FETÖ’cülerin parmağı vardır”

Sanık Alpfidan, Antep’te 1 Mayıs gerçekleşen patlamayla ilgili “İstihbaratın çok büyük açığı var” ifadesini kullandı ve 10 Ekim Ankara Katliamı’nı kast ederek “Bu olay 15 Temmuz öncesi oldu bu işin içinde belki FETÖ’cülerin parmağı vardır” dedi.

Alpfidan, Yunus Durmaz’la ilgili “Etme bulma dünyası başkan. O kadar insanın canını yaktı, bakın nasıl öldü” diyerek kendisini savundu.

‘Tekbir’li savunma

Sanık Hacı Ali Durmaz’ın avukatı Tansu Çiller de müvekkilinin masum olduğunu ileri sürerek, tahliyesini istedi.

Sanık Durmaz, kendisinin suçsuz olduğunu iddia etti ve şöyle konuştu:

“103 kere ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan adam tek bir sayfa savunma hazırlıyor. Normalde bunu da yapmayacaktım. Avukatım hazırlanmış yapayım. Ben bu patlamanın neresinde yer almışım. Bu tertibin neresindeyim. Bir şeyler yapmışsam iddia makamının açıklaması lazım. Tamam tertibinde yer almışım da neresinde yer almışım. Ben Yunus Durmaz’ın kardeşiyim diye ağırlaştırılmış müebbet almam mı lazım.”

Mağdur aileleri Durmaz’ın bu ifadelerine tepki gösterdi.

Durmaz, kendisi hakkındaki suçlamaları da reddetti ve parmağıyla tekbir işareti yaparak “Allah vekildir iman edenlere” dedi.

Erdoğan’dan alıntıyla savunma
Sanık Resül Demir ise 1.5 saat süren savunmasında Erdoğan’dan alıntı yaptı.

“Türkiye Cumhuriyeti devletinin benden özür dileyerek, beni buradan göndermesi gerekecek. Benim üç yılımı çaldınız. Kendimi anlatmak için üstümü başımı yırtasım geliyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözünün tersini yaparsanız, benim bütün ömrümü çalarsınız.”

Sanık Karaoğlu: Bank Asya’nın açılışında Erdoğan vardı, biz de suçlanamayız

Duruşmaya verilen aranın ardından sanık savunmalarıyla devam edildi. Sanık Burak Ormanoğlu, dosyada yer alan belgelerin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, belgelerde yer alan resimlerdeki kişinin kendisi olmadığını ileri sürdü.

Sanık Yakup Karaoğlu, “IŞİD üyesi olduğumu ispat etmek için belirledikleri delillerden birisi IŞİD daha kurulmadan önce gittiğim bir piknik. Bank Asya’nın açılışında Gülen, Erdoğan ve Abdullah Gül vardı. Ancak şimdi bu bankaya para yatıranlar suçlu sayılıyor. Önceden bu açılışı yapanlar suçlanamayacağı gibi biz de suçlanamayız” dedi.

Sanık Esin Altıntuğ’dan ‘itiraf gibi’ ifadeler

Sanık Yakup Karaoğlu savunmasını yaparken ise sanık Esin Altıntuğ araya girdi. Bombacıları Ankara’ya getiren Halil İbrahim Durgun’un eşi olan Altıntuğ, şunları söyledi:

“Eşim Halil’in firar ettiği gece Yakup’un onu kaçırdığını söyledi. Zorla evimizde ders yaptırdı, misafir getirtti. Yabancı misafirleri gelirdi. Benim evime de getirtmek istedi ama müsaade etmedim. Hiçbir şey yapmamış gibi şimdi yalan söylüyor burada. Benim eşimi bu yola sokan, bizim hayatımızı mahveden kişi Yakup’tur. Suriye’den gelen insanlara evini açıyordu. Dini toplantılar yapıyor, beyinleri yıkıyordu. Eşleri Suriye’de ölen kişiler geliyordu, Türkiye’ye bunların vesilesiyle. Eşleri Suriye’de ölen kişileri Yakup Karaoğlu Suriye’den getiriyordu. Halil yurt dışına çıkacağını 14 Ekim günü söyledi. ‘Yakup geldi beni aldı götürdü’ dedi.”

Altıntuğ’un ifadelerinden sonra Karaoğlu, “Ben şimdi neyle suçlandım” dedi ve Altıntuğ hakkında söylediklerini inkar ederek, “Kendi evime Suriyeli birini niye götüreyim. Öyle hale geldi ki kocasının benim öldürdüğümü söyledi. Ben Halil İbrahim Durgun’u aranıyorsun diye aramadım. Kaçması yönünde bir şey söylemedim. Ben nasıl işler yapıyorum anlamadım ki” diye konuştu.

Sanık İbrahim Halil Alçay, bombacıların Ankara’ya getirildiği aracın kendisini ait olmadığını ileri sürerek, “Ben bu aracı satmıştım. Araç olay için tahsisi edilmemişti. Halil İbrahim Durgun’a aitti araç ve onun olaya özel tahsis edildiğine dair bir tane belge yok” sözleriyle kendini savundu.

Sanık Nihat Ürkmez’in avukatı Hüseyin Almaz, müvekkili hakkında dosyada sadece bir fotoğrafın olduğunu söyleyerek, “Bu fotoğrafın nerede, ne zaman çekildiğine dair bir delil mevcut değildir. IŞİD Eylül 2013 tarihinde terör örgütü olarak kabul edildi. Fotoğrafın çekildiği zaman mütalaada belli değilse nasıl bunu örgüt üyeliğine delil olarak kabul edeceğiz” dedi.

Almaz, Zaman Gazetesi’ne yapılan operasyon sırasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olay yerine gidip fotoğraf çekindiğini hatırlatarak, “Kılıçdaroğlu şimdi örgüt üyeliğinden tutuklu mu? Değil. O zaman fotoğraf örgüt üyeliğine delil değil” diye müvekkilini savundu.

Almaz, müvekkilinin Suriye’ye gittiğini ancak IŞİD kampına gitmediğini ileri sürerek, “Arapça eğitimi almak için Suriye’de bulundu. Yine İHH yardım kamplarında bulundu. Müvekkilin DAEŞ (IŞİD) kampında bulunduğun dair somut delile dosyada rastlamadım. Çektirdiği fotoğraftaki silah gerçek mi değil mi? Dosyada tespit yok” dedi.

Ailelerden itiraz

Mağdur ailelerinden avukat Almaz’ın ifadelerine itirazlar geldi.

Almaz, Mahkeme başkanına “22 yıldır avukatım ilk defa böyle bir şey görüyorum” dedi. Mahkeme Başkanı Giray, “Avukat bey provoke etmeyelim” dedi.

Almaz, ifadelerine devam ederken, salondan itirazlar da sürdü. Almaz, “Neşet Ertaş’ın bir sözü var, ‘Kendi kendisinden utanmayan yeryüzünde hiç kimseden utanmaz’” diye sözünü sürdürürken, Mahkeme Başkanı Giray, “Avukat bey kaçıncı kez söylüyorum, savunmanıza devam edin” sözleriyle Almaz’ı bir kez daha uyardı.

“Akrabalarım IŞİD’li ama ben değilim”

Sanık Nihat Ürkmez, Hasan Aksoy ile yaptığı görüşmenin çarpıtıldığını savundu.

‘Elazığ sorumlusu’ olmadığını, zaten o telefon görüşmesinden sonra çalışmak için Kuveyt’e gittiğini söyleyen Ürkmez, akrabası IŞİD üyesi diye kendisinin de IŞİD üyesi olamayacağını savundu.

Sağ ayağı sargılı olan ve koltuk değneği ile salona giren Yakup Yıldırım, Hakan Şahin ile konuşmalarının “sosyal içerikli” olduğunu iddia etti. Yabancı uyruklu bir kişinin üzerine olan hattı kullandığını belirten Yıldırım, askerdeyken bu hattı almak zorunda kaldığını öne sürdü.

Yarın devam edecek

Sanıkların mütalaaya ilişkin son sözlerinin bugün tamamlanmaması nedeniyle duruşma bir gün daha uzatıldı.

Yarın devam edecek duruşmada kararın çıkması bekleniyor.

Kamu görevlileri hakkında hiçbir dava açılmadı
19’u tutuklu 36’sı firari 96 sanığın yargılandığı davada iddia makamı, 9 sanığın “kasten öldürmek” suçundan 100’er kez, “anayasayı ihlal” suçundan da birer kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapsini talep etmişti. Savcı, firari 16 sanığın dosyasının ayrılmasını da istemişti.

Müşteki avukatları ve aileler ise suçlamanın sadece sanıklarla sınırlı tutulamayacağını, olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin de cezalandırılmasını istiyor ancak söz konusu görevlilere hiçbir dava açılmadı.

Müebbet hapsi istenen 9 sanık şöyle: Esin Durgun, Hatice Akaltın, Yakup Yıldırım, Suphi Alpfidan, Yakup Karaoğlu, Mehmeddin Baraç, Nihat Ürkmez, Abdulhamit Boz, Burak Ormanoğlu.

Kaynak: Gazete Karınca

İlginizi çekebilir