1. Milli Fındık Şûrası’ndan Bugüne Fındık

Türkiye’de ilk ulusal fındık kongresi 1935’te düzenlendi. Geçen 83 yılda Türkiye’de fındıkta ne değişti?

1. Milli Fındık Şûrası 10 Ekim 1935’te Ankara’da düzenlendi. Dönemin Ekonomi Bakanı Celal Bayar başkanlığında düzenlenen şûrada, Türkiye’deki fındık üretim ve satış politikaları ilk kez profesyonelce ele alınmıştı. Karadeniz’in ve Türkiye’nin en önemli tarım ürünlerinden biri olan fındığa dair ilk önemli kararların alındığı kongrenin raporu, fındık üreticisinin bugününü anlamamız açısından geçmişe ışık tutuyor.

1935’teki kongreye Ordu ve Giresun’dan üreticiler, Tarım Bakanlığı, İş Bankası, Ticaret Odaları ve başka birçok kurum ve kuruluştan yetkililer katıldı. İhracatın artırılması, üreticinin kredilendirilmesi ve fındığın standardizasyonu gibi birçok konu tartışıldı.

Peki, o gün durum neydi, bugün ne?

Dünden bugüne: raporlara göre üretim rakamları

Kongreye katılan Türkofis*, sunduğu raporda geçmiş yıllara ait rekolte bilgileri, bölgeye göre üretim ve mahsul çeşitleri, bahçelerin verimlilik oranları gibi birçok araştırma sonucunu katılımcılarla paylaşmıştı.

Rapora göre, 1935 yılında fındık üretim sahası toplam 55-60 bin hektar büyüklüğünde. Bugün ise 705 bin hektarlık (ZMO verileri) alanda fındık üretiliyor. Fındığın kapladığı alan 83 yılda 10 katlık bir artış göstermiş. O yıllarda hektar başına verim 600-1100 kilo arasında değişirken, bugün bu oranda değişen bir şey yok.

1935 yılında üretilen fındık 67 bin ton iken, son yıllarda ortalama üretim 550 bin ton civarında.

Hazırlanan raporda, fındık üretiminde örnek gösterilen ülke İspanya. Katalonya bölgesinde yetiştirilen fındığın verimi örnek gösterilirken, dünyadaki diğer üretici ülkeler (İtalya, Sovyet Rusya) hakkında da bilgiler mevcut. İspanya’nın 1935’teki üretim oranı 26 bin ton olarak kaydedilmiş vaziyette. FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre, İspanya’daki üretim bugün dahi hep aynı seviyelerde.

Türkiye’nin en çok fındık ihraç ettiği ülkeler 1935 yılında da Almanya ve İtalya. O yıllarda ihraç edilen fındık miktarı 10 milyon kilonun üzerine çıkamazken, 2017 verilerine göre (TÜİK verileri) bu iki ülkeye ihracat toplam 73 milyon kilo civarında.

1932 yılında dünyadaki fındığın yüzde 47’si Türkiye’de üretilirken, 2016’da bu oran yüzde 56 olarak tespit edilmiş.

Değişmeyen tek şey çiftçinin derdi

Türkofis tarafından hazırlanan raporda çiftçinin sıkıntıları da anlatılıyor. Belirtilen sıkıntılar bugünkülerle aynı. Çiftçi borçlu, maliyet yüksek, ürünün parası geçinmeye yetmiyor. 1935’ten günümüze dek değişmeyen tek şey fındık üreticisinin problemleri.

Kongreye katılan bir başka kuruluş olan Ordu Tecim [Ticaret] ve Endüstri Odası’nın raporunda, üreticiyi kalkındırmanın tek yolu olarak kooperatif sistemi olarak görülüyor.

“Üretmenin kredi ihtiyacını tatmin ederek onu istismardan kurtarmak için yegâne yolun kooperatifler olduğunda ısrar edeceğim. Bize benzer ziraatçı memleketlerin ziraî ilerleme ve genişlemesini temin eden kooperatiflerin bizde iyi tatbik edilememesi ve müstahsile kooperatif terbiyesi verilememesi yüzünden köylü bu müesseseye ısınamamış ve beklenilen fayda da elde edilememiştir.”

Bu doğrultuda kongreden sonra, uzun yıllar çiftçinin yanında olacak olan FİSKOBİRLİK’in (Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) kurulmasına karar verilmişti. FİSKOBİRLİK’in kuruluş amacı ve çalışma prensibi, çiftçiyi mağdur etmemek üzerine kuruluydu. FİSKOBİRLİK piyasada dengeyi sağlayan, özel şirketlerin istediği gibi fındık fiyatı belirmesinin önüne geçen bir birlikti.

Ancak bugün FİSKOBİRLİK’e bakıldığında durum pek iç açıcı değil. Devletin kredi desteğini çekmesi, fındık işinin TMO’ya (Toprak Mahsulleri Ofisi) geçmesi gibi nedenler birliğin gücünü zayıflatmış durumda. Fındık üreticisi de mahsulünü değerinin altında bir ücrete ya TMO’ya ya da İtalyan bir şirkete satmak zorunda. Anlaşılacağı üzere, FİSKOBİRLİK son yıllarda iyice işlevsiz bir hale getirilmiş ve çiftçi dostu bir kurum daha alaşağı edilmiş halde.

İspanya’dan gelen iş teklifi

Kongreye sunulan raporlarda birçok ülkenin fındık üretim istatistikleri, fındığı toplama biçimleri, ihracat ve ithalat rakamlarına kadar birçok bilgi bulunuyor. Bu alanda en büyük rakip İspanya olarak görülürken, bu ülkeden gelen işbirliği teklifi de tartışılıyor. İspanya’nın en çok fındık yetiştirilen bölgesi olan Tarragona’nın fındık piyasasının önde gelenleri, sabit bir satış rakamı belirlenmesi konusunda öneri sunuyor.

Türkiyeli üreticiler teklife hemen yanaşmazken, değerlendirmenin satış kooperatiflerinin kurulmasından sonra yapılması kararlaştırılıyor. İspanyalıların üretim ve toplama stilleri detaylıca inceleniyor. Üretimin İspanya’daki gibi verimli olmamasının sebepleri ise teşkilatsızlık, tarımsal sebepler ve çiftçilerin ekonomik durumları olarak gösteriliyor.

Kongrede ne kararlar verildi?

Ulusal Fındık Şurası’na katılan tüm kurumlar, kongrenin ardından kendi değerlendirme raporlarını sundu ve alınacak kararları açıkladı. Her kurum kendi alanında radikal ve çözüm odaklı kararlar alırken, ortak amaçlar da kabaca ortaya çıkmış oldu: Çiftçinin maddi durumunu düzeltmek, tarım arazilerini artırmak, üretim ve satış aşamaları hakkında hem çiftçiyi hem de tüccarı bilinçlendirmek.

Türkofis (Dış Ticaret Reisliği), 1934 yılında kurulan bir kamu kurumudur. Görevi yerli ürünlerin en iyi şekilde ihraç edilmesini sağlamak, dış ülkelerdeki piyasa ve pazarların güncel halini takip etmekti. 1983 yılında başka kurumlarla birleştirilerek varlığına son verildi.

Kaynak: Bianet  (Ogün Işık)

İlginizi çekebilir