Yargıtay’dan ‘FETÖ’nün imam ve abilerine ‘yüzde 50 daha az ceza’ kararı

Yargıtay, ‘FETÖ’nün en önemli unsurlarından örgüt abileri ile bazı il, ilçe ve kamu kurumu imamlarının ‘yöneticilik’ suçundan değil, daha az ceza öngörülen örgüte üyelik suçundan cezalandırılmaları gerektiğine karar verdi.

Kararda, “Örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamları, semt imamları, mahalle imamları, ev imamları (abileri), talebe imamları, serrehberler, belletmenler gibi ilk üç katman mensuplarının örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir” dendi.

Kararda, ayrıca, il ve ilçe imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıklarının, ‘hiyerarşik yapı içerisindeki konum ve görevleri, sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek’ belirlenmesi gerektiği belirtildi. Böylece Yargıtay, bu konumdaki örgüt yöneticilerinin yöneticilikten değil üyelikten ceza almalarının yolunu açtı. Türk Ceza Kanunu, terör örgütü yöneticiliği suçuna 15-22.5 yıl, üyelik suçuna ise 7.5-15 yıl hapis cezası verilmesini öngörüyor; yani bu isimlere örgüt yöneticiliğine göre yüzde 50 daha az hapis cezası veriliyor.

Kriterleri belirledi

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/5077 Esas ve 2019/2936 karar sayılı il imamı olan sanığın dosyasında, ‘FETÖ’ sanıklarının hangi durumlarda yöneticilik suçundan ceza alacağına ilişkin kriterleri belirledi. Terör örgütünü yönetme suçuyla ilgili yasal düzenlemelere yer verilen kararda şöyle dendi:

“Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez.

Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir. Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. 

Yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır.

‘FETÖ’nün dikey yapılanması

Örgütün sorumlu yöneticisi ‘imam’ olarak isimlendirilir. Kainat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi birçok değişik pozisyonu vardır. 

Örgütün lideri, mensuplarınca kainat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar ‘istişare kurulu’, ‘mollalar’, ‘tayin heyeti’ ve ‘özel hizmet’ birimleridir. 

Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, ‘Türkiye imamı’, ‘bölge imamları’, ‘il imamları’, ‘küçük il ve bölge imamları’, ‘ilçe imamları’, ‘semt imamları’, ‘mahalle imamları’, ‘ev imamları (abileri)’, ‘talebe imamları’, ‘serrehberler’, ‘belletmenler’ şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır. 

Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup, her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır. 

Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır. 

Fethullah Gülen’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek Gülen’e aktarılarak onayı istenmektedir.

Hücre örgütlenmesi

Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve lideri Gülen’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır. 

Abiler ve ablalar

Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için ‘abi’, kadınlar için ‘abla’dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar. 

Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir:

  • Birinci kat, halk tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur.
  • İkinci kat, sadık tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. 
  • Üçüncü kat, ideolojik örgütlenme tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur.
  • Dördüncü kat, teftiş kontrol tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar. 
  • Beşinci kat, organize eden ve yürüten tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evliliklerinin örgüt içinden olması zorunludur. 
  • Altıncı kat, has tabaka: Fethullah Gülen ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar. 
  • Yedinci kat, kurmay tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir. 

Yedi katmanın en üstünde ‘Sözde Fethullah Hoca arşı’ yer almaktadır. 

Her imam yönetici sayılmaz

Fethullah Gülen ile beşinci, altıncı ve yedinci katmanlarda yer alanların, ‘kıta imamı’, ‘ülke imamı’, ‘Türkiye imamı’ ve ‘bölge imamlarının’, her halükârda örgütün üst düzey yöneticisi olduklarında kuşku yoktur. Ancak örgütü bir arada tutan ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapan dördüncü katman örgüt mensupları ile ilgili olarak, il ve ilçe sorumluları/imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıkları, somut olayın özellikleri, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek belirlenmelidir. 

Örgütün anlatılan yapılanması çerçevesinde, ‘örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamları’, ‘semt imamları’, ‘mahalle imamları’, ‘ev imamları (abileri)’, ‘talebe imamları’, ‘serrehberler’, ‘belletmenler’ gibi ilk üç katman mensuplarının ise örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir.”

Daire, somut olayda il imamı olan sanığın, ‘örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin süre, önem ve yoğunluğu da gözetildiğinde örgüt yöneticisi olarak kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı’ için yerel mahkeme kararının onandığını belirtti.

Kaynak: DİKEN-Kemal Göktaş

İlginizi çekebilir