Ya virüs ‘dünya lideri’nin ülkesinde çıksaydı? – Metin Kıyan

Metin KIYAN yazdı (ÇİN): Koronavirüs Çin’in dışında başka bir ülkede ortaya çıkmış olsaydı sonuçlarının büyük yıkımlar getireceğini söylemek mümkün. Ya başında ‘dünya lideri’ olan bir ülkede bu virüs ortaya çıksaydı?

Yeni ismiyle COVID-19 koronavirüs ile ilgili birkaç gündür Çinden gelen veriler, doğrulanmış vaka sayısı artış oranının azalma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte şüpheli vaka sayısı da gün geçtikçe azalma eğiliminde. Şu ana kadar bin 114 kişi virüs nedeni ile hayatını kaybederken, 4 bin 797 kişi iyileşerek taburcu edildi. Taburcu edilen insan sayısındaki hızlı artış dikkat çekiyor. Doğrulanmış vaka sayısı 44 bin 653 (33 bin 453 Hubei eyaleti) iken şüpheli vaka sayısı da 16 bin 67. Çalışma hayatının yeniden başlaması nedeni ile yüz milyonlarca insanın memleketlerinden çalıştıkları şehirlere doğru göçü başladı. Bunun sonucu olarak uzmanlar ölçümlere temkinli yaklaşsa da Şubat sonu itibarıyla vaka sayısının tepe noktasına ulaşacağı öngörüler arasında.

 

 

Virüs büyük oranda Wuhan’da hapsedilmiş görünüyor

Çin Hükümeti virüsü büyük oranda Wuhan bölgesinde hapsetmiş görünüyor. Peki bu noktaya nasıl gelindi ?

Çin Hükümeti krizin yönetiminde dünyanın takdirlerini toplayan bir performans gösterdi. Yerinde kararlar ve bu kararların uygulanmasındaki disiplinle virüsün sadece Çin’de değil bütün dünyaya pandemik şeklinde yayılmasını engelledi. Çin halkı da hükümetlerinin kararlarına uyarak salgının kontrol altında alınmasında en önemli rolü oynadı. Fakat bunun hiç de kolay olduğu söylenemez.

Yaklaşık bir aylık sürede Çin’de neler olup bittiğine kısaca bir göz atalım.

Salgının başlagıcında yaşanan panik ve dramların rakamlarla izah edilmesi mümkün değil. Hastalar tedavi olmak için gittikleri hastanelerde yer bulmakta zorlanırken, evlerine geri gönderildikleri biliniyor. Panik halinde evlerine gıda ve ihtiyaç malzemesi depolamak isteyenlerin stokları hızlıca tüketmesi, karaborsacıların ve sahte ilaç satanların ortaya çıkmasına neden oldu. Hükümetin bu tip tutum içerisinde olanlara sert yaptırım uygulayacağı mesajlarından anlaşılıyor. Fakat tecrübeli Çin Hükümeti’nin ilk dakikadan itibaren sistematik ve başarılı bir kriz yönetimi uyguladığını söylemek mümkün.

Çin Hükümeti hangi önlemleri aldı?

Öncelikle halk virüse karşı bilinçlendirildi ve alınması gereken önlemler anlatıldı. Panikle değil bilimsel yöntemlerle mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı. Halktan sokağa çıkmamaları, düğünleri iptal etmeleri, cenazeleri bir bölgeden başka bölgeye taşımayarak kısıtlı sayıda insanla toprağa vermeleri istendi. Bazı yerlerde evlerine çekilen halkın gıda ihtiyacı doğrudan yerel yönetimler tarafından karşılanırken, bazı yerlerde bir evden sadece bir kişinin, iki günde bir dışarı çıkıp malzeme tedarik etmesi istendi.

Salgının merkezindeki Hubei eyaletine bağlı Wuhan şehri ve çevre illerle birlikte toplam 13 il karantina altına alındı, giriş çıkışlar durduruldu. Ülkenin değişik yerlerinden 20 bin doktor, hemşire, askeri sağlık personeli virüse karşı ön hatta savaşmak için bölgeye kaydırıldı. Wuhan’da, şaşkınlık veren hızda iki tane büyük hastane inşa edildi ve bu hastaneler hızlıca hasta kabul etmeye başladı. İhtiyaç duyulan medikal ürünleri üretmek için atölyeler kuruldu. Maske ve medikal malzeme üreticilerinin tatil dolayısıyla üretime ara vermemeleri istendi. Pekin’de yeni bir maske fabrikası açılıp işletilmeye başlandı. Temel ihtiyaçların tedariği organize edildi.

Virüsün yayılmasını engellemek için Çin tatilinin süresi uzatıldı ve bir çok yerde yerel yönetimler çalışma başlangıç takvimlerini ileri tarihe ertelediler. Şu an için bütün işletmeler çalışmaya başlamış durumda değiller. Halkın çalıştıkları yerlere geri dönmesi çeşitli prosedürler ve engellerle yavaşlatılıyor. Öte yandan işletmelerin de, çalışmaya başlamak için belirli önlemleri alması ve bu önlemleri aldıktan sonra izin alması gerekiyor.

Yapay zeka devrede

Apartman ve site yönetimleri, kimlerin ne zaman geri döndüklerinin, 15 günlük geçmişlerinde Wuhan veya Hubei’den biri ile temas kurup kurmadıklarının kayıtlarını tutuyor. İnfrared termometre ile ateş ölçümü her tarafta yapılırken, Pekin’in bazı kamu kurumlarında ve metro istasyonlarında hızlı ateş ölçümü için yapay zekanın pilot olarak kullanılmaya başlandığı duyuruldu.

Virüsün en kolay yayılabileceği okullar ise eğitimi aksatmamak için online olarak eğitime başladılar. Çin’de internete erişimin yaygınlığı ve internetin hızı, online eğitime olanak veriyor.

Öte yanda Çin virüsün dünyaya yayılmasını engellemek için sorumluluklarını yerine gitiriyor. Virüsün genom dizilimi hızlıca tespit edilerek dünya ile paylaşıldı. Şu an için Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte çalışmalar yürütülüyor.

Herşey Mükemmel mi?

Virüs Çin’in dışında başka bir ülkede ortaya çıkmış olsaydı sonuçlarının büyük yıkımlar getireceğini söylemek mümkün. Gerçekten de Çin Komünist Partisi öncülüğündeki Çin yönetim aygıtı, hızlı karar alabilme ve alınan kararları ülkenin en ücra köşelerine kadar büyük bir disiplinle uygulayabilme yeteneğine sahip. Hem teknolojik üstünlük, hem kaynakların kullanımındaki kontrol, hem de devasa bir örgütlülük buna olanak tanıyor. Bununla birlikte yetersizlikler de günyüzüne çıktı. Örneğin maske stokları tükenirken, Çin halkı yeterli maske bulmakta güçlük çekiyor. Salgının ilk başlangıcında Wuhan’da yeterli yatak kapasitesi olmadığı için bir çok hasta evlerinde karantinaya alınarak, evlerinde tedavi edilmeye çalışıldı. Bu da virüsün kontrol altına alınmasını güçleştirdi.

Komünist Parti’nin işbaşında olması Çin’in komünist olduğu anlamına gelmiyor. Kimi sektörlerde kısmi devlet kontrolüne karşın kapitalizmin yasaları işlemeye devam ediyor: Örneğin, çalışma hayatı durmasına rağmen, banklar alacaklarını, ev sahipleri kiralarını istemekten geri kalmıyor. Virüs dolayısıyla toparlanması epey zaman alacak eğlence, turizm sektörleri gibi sektörlerde çalışanların geleceği ise belirsiz. Öte yandan çalışma hayatlarına bir an önce geri dönmek isteyen halkın, ulaşım olanaklarının kısıtlanması, çalışmaya başlama sürelerinin uzaması morallerin bozulmasına ve sinirlerin yıpranmasına neden oluyor.

Savunma sanayiye devasa bütçe ayrılacağı yerde, bu kaynaklar bu tip felaketlere hazırlık için kullanılmış olsaydı, daha sıkıntısız, daha acısız bir sürecin yaşanması mümkün olmaz mıydı? Lakin kapitalist bir dünya savunma sanayisiz mümkün olmuyor.

 

Ya başında ‘dünya lideri’ olan bir ülkede bu virüs ortaya çıksaydı?

Virüs, Çin dışında başka bir ülkede ortaya çıkmış olsaydı sonuçlarının büyük yıkımlar getireceğini söylemek mümkün demiştik. Özellikle ya başında ‘dünya lideri’ olan bir ülkede bu virüs ortaya çıksaydı? İnsan düşünmeden edemiyor. Halktan topladığı deprem vergilerinin hesabını veremeyen, deprem olduğunda yine halktan para dilenen, üniversitelerinin başına bilimle ilgisi olmayan mollaları atayan, kurumlarının kadrolarını liyakate değil de yalakalığa göre dolduran, bilime değil dine referansla yöneten bir hükümete sahip bir ülkede böyle bir felaketin meydana gelmesini düşünmek… En iyisi hiç düşünmemek…

Kaynak: Siyasihaber

İlginizi çekebilir