Türkiye ekonomisi, sırtındaki termik santral kamburunu taşıyamıyor – Pelin Cengiz

Termik santral özelleştirmelerinin başladığı 2013 – 2018 yılları arasında özelleştirmelerden termik santral alan şirketler, bankalardan toplamda 9,2 milyar dolar kredi kullandı

Yeni yıla eski bir mevzunun devamıyla girdik. Konumuz malum, yine termik santraller.

Şubat 2019’da Meclis’teki tüm partilerin ortak kararıyla geri çekilen termik santrallere “zehir saçma izni” veren yasal düzenleme, kasım ayında raftan indirilip tekrar gündeme taşınmıştı. Daha önce Anayasa Mahkemesi’nin iki kez iptal ettiği madde, 2013’ten beri çevre yatırımlarını gerçekleştirme taahhütlerini yerine getirmeyen ve kendilerine tanınan süreler, yasal düzenlemelerle üç defa uzatılan 15 kömürlü termik santrale dördüncü kez Haziran 2022’ye kadar toprağı, havayı, suyu kirletme, toplum sağlığını tehlikeye atma izni verilmişti.

Kararın ardından kamuoyunda oluşan “tepki” üzerine olsa gerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra ilk kez veto hakkını kullanarak ilgili maddeyi veto etti. Vetonun ardından Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kapatma dahil tüm cezai işlemlerin uygulanacağını belirtti.

Nitekim, uygulamaya başladı da, ancak bazı soru işaretleri ortadan kalkmış değil.

31 Aralık 2019 gecesi bazı termik santrallerin kapatıldığı, özellikle Manisa Soma’da termik santralin atık suyu ile ısınan 12 bin 500 hanenin termik santralin kapatılmasıyla soğukta bırakıldığı, herhangi bir planlama yapılmadan santrallerin kapatılarak termik santral istemeyenlerin cezalandırıldığı bir sürece girildi.

Gelişmelerin hemen akabinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Çevre Kanunu’nun 11 ve 15’inci maddeleri gereği, beş termik santralin tamamen, bir termik santralin ise kısmi olarak kapatılmasına, diğer yedi santralden dördüne geçici faaliyet belgesi verilmesine, üç santrale ise gerekli çevre izinlerinin verilmesine karar verildiğini açıkladı.

Kapatılan termik santraller ve sahiplik yapıları şöyle:

  • Afşin Elbistan A Termik Santrali (Kahramanmaraş) – Çelikler Holding
  • Seyitömer Termik Santrali (Kütahya) – Çelikler Holding
  • Tunçbilek Termik Santrali (Kütahya) – Çelikler Holding
  • Çatalağzı Termik Santrali (Zonguldak) – Bereket Enerji
  • Kangal Termik Santrali (Sivas) – Konya Şeker Enerji

Geçici faaliyet belgesi verilen termik santraller ve sahiplik yapıları şöyle:

  • Orhaneli Termik Santrali (Bursa) – Çelikler Holding
  • Yatağan Termik Santrali (Muğla) – Bereket Enerji
  • Afşin Elbistan B Termik Santrali (Kahramanmaraş) – EÜAŞ
  • Çayırhan Termik Santrali (Ankara) – Ciner Enerji

Yurttaşların kış mevsiminde mağduriyet yaşamaması için Konya Şeker’in sahip olduğu Manisa Soma Termik Santrali’nin kısmi olarak çalışmasına izin verildi.

Bakan Kurum’un açıklamasına göre, mevzuat gereği, bu termik santrallerin sahiplerinin altı ay içerisinde çevre izin ve lisans belgesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuru yapması gerekli.

Çevre izinlerini alan termik santraller ve sahiplik yapıları şöyle:

  • Yeniköy Termik Santrali (Muğla) – Limak Enerji ve İçtaş Enerj
  • Kemerköy Termik Santrali (Muğla) – Limak Enerji ve İçtaş Enerji
  • 18 Mart Çanakkale Termik Santrali (Çanakkale) – EÜAŞ

Toplamda dört termik santrali bulunan Çelikler Holding’in üç termik santralinin kapatılmış olması ilginç.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, değil Türkiye’nin, Avrupa’nın en kirli termik santrallerinden bir olan ve bölgeye yaydığı kirlilik görüntüleriyle tepki çeken Afşin Elbistan Termik Santrali’nin sahibi Çelikler Holding’in patronu Tahir Çelik’i, verilen sürenin bir kez daha uzatılmasını talep edince telefonda azarladığı medyaya yansımıştı.

Geri çekilen ve veto edilen maddenin yasalaşması için Çelikler Holding’in yoğun çaba içinde olduğu, hatta tehditlerde bulunduğundan şu yazıda bahsetmiştik.

Dört termik santralinden üçüne -şimdilik- kilit vurulan ve birine geçici faaliyet izni verilen Çelikler Holding’in patronu Tahir Çelik’in Erdoğan’la telefonda girdiği diyaloğun bu durumda ne kadar etkisi oldu bilmiyoruz.

Ama mesela şunu biliyoruz.

Termik santral özelleştirmelerinin başladığı 2013 – 2018 yılları arasında özelleştirmelerden termik santral alan şirketler, yerli ve yabancı bankalardan toplamda 9,2 milyar dolar kredi kullandı.

En fazla krediyi 2,965 milyar dolar Limak Holding kullandı. Onu 2,134 milyar dolarla IC İçtaş takip etti. 1,971 milyar dolarla Çelikler Holding üçüncü sırada yer alarak diğer ikisini takip etti.

Çelikler Holding, yukarıda bahsettiğimiz dört termik santrali de özelleştirme yoluyla satın aldı ve 1,97 milyar dolar kredi kullandı.

Belli ki, kredi geri ödemelerinde sıkıntı var, belli ki çevre yatırımlarını bugüne kadar yapmaya yanaşmamayı, eski ve kirli santralleri satın alıp zehir saçmayı, insanların, canlıların yaşamını tehdit etmeyi, doğayı kirletmeyi kendilerine hak saydılar. Bundan sonra yatırımları yapıp yapmayacaklarını da zaman gösterecek.

Burada sorulması gereken birkaç soru var:

Kapatılan termik santrallerin çevre yatırımlarını gerçekleştirme yönünde hiçbir planı yok mu? Yok ise tamamen devre dışı bırakılacaklar mı?

Geçici faaliyet belgesi verilen termik santrallere neye göre geçici izin verildi? Çevre yatırımlarını yapmış mı yapmamış mı?

Bu santraller herhangi bir termin planı hazırladılar mı ya da ne zaman hazırlayacaklar?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın termik santralların atıklarına yeni muafiyet getiren “Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik” düzenlemesi yılın son günlerinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Filtresiz baca veto edilirken, termik santrallerin külüne izin geldi. Yönetmeliğin geçici II. maddesi, “Bu yönetmelik yayımlanmadan önce Bakanlık tarafından kapatma planı uygun görülmüş, fakat başlatılmamış/uygulanmamış kapatma planları, bu yönetmeliğe göre revize edilerek yeniden Bakanlığa sunulur ve kapatma işlemleri bu yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılır” deniyor. Bazı santraller bu muafiyet sayesinde kapatılmaktan kurtulmuş olabilir mi?

Termik santrallerin kirli, filtre tartışmasının yersiz olduğu, iklim krizini derinleştirdiği, ucuz olmadığı gibi dışsal maliyetlere sebep olduğu gerçekleriyle ne zaman yüzleşeceksiniz?

Esas meselemiz olan fosil yakıtlardan çıkış için gerekli olan azaltım ve uyum politikalarını ne zaman konuşmaya başlayacağız?

Temiz, ucuz, çevreye uyumlu enerji alternatifleriyle ilgili stratejileri ne zaman hayata geçireceğiz?

Termik santraller kapanınca istihdam kayıpları da gündeme geldi. Bu noktada adil dönüşüm kavramının da Türkiye’de çoktan konuşulmaya başlaması gerekirdi. Çünkü bu çok zorlu bir dönüşüm. İklim krizine sebep olan fosil yakıtlardan çıkış stratejisi gerçekleştirilmedikçe, bu alanlarda istihdam edilen insanların da mağduriyetleri artıyor. Adil dönüşüm kavramını ne zaman konuşmaya başlayacağız?

Bu sorulara ancak kamuya hesap verme sorumluluğu olan, şeffaf, demokratik yönetimlerde cevap bulmak mümkün.

Öte yandan, işin bir de kapasite mekanizması boyutu var.

20 Ocak 2018’de Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından hazırlanan “Elektrik Piyasası Kapasite Mekanizması Yönetmeliği” ile elektrik piyasasında arz güvenliğini sağlamak için yıllık olarak belirlenen bütçe dahilinde üretim lisansı sahibi tüzel kişilere kapasite ödemesi yapılması kararlaştırıldı.

Özelleştirmeler sonrası eğer şirketlerde üretim azalırsa enerji güvenliği zarar görmesin diye, santrallara kapasite kullanım teşviği verilmeye başlandı.

Makina Mühendisleri Odası’nın hazırladığı rapora göre, bu kapsamda şirketlere 2018’de 1 milyar 407 milyon lira, 2019’da ise 2 milyar lira teşvik verildi.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş (TEİAŞ) kapasite kullanım mekanizması kapsamında 2020 yılında dokuz firmaya ait 15 termik santralin yaklaşık 1,5 milyar TL teşvik alacağını açıkladı. Şirket başına ortalama 160 milyon TL demek…

TEİAŞ’ın Aralık 2019’da yayınladığı listeye göre kapatılan Tunçbilek, Seyitömer, Kangal, Çatalağzı ve kısmen kapatılan Soma termik santralleri 2020’de de teşvik almaya devam edecek.

Geçtiğimiz günlerde termik santrallerin çevre kirliliğinin yanı sıra nasıl bir çevre tahribatı yarattığına yönelik başka bir veri daha açıklandı. TÜİK, “Termik Santral Su, Atıksu ve Atık İstatistikleri” sonuçlarını açıkladı.

Bu çalışmaya göre, 2018’de 17,5 milyar metreküp su doğrudan su kaynaklarından çekildi. Su kaynaklarından çekilen suyun yüzde 56,2’si denizlerden alındı.

2018 yılında termik santraller, çok büyük bir bölümü denizlerden olmak üzere su kaynaklarından 7,9 milyar metreküp su çekti. Çekilen suyun 7,5 milyar metreküplük bölümü atık su olarak deşarj edildi. Toplam atık suyun yüzde 99.5’i denize, yüzde 0.5’i ise kül barajı, düzenli kül depolama sahası, akarsu ve diğer alıcı ortamlara deşarj edildi.

Termik santraller 7,9 milyar metreküple belediyelerden bile daha fazla su çekerek lider oldu. Belediyelerin çektiği su miktarı 6,1 milyar metreküp olarak hesaplandı.

2018’de toplam çekilen su miktarının 17,5 milyar metreküp olduğu düşünüldüğünde, su kaynaklarından çekilen suyun yüzde 45’ini yani neredeyse yarısını termik santrallerin çektiği görülüyor.

İstatistiklerin kapsamının kurulu gücü 100 MW ve üzeri olan tüm faal termik santrallar olduğu kaydedildi.

Görüldüğü üzere bu termik santraller ekonomik, ekolojik ve toplumsal boyutlarıyla sadece devletin değil hepimizin, bütün yurttaşların sırtında büyük bir yük.

Adil dönüşüm ve fosil yakıtlardan çıkışı konuşmadığımız müddetçe, bu yükün altında ezildikçe ezileceğiz…

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir