TİLKİYE TAVUK KÜMESİNİ EMANET ETMEK – Mustafa Durmuş

Teşbihte hata olmaz, alttaki iki haber sabah sabah bana yukarıdaki halk deyimini hatırlattı.

Amerika’da Pentagon’un başına, yani Savunma Sekreterliği’ne (bizdeki Bakan muadili bir pozisyon), dünyanın en büyük iki sivil havacılık devinden biri olduğu kadar, dünyanın en büyük silah üreticisi de olan Amerikalı Boeing şirketinin bir üst düzey yöneticisi, “Bay İş Bitirici” (Mr. Fix-It) olarak da bilinen Patrick Shanahan atanmış (1).

Yani dev silah sanayi sermayesi işi garantiye almış ve bir adamını doğrudan Pentagon’un başına getirmiş.

Peh peh… Bu da bir şey mi? Biz daha iyileri var!..

Bizden bir habere göre ise,  Bodrum’un el değmemiş nadir koylarından, doğal ve arkeolojik SİT alanı olan Kissebükü imara açılıyormuş (2).

“Ne var bunda ?” diye sorarsanız, haberin detaylarına bakın derim.

Şöyle ki Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur’a ait olan ve 2005 yılından bu yana 5 yıldızlı otel yapılmak istenen sorunlu bir arazi var ve bu arazi Kissebükü’nde yer alıyor. Bakan en son “neden fırsatı kaçırayım” diyerek İmar affından yararlandığını açıklamıştı.

Söz konusu bölge turizm merkezi kapsamında olduğundan bölge planlarını Kültür ve Turizm Bakanlığı hazırladı. Bu planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da onaylandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının başında ise seçilmiş bir politikacı değil, örneğin savunma bakanı, sanayi bakanı, tarım bakanı ve sağlık bakanı ve kabinedeki toplam 16 bakanın çoğunluğunu oluşturan diğer bakanlar gibi dışarıdan atanmış bir bakan var. Yani bakan halkın seçim mekanizması aracılığıyla seçtiklerinden birisi değil.

Bal tutan parmağını yalar…

Bakanın kendisi bir turizmci (yukarıda da belirtildiği gibi) ve Türkiye’nin en büyük tur şirketlerinden olan ETS Tur’un sahibi. Uzun zamandır o koya 5 yıldızlı bir otel yapmak istiyordu, ama bölge halkının tepkisi nedeniyle bu otel yapılamıyordu.

Bakan olarak atandıktan sonra konuya en tepeden el attı ve çözdü, üstelik imar planını daha da genişleterek. Sanırım taşları yerine oturttunuz.

İki haber arasındaki ortak nokta

İki haber arasındaki ortak nokta ise, artık deyim yerindeyse dükkân sahiplerinin, dükkânın başına emaneten getirdikleri seçilmiş politikacılara güvenmediği ya da ihtiyaçlarının kalmadığı ve bizzat dükkânın başına geçtikleri.

Zira geçtiğimiz yüz yılda sermayedarlar lobicilik, döner kapı faaliyetleri gibi yollarla politikacıları etkileyerek istediklerini yaptırırlardı. Artık belli ki arkadan dolaşmak yerine doğrudan konuya müdahale etmeyi tercih ediyorlar.

İlkel birikime geri dönüş ve demokrasiye veda

Bu gelişme birçok şeyi gösterebilir. Ancak bunlardan iki tanesi çok önemli.

İlk olarak, kapitalizm öyle bir noktaya geldi ki adeta kendini tekrarlarcasına, 16.  ve 17. Yüzyıllarda yaptığı gibi, sermaye birikimini giderek artan bir biçimde ilkel sermaye birikimi yöntemleriyle, örneğin zorla ele geçirme, el koyma yöntemleriyle sürdürüyor.

İkinci olarak büyük sermaye grupları ve onların siyasal temsilcileri artık gözü tamamen karartmışlar,  demokrasi oyununu daha fazla oynamak istemiyorlar. Seçilmişleri değil, kendi istediklerini işin başına getiriyorlar.   Yani kapitalizmin (sahte de olsa) demokrasi ile evliliği sona ermiş görünüyor…

Atanmışların her sermaye grubuna eşit mesafede olmasını da beklememek gerekiyor, zira pasta daralıyor, iştah artıyor, rekabet ise yok edici bir hızla sürüyor.

Bu gelişme de, ülkenin bu hale gelmesinde pay sahibi kesimlerden olan büyük sermaye gruplarından birinin bazı patronlarının  Malta gibi ülkelerden ikinci bir vatandaşlık almalarının nedenini kısmen açıklıyor (3).

04 Ocak 2019

Mustafa Durmuş

Dip notlar:

 

İlginizi çekebilir