Yılmaz Güney’den kadın sorunu konusunda samimi özeleştiri

Yılmaz Güney, kendisi ile 1982 yılında yapılan röportajda kadın-erkek eşitliği ve erkeklerin tutumu hakkında konuşurken ‘Ben kendi karımı bile kurtaramıyorum’ diyor. Efsanevi sinema yönetmeni Yılmaz Güney ile Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü “Yol” filmi ile kazanmasından bir süre sonra 1982 yılında yapılan röportajın bugüne kadar yayımlanmamış bölümü yıllar sonra gün yüzüne çıktı. Belgesel yapımcısı Süleyman Özdemir’in arşivinden

Yılmaz Güney’in 37 yıl sonra gün yüzüne çıkan röportajı

Yılmaz Güney ile 1982 yılında yapılan röportajın bugüne kadar yayımlanmamış bölümü yıllar sonra ortaya çıktı. Yılmaz, verdiği demecin bu kısımlarında “Yol” filmi ile Kürt ve kadın meselesi üzerine değerlendirmelerde bulunuyor. Usta yönetmen Yılmaz Güney’in 1982 yılında yapılan röportajın bugüne dek yayınlanmayan görüntüsü gün yüzüne çıktı. 37 yıl sonra ortaya çıkan görüntü, senaryosunu yazdığı Yol filmi ile 1982

Yılmaz Güney’in gençlik öyküleri – Soner Sert

Yılmaz Güney’in ilk dönem öyküleri olan ‘Gençlik Öyküleri’ geçtiğimiz günlerde İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Güney’in toplumcu gerçekçiliğinin ilk izlerinin de görüleceği öykülerde, sanatçının fantastik öğeleri de sıkça kullandığını öyküler, sanatçının bir başka yönüne de vurgu yapar. Yılmaz Güney’i üç ana başlıkta değerlendirmek mümkün: İlki, şüphesiz ki sinemacı yönüdür. İkincisi, edebiyat; üçüncüsü de siyasettir. Sinemacı yönüne

Yılmaz Güney Almanya’da anılacak – Süheyla Kaplan

‘Yılmaz Güney’i’ anma etkinliği 22 Eylül’de Delphi Showpalast, Eimsbütteler Chaussee adresinde gerçekleştirilecek. Türk sinemasının ‘Çirkin Kral’ lakaplı usta oyuncusu Yılmaz Güney,  ölümünün 35. yılında Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) tarafından düzenlenecek bir etkinlikle anılacak. ”Avrupa’da gelişen ırkçılığa karşı devrimci sanatçı Yılmaz Güney’i anıyoruz’ başlığıyla düzenlenecek etkinliğe ‘Gezi Parkı Olayları’ kapsamında hakkında soruşturma açılan tiyatro oyuncusu

Umutsuzlar ya da ‘erkek’liğin kitabını yitirmek – Doğuş Sarpkaya

‘Umutsuzlar’ı izlerken bunca etkilenmemizin sebebi, Fırat’ın kahramanca tercihidir. Belki de hegemonik söylemi yücelttiğimiz ve her gün yeniden ürettiğimiz için suçluluk duymamız, dahası Fırat’ın cesaretini gösteremediğimiz için kendimizden utanmamızdır. Bazı filmler vardır, hiç beklemediğin anda karşına çıkıp mıhlar seni ekran karşısına… Önünde iki seçenek vardır: Ya hemen kanal değiştirmek ya da bir kere daha o filmin

Yılmaz Güney gideli 35 yıl oldu

Yılmaz Güney’i 35 yıl önce kaybettik. O, yaşamı boyunca sinema yaptı. Adana’nın yoksul sokaklarındaki sinema solanlarından 1984 yılının 9 Eylül’ünde yaşamını yitirdiği Paris’e kadar; bulunduğu her mekân ve zamanda, her sevinç ve acıda, hapishanede ve dışarıda, insan sohbetlerinde sinemayı düşünüyordu, hayalini kuruyordu, yazıyordu ve yapıyordu. Yılmaz Güney 35 yıl önce hayatını kaybetti. Güney, kırk yedi

Sistem çözülürken ‘Sürü’ – Hüseyin Kalkan

Yılmaz Güney genç yaşta aramızdan ayrılırken, geride deha ürünü filmler, büyük oyunculuklar, senaryolar ve romanlar bıraktı. “Sürü” ise Güney’in Kürtlere dair yaptığı en önemli filmlerden biri. Ölüm yıldönümünde büyük sanatçıyı anarken, ‘Sürü’nün kısa bir analizini yapmaya çalıştık. Güney’in Kürt gerçeğine ilişkin filmleri içinde ‘Sürü’nün özel bir yeri var. Güney bu filmde adeta Kürt toplumunun sosyolojik

‘Çirkin Kral Efsanesi’ 3 Şubat’ta Fransa ve İngiltere’de vizyonda olacak

Yılmaz Güney‘in hayatını konu alan ‘Çirkin Kral Efsanesi’ dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Toronto Film Festivali’nde yapmıştı. Yapımcılığını Mehmet Aktaş’ın üstlendiği yönetmenliğini Hüseyin Tabak’ın yaptığı Yılmaz Güney belgeseli ‘Çirkin Kral Efsanesi’, 3 Şubat’ta Fransa ve İngiltere sinemalarında vizyonda olacak. Mezopotamya24’den Yavuz Özcan’ın haberine göre, Sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yazar Yılmaz Güney‘in hayatını konu alan ‘Çirkin Kral Efsanesi’

Öksüz baba, çirkin kral – Sevilay Çelenk

Çirkin Kral Efsanesi, Yılmaz Güney’e olduğu kadar belgesele de çekincesiz bir iltifattan bizleri alıkoyan “paranteze” dokunmuyor. Yılmaz Güney’in o parantezden çok daha “fazlası” olduğunu kabul ettiği gibi, o şiddet parantezinin, Yılmaz Güney’le ve sinemasıyla sonsuza dek aramıza girecek bir “fazlalık” olduğunu da kabul ediyor. Diyarbakır’da bir sinema salonu. Tenha bir köy yolu sahnesiyle açılan bir

Enseyi karatmanın gereği yok, Nâzım yazmış şiirimizi, Yılmaz çekmiş filmimizi – Selahattin Demirtaş

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, uzun süreden sonra yeni bir yazı kaleme aldı. “Tamam, çok da “neşeli günlerden” geçmediğimiz doğru” ifadelerini kullanan Demirtaş, “Ama bu gibi dönemlerde topluma öncülük etmesi beklenen aydın, sanatçı, akademisyen, siyasetçi çevrelerindeki yaygın karamsarlığı, kötümserliği anlamak da mümkün değil. Baskı