Penis hasedinden rahim hasedine – Tuğçe Isıyel

Dışarıdaki kadın-erkek çatışmasına bir de kendi içimizdeki eril-dişil tarafların mücadelesinden bakmak bizleri eminim çok farklı yerlere taşıyacaktır zira dış dünyada gördüğümüz çoğu zaman iç dünyamızın da bir yansıması aslında. Freud’a göre kadın, keşfedilmesi gereken “karanlık kıta”, bir muammaydı. E nasıl olmasın vajinasıydı, klitorisiydi, rahmiydi, orgazmıydı, adetiydi, hamileliği, doğumu, lohusalığı, menopozu, hormonları derken, nasıl olmasın yani?

Deniz Kandiyoti: “Toplumsal Cinsiyet Krizi Var, Şiddet Biçim Değiştirdi”

Prof. Dr. Kandiyoti “Adam otobüse biniyor, hiç tanımadığı bir kadına tokat atıyor, ‘Sen nasıl böyle giyinirsin?’ diye. Erkeklerin genel olarak polisliğe soyunması ve bu şekilde hareket ederlerse başlarına belki fazla bir şey gelmeyeceğini düşünmesi yeni bir şey” diyor. Toplumsal cinsiyet ve kalkınma politikaları alanında önemli çalışmalara imza atan, “eril restorasyon”, “ataerkil pazarlık” gibi kavramları toplumsal

Judith Butler: Öfkemizi yeniden şekillendirmeliyiz

Judith Butler’ın son kitabı Şiddetsizliğin Gücü, günümüzde ve belki de tüm zamanlarda, insanların, Butler’ın “radikal eşitlik” diye adlandırdığı bir dünyada bir arada yaşadığı yeni bir yolu tasavvur etme çağrısını tartışıyor. Masha Gessen* Judith Butler çağdaş Batı kültüründe özgün bir konuma sahip. Pek az erkek ve belki de diğer hiçbir kadının olmadığı gibi, Butler uluslararası ünlü

Gülnur Acar Savran ile İkinci Cinsiyet üzerine söyleşi

Simone de Beauvoir kendini tekdüzelikten, tekbiçimcilikten ayırarak kadınla erkek arasında her zaman belli farkların kalacağını, kadının kendine özgü bir erotizminin, duyumsallığının ve duyarlılığının olacağını ileri sürüyor. Simone de Beauvoir’ın en önemli eseri ve feminist hareketin kilometre taşlarından İkinci Cinsiyet (Koç Üniversitesi Yayınları, 2019), Gülnur Acar Savran tarafından Türkçe’ye çevrildi. Biz de kılı kırk yararak yaptığı

ÜNİVERSİTEDEN ŞİDDET ANLATILARI/ 4: Peki, ya evden çıkınca? – Pınar Eldemir

Büyük harflerle sorulması gereken sorular var böyle bir meselede. Toplumsal cinsiyet tartışmalarının ise bir fobi olduğu bir akademide cevabı aranabilecek büyük harfli ilk soru ise bence neden sorusu. Akademiyi akademiye anlatmak çok zor bir uğraş. Zorluğu ise bence bunun bir parçası olarak bunu yapmaya çalışmak. Peki ya evin içinde derken tartıştıklarımızı bir adım daha ileri

Kadınlar barış istiyor! – Ceren Acer

Kadınların dışlandığı politikalarla savaşa karar veriliyor. Kutsanan şiddetin bedelini ise en çok kadınlar ve çocuklar ödüyor. Öldürülen, kayıpların yasını tutan, ağıt yakan kadınlar; barış için savaşın olmayacağını biliyor. Korkmadan, durmadan, en yüksek perdeden seslendiriyoruz: Kadınlar barış istiyor! 31 Ocak 2016’da Kadıköy iskele meydanında, ellerinde siyah dövizleri ve beyaz tülbentleriyle kadınlar aynı anda aynı cümleleri söyledi.

Bilge bir feminist – Ursula K. Le Guin

Ceren Acer “Kendimi Takdim Ederim” başlıklı yazısında, “Çok yeni bir icattır kadın. Kadının icadından önce doğdum ben”, diye yazmıştı.[1] Ursula K. Le Guin, 21 Ekim 1929’da, ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dünyaya geldi. Dört çocuklu, okumaya meraklı bir ailenin en küçük ve tek kız çocuğuydu. Yazar olan annesi Theodora Kroeber kitaplara, ünlü bir antropolog olan babası (Alfred Kroeber)

IAAF’ten sporcu trans kadınlar için ayrımcı karar

Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği, sporcu trans kadınları “kadın” olarak tanımayacağını açıkladı. Trans kadınlar, kadın olduklarını ispatlamak için federasyona cinsiyetini belirten imzalı ve resmi belge sunmak zorunda bırakıldı. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) Konseyi, 14 Ekim günü Katar’ın başkenti Doha’da bir araya gelerek bazı kararlar aldı. Alan Savunması’nın haberine göre, burada alınan kararlardan ikisi sporcu trans kadınlarla

‘Toplumsal Cinsiyet’in feminist eleştirisinin susturulması

Aşağıda imzası bulunan, 1960’ların radikal feministleri ile hâlihazırdaki aktivistler olarak bizler, bir süredir, kadınların ezilmişliğinden fayda sağlayanlar olarak erkeklerin ve eril egemenlik sisteminin adını anmaktan kaçınan “toplumsal cinsiyet kuramı” nın akademideki ve anaakım medyadaki yükselişinden endişeliyiz. Batı’da kadınlara saldırı Hâlihazırda moda olan toplumsal cinsiyet kavramına meydan okumaya cüret eden bireylere ve örgütlere yönelik, bazıları fiziksel

Çocuk gelinler: ‘Karşımızda korkunç bir tablo var’

Çocuk yaşta evlendirilme ve erken yaşta doğum oranları ürkütücü bir noktaya ulaştı. Konuyla ilgili çalışma yürüten SAMER’den Yüksel Genç, ‘Türkiye’de alarm zilleri çalıyor’ dedi Siyasal ve Sosyal Araştırma Merkezi (SAMER), geçtiğimiz günlerde bölge kentlerinin en önemli sorunlarından biri olan çocuk yaşta evlendirilme ve erken yaşta doğum oranlarını ve yoğunluklarını görünür kılmak için yaptığı çalışmayı kamuoyu