Devlet, muhtar, siyaset-Adnan Çelik

Yerel seçimlerin ülke gündemini tamamen domine ettiği son aylarda bu seçimlerin sadece belediye seçimlerinden ibaretmiş gibi görünmesi ve muhtarlık seçimlerinin pek bir gündem oluşturmaması kimseye pek tuhaf gelmiyor nedense. Bu aslında bir yanıyla büyük oranda kentleşen ve verili siyasal kutuplaşma nedeniyle artık siyasal tercihin sadece yerel hizmet temelinde değil esasında bir siyasal “dava” temelinde yapılması

İSTANPOL’ün Türkiye’de kutuplaşma raporu: İlk defa, Cumhur İttifakı ve muhalefet arasındaki yüzde 51-49 dengesi tersine dönebilir

İSTANPOL Araştırma Enstitüsü, Türkiye’de siyasi kutuplaşmanın vardığı noktayı analiz eden raporunu  geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaştı. Raporda, ülkedeki ‘siyasi kutuplar arasında geçişkenliğin neredeyse donduğu’na vurgu yapıldı. Toplumun her iki ucundaki insanların da gündeminde ‘ekonomi’ye dair sorunlar olduğunun altını çizen araştırma, bu iki siyasi ucun Türkiye’nin karşı karşıya olduğu meselelerin sebeplerine ve çözümlerine dair mutabakat sağlayamadığını da

Görünen Kent Kılavuz İstemez, Oyumun Rengi Belli! – Nejla Kurul

Gündelik dilde görünen köy kılavuz istemez deyimi sıklıkla kullanılır. Bu deyim, ne kadar gizlense de gerçeklerin ortada olduğunu anlatır. Asıl olan kılavuzsuz kişilerin, yurttaşların ve bireylerin gerçekleri anlamak ve eylemek  için zaman ve çaba harcamalarıdır. Bu yaklaşım temsil eden temsil edilen ilişkisinin aşılabileceği yeni siyaset olanaklarını da açığa çıkarabilecektir. Yaklaşan yerel seçimler, siyaset sahnesine birçok

Yerli ve milli devletler dönemi kapanıyor

Haysiyetin anlamını tartışmaya açan yeni bir kitap yayımlandı: Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği. Kitabın yazarı Ömer Faruk, 20 yıl Türkiye’nin en önemli yayınevlerinden biri olan ve birçok düşünürü ve siyasi ve felsefi akımı Türkiye toplumuna tanıtan Ayrıntı Yayınları’nı yönetti. Bu yüzden de şimdi düşünceyi irdeleyen, düşünce üzerine düşünen bir kitapla okurların karşısına çıkmış olması şaşırtıcı değil.

İddiasız iddianameye savunmasız savunma: Haysiyet ve siyaset – Ali Rıza Topuz

Ergenekon/Balyoz ve KCK davaları ile başlayan “iddiasız iddianame” geleneği politik nitelikli ceza davalarının ana biçimi haline gelince, savunmalar da savunma olmaktan çıktı. Demirtaş duruşma salonunu politikleştirirken, beraat değil ceza talep ederek piramitin ters çevrilmesine itirazını ironiyle dile getirdi. Yargıçların duruşmalarda sarf ettiği sözler de anti-hukukun sürdürdüğü yıkımın bir başka alameti. Laf 1: “Ben tarafım!” Laf

Taşeron düzenlemesinin ardından: Hiçbir şey değişmedi, işçiler sahipsiz

Taş. İş. Der. Başkanı Cemal Bilgin, ‘taşeron düzenlemesi’nin ardından işçiler için hiçbir şeyin değişmediğini dile getirdi, “Firmaların taşeronu yerine devletin taşeronu oldular” dedi. webiz’de konuşan Bilgin, sendikaların yeterli mücadeleyi vermediğini de vurguladı: “Bugün işçiler gerçekten sahipsiz. Temsil eden siyaset de sendika da yok”. Taşeron İşçileri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (Taş. İş. Der.) Başkanı Cemal Bilgin,

Kayyım tayini ve kadın korkusu

Operasyonların ardında pek konuşulmayan bir neden daha var: Kadınların siyasette yer almasını, izin verildiği ölçüde, kutulara hapsetmek. Anlaşılan o ki Başkanlık ittifakının yerel seçimlere dair en büyük korkusu, özellikle Kürt il ve ilçelerinde tekrar HDP/BDP temsilcilerinin seçilmesi. Aksi takdirde Cumhurbaşkanı şimdiden kayyım tayini yapmakla tehdit etmezdi… Erdoğan’ın Kızılcahamam’daki açıklamaları, şu anda bazısı halen yargılanan, bazılarının cezası kesinleşen

Kürt hareketi Kürtlere ne vaat ediyor? – Fırat Aydınkaya*

Sistem dışı hareketlerin iktidarla sınandığında girdiği türbülans ve siyasal patoloji Kürt hareketini de esir almış durumda. Diğer bir ifadeyle Kürt hareketinin Kürtler için önerdiği modellerin Kürtleri özgürleştirmediğini ve demokratikleştirmediğini cesur bir şekilde tespit etmemiz gerekiyor. Sistem dışı hareketlerin en büyük zaafının, kapitalizm karşısında sahip oldukları kaynakların veya araçların yetersizliği olmadığı bugün artık yeterince görülmüş durumda.

Kemalizm sivil din mi? – Soner Sert

‘Türk’e Tapmak – Seküler Din ve İki Savaş Arası Kemalizm’ isimli kitabında yazar Onur Atalay, ‘siyasette kutsallaşma’ sürecinden başlayıp seküler din olarak nitelendirdiği ‘Kemalizm’i irdeliyor. Yazarın Kemalizmin artık miadını doldurmuş bir ideoloji olduğunu savunduğu kitabı, sanılanın aksine geçmişe dair geniş bir değerlendirmeden öte, bugüne ve geleceğe dair bir izlek oluşturuyor. İletişim Yayınları’ndan Onur Atalay imzası

Veganizm ve türcülük – Pınar Dağ

Bütün devletler türcüdür, bazı ülkelerde mücadeleler sonucunda bazı hayvan türleri için yasal düzenlemeler getirilmiş olsa da, içinde yaşadığımız gezegen, hayvanı gıda sistemine hapsetmiş bir hücre görevi görmeye devam ediyor “Hayvan özgürlüğü veya tahakküm karşıtı olmak teorik bir gerekçe, veganlık ise pratik bir sonuçtur.” – Güray Tezcan[1] Hayvanları yiyecek, giyecek, kobay ve eğlence olarak kullanmanın doğru