Aydın Sezer: Savaş çıkarsa sadece İdlib ve Suriye’yle sınırlı kalmaz – İslam Özkan

Türkiye’nin tam da savaşın eşiğine geldiği bu süreçte, Rusya uzmanı Aydın Sezer’le Astana ve Soçi süreçlerini, bu süreçlerde tarafların mutabakatlara yükledikleri anlamları, anlaşma maddelerinin iyi niyetle yorumlanıp yorumlanmadığını, Suriye’yi gelecekte neyin beklediğini ve Rusya ile Türkiye arasında anlaşma koşullarının ne olduğunu konuştuk. Türkiye, 2011’de ilk kriz patlak verdiğinde, çok hazırlıklı bir ülke görüntüsü verse de

PROVOKATİF BİR SUİKASTTEN BÜYÜK BİR SAVAŞ ÇIKAR MI,  NE YAPMALI? – Mustafa Durmuş

Türkiye’de Meclis’in Libya’ya asker gönderme kararını aldığı günlerde, ABD İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi Irak’ta öldürdü. Ardından da Üçüncü Dünya Savaşının fitilinin ateşlendiği yönünde yorumlar yapılmaya başlandı. Süleymani’nin geçmişte binlerce İranlı Kürt’ün öldürülmesinden sorumlu bir ölüm makinası olduğu biliniyor. Ancak savaş hali mevcut değilken, yerinin insansız hava aracıyla belirlenip, ardından bombardıman ile

Cam Çağı: Bir kusursuzluk mekânı olarak sosyal medya, savaş ve politika – Hasan Kılıç

“…bugün çokluk için trajedi artık… bir kenara terk edilmiş ‘fuzuli insanlık’ içinde sürgün nesnesi olmaktır.” Achille Mbembe Carl Schmitt “taş çağı, tunç çağı” gibi analojileri sürdürerek dönemini “plastik çağ” olarak tanımlar.[1] Schmitt, egemeni merkeze alarak, nomosun/kuralların/hukukun esneyebilen, istisnasının yaratılabildiği; akışkan ve hızlıca şekil değiştirebilir çağ olarak plastik çağ kavramını icat eder. Biz de bu analojiyi devam

Savaşa mekansal mesafe barışın koşullarını belirler – Aytekin Türkoğlu

Türkiye’de savaşı sürdürmenin olumsuzluğunu elbette ülkenin tamamı sırtlamak zorunda kalmaktadır ancak son yıllarda Kürt şehirlerinde yürütülen savaş, mekansal mesafeyi tamamen kapatmış, sevdiklerinin bedeninin yitimini mekansal bir şahitlikle ortaya koymuştur. Savaş, artık kendi taşralarında sevdiklerinin cansız bedeni teslim edildiğinde ölü bir bedenle karşılaşma seremonisi ile tanışılan zihinsel bir tasavvur değil, kendi kentlerinde ölümün ve şiddettin ahlaki

UNİCEF: Çatışmalı bölgelerde çocuklara şiddet üç kat arttı

UNICEF, çatışmalı bölgelerde çocuklara yönelik şiddetin son 10 yılda 3 kat arttığını açıkladı. “Ölümcül bir 10 yılın” geride kaldığını belirten kuruluşa göre bu sürede kaydedilen ağır hak ihlallerinin sayısı 170 bin. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), savaş ve çatışmalı bölgelerde yaşayan çocukların karşılaştığı hak ihlallerine dair açıklama yaptı. Buna göre çocuklara yönelik şiddet son

‘Kapısında yüzü maskeli birini gören annenin aklına 17 bin faili meçhul gelir’

Diyarbakır’da düzenlenen Enerji Sempozyumu’nun son gününde Türkiye’nin Suriye politikası ve Kürt meselesi tartışıldı. TMMOB’nın Diyarbakır’da düzenlediği 12’inci Enerji Sempozyumunun son gününde Tahir Elçi anısına “Enerji Savaşlarında Yıkılan Kentler ve Kürt Sorunu” adlı oturum düzenlendi. EMO Diyarbakır Şube Eş Başkanı Mehmet Orak’ın moderatörlüğünü yaptığı oturuma DTK Eş Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven, Barış Akademisyeni Gül

Savaş çocukları eğitimden kopardı

Dokuz yıldır süren iç savaş ve Türkiye’nin son operasyonu, Suriye’de çocukların eğitimini ağır şekilde sakatladı. Suriye’de ve mülteci kamplarındaki milyonlarca çocuk, okuma yazmadan bile uzakta belirsiz bir geleceğe doğru sürükleniyor Suriye’deki yaklaşık dokuz yıllık savaşın ağır sonuçlarından biri, cehennemden kaçan milyonlarca Suriyelinin sürgünde yaşaması oldu. Büyük göç dalgalarının asıl zararı ise çocuklarla ilgiliydi. İnsan Hakları

Savaş şiire girince… – Ragıp Duran

Her şeyi mahveder savaş. İnsanlar ölür, evler, kentler yıkılır, etrafı kan kaplar. Beynimiz, yüreğimiz erir gider bu arada. Karakterimiz de berhava olur. Takıldım da bir Cohen şarkısına… Aç insanlar gördüm Cinayet vardı, tecavüz vardı Köylerini yakmışlardı Kaçmaya çalışıyorlardı Bakamadım onların yüzüne Ayakkabılarıma takılmıştı gözlerim Acıydı, trajikti Nerdeyse Blues gibiydi Azıcık ölmem lazımdı Her bir cinai

Kadınlar barış istiyor! – Ceren Acer

Kadınların dışlandığı politikalarla savaşa karar veriliyor. Kutsanan şiddetin bedelini ise en çok kadınlar ve çocuklar ödüyor. Öldürülen, kayıpların yasını tutan, ağıt yakan kadınlar; barış için savaşın olmayacağını biliyor. Korkmadan, durmadan, en yüksek perdeden seslendiriyoruz: Kadınlar barış istiyor! 31 Ocak 2016’da Kadıköy iskele meydanında, ellerinde siyah dövizleri ve beyaz tülbentleriyle kadınlar aynı anda aynı cümleleri söyledi.

Onlar hep savaştan önceydi – Feride Eralp

Yani şu savaş denen şey cidden muhteşem bir icat. Tüm memleket meselelerini bir kalemde çözdü, tüm anlaşamayanları bir konuda anlaştırdı. Düne kadar her an deprem olabilirdi, yarın, hatta bu gece deprem olacaktı, adeta evlerimizde uyumamalı, hemen hasar ve depreme dayanıklılık tetkikleri yaptırmalı, deprem çantası hazırlamalıydık. Gözümüz, kentlerimizde AVM’ye dönüştürülmüş afet toplanma alanlarına, deprem olduğunda toplanacak