Bilim insanları çatışmalarda çevreye verilen zararın savaş suçu sayılmasını istiyor

Yeni bir Cenevre Sözleşmesi için çağrıda bulunuyorlar Savaşan devletler genelde çatışmanın insani maliyetlerini düşünmekle o kadar meşgul ki savaşın doğaya verdiği zararları düşünemiyorlar. Savaş suçlarını düşündüğümüzde aklımıza genellikle rehin alma, mahkumlara işkence etme veya çocuk askerler gelir. Şimdi bir grup bilim insanı bu listeye başka bir madde eklemek istiyor: çevreye zarar vermek. Dünyanın dört bir yanından

‘Issızlık Cumhuriyeti’ ve bozulamayan adalet – Ahmet Murat Aytaç

Savaş suçuysa savaş suçu, soykırımsa soykırım! Şeyleri bir adla çağırmadığımız müddetçe, onları deneyimlesek ve sonuçlarına katlansak bile anlamlandırmakta güçlük çeker, başkalarına kolay kolay aktaramayız. Türkiye’nin adalet açığı katlanarak büyüyor. Söz konusu açık, giderilmemiş haksızlıkların adaletin bağrında açtığı boşluğunu işaret ediyor. Bir kara delik ışığı nasıl büküyorsa, adalet boşluğu da hukuki ve siyasal süreçleri o şekilde

Nadia Murad: ‘Maalesef ben hayatta kaldım!’

Nadia Murad’ın mücadelesi insanlığı öteye taşıyacak IŞİD’in saldırılarından sonra hayatta kalan kadınların en çok kurdukları cümle “maalesef ben hayatta kaldım!” oldu. Fakat bilmeliler ki hayatta kalmayı başarmış olmalarına hepimiz çok şey borçluyuz: İnsanlığı bir adım daha öteye, Nadia Murad’ın hayatta kalmayı başarmış olması ve verdiği mücadele taşıyacak! Doksanlı yılların başındaki Yugoslavya İç Savaşı’nda, Sırp askerlerinin