‘B vitamini’ (torpili) olmayan fotoğraf sanatçılarımızdan Sultan Güner ile söyleştik…

Özgür Denizli M.B: Sultan Güner, ben sizi tanımlarken ‘deklanşörüne parmağı ile değil, yüreği ile basan fotoğrafçı’ olarak tanımlıyorum. Yüreğiniz, kadınlığınız, analığınız, dünya arkadaşlığı ve tüm dünya acılarını ve de güzelliklerini sığdıran yürek olarak tanımladım…Kendinizi ve fotoğraflarınızı biraz anlatır mısınız? S.G: Duyduğum en güzel betimleme bu oldu, müthiş. Şımartılmaya da ihtiyacımız var elbette. Birkaç arkadaşım da

Redd: Tüm olup bitene rağmen buradayız – Ayşe Özlem İnci

Türkiye rock müzik sahnesinin isimlerinden Redd, yedinci albümleri ‘Yersiz Göksüz Şehirler’ ile dinleyici karşısında. Grubun solisti Doğan Duru, “Çok şey söyledik ve söylediklerimiz kariyerimize o kadar çok tesir etti ki; biraz daha fazla konuşsak neredeyse müzik bile yapamayacağız…” diyor. Redd üç yıl aradan sonra geçtiğimiz günlerde çıkardıkları 7. albümleri ‘Yersiz Göksüz Zamanlar’ ile dijital mecralarda

Jehan Barbur: Türkülere saygımdan bir adım geride durdum – Işıl Çalışkan

Kent ozanı Jehan Barbur, yedinci solo albümü ‘Ürkerek Söylerim’ ile dinleyici karşısında. Bu kez “çocukluğunda yüreğine dokunmuş” türküleri seçtiğini belirten Barbur, “Ayrıca söyleyebileceklerimi tercih ettim. Altından kalkamayacağım türküleri söylemek biraz ayıp olurdu herhalde…” diyor. Sanatçı kelimesinin özüne inebilen isimlerden biri Jehan Barbur. Müzisyen, yazar, şair, oyuncu kimliğiyle ‘On parmağında on marifet’ deyimi onun için geçerli.

Ezel Akay: Yönetmenler oyuncuları kendi haline bırakıyor – Işıl Çalışkan

Oyuncu, yönetmen Ezel Akay, karikatürist Yiğit Özgür’ün karakteri ‘Hunililer’i ilk kez tiyatro sahnesine taşıdı. Gazete Duvar’a konuşan Akay, “Türkiye’de genç yönetmenlerin en büyük problemi oyuncu yönetimidir. Çok eksik bir şey bu. Oyuncuyu kendi haline bırakmaya kadar varan bir rejisörlük anlayışı var. Oradan bir adım geri gelip bir tane sahne oyunu yönetseler o süreçte olağanüstü bir

Damla Sönmez Sibel’i anlattı: ‘Ötelenme’ sadece ne Türkiye meselesi ne de kadın meselesi… – Soner Sert

Küçük yaşlarında hastalık geçirdiği için dilsiz kalan bir genç kızın hikâyesinin anlatıldığı Sibel, toplumsal ahlakı ve bireysel başkaldırıyı odağına alıyor. Film ekibinden, yönetmenler Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti ve başrol Damla Sönmez ile bir araya gelip filmi konuştuk. Sibel filmi geçtiğimiz günlerde vizyona girdi. Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti’nin yönetmenliğini yaptığı, Damla Sönmez’in başrolünü oynadığı

Kafasına Göre’den Yasin Öksüz: ‘Hayatın tüm renkleri’ bizim için uygun söz – Soner Sert

Kafasına Göre, Sinemart Yazarlık Okulu’nun basılı dergisi olarak tasarlandı. Derginin başındaki isim Yasin Öksüz, “Bizi bugünden de ileriden de bakıldığında bir gelenekten öte, hayatın matbu tanığı olarak düşünebiliriz” diyor. Sinemart Yayıncılık’ın ilk ürünü olan Kafasına Göre dergi, iki ayda bir yayımlanan bir yayın periyoduna sahip. Yasin Öksüz’ün başında bulunduğu ekip, “Kafasına Göre’nin, insanlara güzel bir

Sevilay Çelenk: Meşhur Çin bedduasıyla cezalandırılmış gibiyiz! – Can Öktemer

Akademisyen Sevilay Çelenk, uzun yıllardır popüler kültür, televizyon dizileri ve kültür üzerine yaptığı çalışmalarla biliniyor. Kendisiyle kültür savaşlarını, bu tartışmanın Türkiye’deki izlerini ve yansımalarını konuştuk. Kültür savaşları ya da kültürel iktidar tartışmaları son dönemde Türkiye’de en çok tartışılan konuların başında geliyor. Elbette ki bu tartışma Türkiye’de yeni değil ve sadece bu topraklarda gerçekleşmiyor. İdeolojik ayrımlar,

Müzisyen Murat Kaya: Derdim iyi müzik yapmak – Burak Abatay

Dönüş adlı iki şarkılık çalışmasını yayımlayan Kaya, bas vokalinin yanı sıra kontrabas, çello, obua, klasik gitar ve tuşeli çalgılar ile zengin bir düzenleme sunuyor. Selda Bağcan’ın Ahmet Kaya anısına söylediği Ahmedim şarkısının sözü ve bestesi de Murat Kaya’ya ait 1997 yılında Yeni Bir Gün Doğuyor, 2004 yılında Kardeşçe isimli albümlerini yayımlayan müzisyen Murat Kaya, Dönüş

İnsan, gezegeni ve sanatı şekillendirdi – Ahmet Tulgar

Ayşegül Sönmez gazeteciliğe başladığından beri sanatla ilgili yazdı. Ancak onun sanatta bulmaya çalıştığı isyan, başkaldırı, eleştirellik ve ileriye doğru ataklardı. Radikal ve Milliyet’te çalıştığı yıllarda onu bazen bir sergi açılış kokteylinde, bazen de Avrupa’nın bir kentinde küreselleşme karşıtı protestolarının içinde görürdünüz. Türkiye’nin en önemli sanat eleştirmenlerinden olan ama kendi deyimiyle “para ve güçle işbirliği içindeki”

Doğaçlama Tiyatro: Kabul Edici Bir Sanat Dalı – Ege Öztokat

Hem günlük yaşamı sahneye taşıyan hem de ona meydan okuyan, altın kuralı “kabul” olan doğaçlama tiyatroyu Yersiz Oyuncular Tiyatro Atölyesi’nden (YOTA) Sevim Arat ile konuştuk. Doğaçlama tiyatro, oyuncuların oyun içeriğine yönelik herhangi bir hazırlık ya da plan yapmadan gerçekleştirdiği performans anlamına geliyor. Sahnede seyirciden alınan bir sözcük ya da bir cümleden yola çıkarak oyuncular birbirlerinin