Yeni faşizm – Ergin Yıldızoğlu

ABD, İngiltere ve Avrupa’da, gündemde yeni bir “faşist” tehlikenin olduğunu düşünenlerin sayısı giderek artıyor. Önce Trump, şimdi Boris Donald Trump’ın konuşmasını dinleyen kalabalığın, kongre üyesi, Somali asıllı Ilhan Omar’ın adı geçince, aniden “onu geri gönder” sloganıyla “patlaması”, Trump’ın, Hitler’i andırır biçimde “uzaklara bakarak” bir süre sloganları dinlemesi, birçok gözlemciye, 1930’ların Nürnberg meydanlarını anımsattı. Ana akım

Hiçbir şeyden haberimiz yok henüz – Abdurahman Aydın

Her seferinde seferber edilen şey Kürtlere yönelik güvensizlik, kuşku… Üstelik Kürtler diye homojen bir özne varmışçasına bir tahayyül hali söz konusu. Düşünsenize, İslamcı-milliyetçi iktidar tam ‘take-off’ yapacak, bunu ‘dış güçlere’ aldanmış Kürtler engelliyor. “Öcalan’ın açıklaması ile YSK’nın kararının duyurulması neden aynı güne denk getirildi?” Belki tam da bunu sor diye denk getirilmiştir. Üstelik soru, dikkat

Gündüz Vassaf: “Milliyetçilik ve Irkçılığın Tarih Sahnesindeki Son Perdesi”

Psikolog ve yazar Gündüz Vassaf ile Türkiye’de mülteciler üzerinden artan ayrımcılığı ve psikolojisini konuştuk. Vassaf, “Artık Türkiye bile (bu kadar milliyetçi bir ülke) paralı ordu kurmaya mecbur kalıyor. Çünkü devletler başka yerde, gençler başka yerde” diyor. Sedef adasında yaşadığı için bir süre buluşamadığımız Vassaf ile sonunda Teşvikiye’deki 44a Sanat Galerisi’nde bir araya geldik. İki günlük

Sürgün ile muhreç – Funda Cantek

Baydar’ın dediği gibi: “Geri döndüğünde hiçbir şey bıraktığın gibi değildir. Her şeye rağmen doğup büyüdüğün topraklara dönmek istersin. Hele belli bir yaşın üstündeysen yabancı bir kültür seni içine almaz.” Sürgün için de, muhreç için de geçen uzun yıllar bir yabancılaşma süreci olacaktır. Sistem, kurumlar, makamlar, mevkiler, onları işgal eden eşkâller değişir. Bıraktığın yerden devam edemezsin.

‘Aynı Gemi’de Oblomovka’nın Mezar Taşını Dikmek! – Nejla Kurul

Her çağın kendine ait ortak bir nevrozu var der ya filozoflar, Türkiye’de bir kitle nevrozu yaşanıyor sanki. Canlı bombaların üst üste yaşattığı travmalar ve toplumsal felç hali; OHAL dönemi baskıları, BUHAL döneminin OHAL’den farklılaşmaması; gayri meşru seçimler, sandığa güvenin yitimi; gücün tekelleşmesi, sorgusuz sualsiz işten atmalar, artan güvencesizlik, işsizlik ve kötü çalışma koşulları; doğaya yapılan

İnsan Olmak – Erdoğan Özmen

28 Haziran 2018 “Krallar kitabının üçüncü bölümünde iki fahişe karar vermesi için Kral Süleyman’ın huzuruna çıkarlar. Birlikte yaşamaktadırlar ve ikisi de kısa bir süre önce birer oğlan çocuğu doğurmuşlardır. Kadınlardan biri uyurken istemeden çocuğunu ezmiş ve sonra da ölü bebeği arkadaşının canlı bebeği ile gizlice değiştirmiştir. Uyanınca arkadaşı yanında yatan ölü çocuğun kendi oğlu olmadığından