Sosyal Çöküşün Kimlik Formatı: Homo Nihilus – Jale Garibova

Naim Dilmener’in Obsesyon romanının ışığında. Koleksiyon tutkusu, yaşadığın sürece koleksiyonunun seninle beraber olacağına inancından doğar galiba. Seni istemediğin sürece asla terk etmeyecek, üzmeyecek, zor durumda bırakmayacak, karşına beklenmedik sürprizlerle çıkmayacak bir muhatapın, bir gönül arkadaşındır koleksiyonun. İnsanlardan umudunu keserek çevrenle arana kalın bir duvar örmüşsen eğer, en güvenli sığınağın oluveriyor koleksiyonun. Naim Dilmener’in Obsesyon romanında (İstanbul, Doğan Kitap 2018)

Banksy ve tekniğin olanaklarıyla kendini paralayabildiği çağda sanat yapıtı – Zehra Çelenk

Tablo satıştan sonra şaşkın izleyicilerin gözleri önünde parçalara ayrılırken de bir Picasso alıntısı eşliğinde koyduğu Instagram videosuyla hikayeyi kendi gözünden anlatmış: “Yok etme dürtüsü de yaratıcı bir dürtüdür.” Anarşizm, nihilizm, yapı hatta leke sökücülük, ne ararsan var. Hikayenin bu kısmında en olmayan şey, inandırıcılık, maalesef. Günümüzde sanatın her alanında yokluğu en çok hissedilen şey, deha,

‘Aynı Gemi’de Oblomovka’nın Mezar Taşını Dikmek! – Nejla Kurul

Her çağın kendine ait ortak bir nevrozu var der ya filozoflar, Türkiye’de bir kitle nevrozu yaşanıyor sanki. Canlı bombaların üst üste yaşattığı travmalar ve toplumsal felç hali; OHAL dönemi baskıları, BUHAL döneminin OHAL’den farklılaşmaması; gayri meşru seçimler, sandığa güvenin yitimi; gücün tekelleşmesi, sorgusuz sualsiz işten atmalar, artan güvencesizlik, işsizlik ve kötü çalışma koşulları; doğaya yapılan