Türküler susmaz! – Murat Meriç

Bugün Şili’de olan, dünyayı heyecanlandıran bir gelişme. Bakmayın “Victor Jara’yı karıştırmayın, adam 50 yıl önce ölmüş” diyenlere… Onun sesi ve onun müziği, Mehmet Celal’den Grup Yorum’a uzanan isimlerin bize duyurdukları marşlarla birleşiyor, bir halkın sesi olarak tarihe geçiyor. 1973 yılının 11 Eylül günü, Şili tarihine “kara gün” olarak geçti. O gün, ABD tarafından desteklenen Pinochet,

Aşk şarkılarından müteşekkil can simidi – Murat Meriç

Memleket cadı kazanı gibi, sürekli kaynıyor; siyaset her dem gündemimizde ama bilhassa 2013 sonrası, başka hiçbir şeyden söz etmez olduk. Eskiden müzikten, şarkılardan söz ederdik; bugün, pek çok şeyi ikinci plana attık. Gündemin sürekli değişiyor oluşu ve memleketin giderek kötüye gidişinin getirdiği moralsizlik, ortamın da kararmasına sebep. Yine de müzik susmuyor, bir şekilde (sessiz de

45 yıl saklı kalmış hazine – Murat Meriç

Türkiye’de popüler Batı müziğinin başlama vuruşu olarak kabul edilen şarkı, İlham Gencer tarafından plak yapılan “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş”. Doğrudur, Türkçe sözlü ilk “hit” şarkı budur ama öncesi var –ki Durul Gence, tam da bu noktada sahneye çıkıyor. Somer Soyata ve Arkadaşları adıyla bir dönem ortalığı kasıp kavuran Deniz Harp Okulu Orkestrası’nın efsane davulcusu…

İki ustaya saygı: Ruhi Su ve Fikret Kızılok – Murat Meriç

Ruhi Su türküleri, hep bir ağızdan söylediğimiz türküler. Her dönem bu böyle oldu. Onun sesini kısmaya çalışanlar, türkülerinin kaydedildiği plakları, kasetleri yasaklayanlar onu yok edemedi. Yok edemez çünkü kökü sağlam. Yazıya Fikret Kızılok’un sözleriyle başlayayım. Sanatçı, Yeni Gündem’in 18 Ekim – 1 Kasım 1985 tarihli sayısında yayımlanan yazısında şu cümleleri kuruyor: “Ruhi Su, müzik ötesinde başka

‘Ege’nin iki yakası’nı buluşturan şarkılar ve bir festival – Murat Meriç

Söylenecek söz çok elbette ama gün, güzel şeylerden söz açma günü. “Ege’nin iki yakası”ndan söz etmişken, bu iki yakayı birleştirmek üzere yola çıkan bir oluşumu ıskalamak olmaz. Bu hafta bir vuslata tanık olacağız aslında: Yöresinde efsane olarak anılan Çeşme Festivali, 25 yıllık zorunlu bir aranın ardından geri dönüyor. “Ege’nin iki yakası” dediğimizde aklımıza gelen, hayat

Ankara’yı hatırlatan albüm: Güzel Günler Göreceğiz – Murat Meriç

Güzel Günler Göreceğiz, Büyükgönenç’in eski kayıtlarından oluşan bir albüm aslında. 12 Eylül 1980’de yapılan darbe, onun dinleyiciyle buluşmasını geciktiriyor. Dokuz yıl sonra yayımlandığında, etkisinden ve güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş şarkılarla karşılaşıyor dinleyici –ki bugün dinlediğimizde de aynı etkiyi hissetmek mümkün: Bir yanıyla eski ama sanki dün yapılmış gibi. Zamansız bir albüm. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da eskileri

Yıllar sonra iki şahane kavuşma: Caz Vapuru ve Mozaik – Murat Meriç

İstanbul Caz Festivali’nde önemli konserlerin hepsi yapıldı belki ama festivale son dakikada dahil olmak, bu yıla mahsus sürprizlerin hiç olmazsa ikisini ıskalamamak istiyorsanız henüz geç kalmış değilsiniz. İstanbul’u güzel kılan şeylerden biri müzik. Şehrin her yerine sinen notaları takip ederseniz her noktasını anlatan, yaşananları porte üzerine sabitleyen bir şarkı bulabilirsiniz. Düzenlenen festivaller ve konserler, bir

‘Fabrika Kızı’ndan ‘Ethem’in Sessiz Çığlığı’na Alpay – Murat Meriç

Bir yanda onu devlete ihbar eden “sayın muhbir vatandaş”, diğer yanda hâlâ dimdik duran Alpay. “Fabrika Kızı”ndan “Ethem’in Sessiz Çığlığı”na uzanan yolda hiçbir zaman taviz vermedi, her dem istediği şarkıları söyledi. Belli ki bundan sonra da bunları söylemeye devam edecek. 1970 yılında yayımlanan, bütün ezberleri bozan bir 45’lik plakla başlayayım söze: Alpay’ın sesinden dinleyiciye ulaşan,

Artı Eksi 365… Ezhel, Gazapizm, Eypio… 2018 rap’in yılı oldu

2018 ve 2019 ‘Artı Eksi 365’te konuşuluyor… Bu bölümde müzik yazarı Murat Meriç ve gazeteci Işıl Çalışkan müziği tartışıyor. Gündemleri rap müziğin yükselişi, saygı albümleri ve cover çılgınlığı! Kaynak: Gazete Duvar

Bir tuhaf tartışma: Mazhar Alanson ve ‘Yandım’ meselesi – Murat Meriç

Mazhar’ın durup dururken bunu gündeme getirmesini ters bulanlar var. Oysa gündeme getiren Alanson değil, bunu haber yapanlar ve sonrasında bunun üzerinden tartışma başlatanlar. Bunların bir kısmı durumu güne uyarlıyor ve “iktidara yakınlaşma çabası” olarak nitelendiriyor ama ortada AKP yokken de Mazhar bunu söylüyordu. Dahası, iktidara zaten yakındı. AKP iktidarına değil, genel olarak “iktidar”a. Mazhar Alanson,