Moda sadece üzerimize yakışanı mı giymek? – Emek Erez

Eda Çakmak’ın “Kural Tanımayan Bir Moda Klavuzu” adlı metni, Zeynep Özatalay’ın çizimleriyle keyif alabileceğimiz, aynı zamanda da moda üzerine farklı açılardan düşünüp, tartışabileceğimiz bir okuma deneyimi sunuyor. Moda ve kimlik, modanın benlik inşasındaki yeri, moda ve feminizm, beden politikaları ve moda ilişkisi, sürdürülebilirlik gibi konuları ele alan metin, alternatif giyinme önerileri üzerine de düşündürüyor. Moda

Sokaktan eğitim manzaraları

Evet, bir ülke ne ise sokakları da onu anlatır. Karanfil Sokak’ın eğitime dair anlattıkları da son 15 yılda gittikçe piyasalaştırılan ve dinselleştirilen eğitim sisteminden, eğitimdeki neoliberal ve neomuhafazakâr dönüşümden başka bir şey değil aslında NURCAN KORKMAZ – EĞİTİMCİ Ahmet Arif Karanfil Sokağı şiirini, “Karanfil sokağında bir camlı bahçe Camlı bahçe içre bir çini saksı Bir

Bir varmış bir yokmuş: İnsanın aradalık hali – Tuğçe Isıyel

Prof. Dr. M. Bilgin Saydam ve Klinik Psikolog Hakan Kızıltan’ın üç senedir düzenledikleri aylık psikomitoloji seminerleri İthaki Yayınları tarafından “Psikomitoloji: İnsanı Öykülerinde Aramak” adıyla kitaplaştırıldı. Saydam ve Kızıltan mitlerin kişinin kendini ve dünyayı anlamlandırma çabasındaki yerini anlattı. 2015 yılından bu yana İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda aylık olarak Psikomitoloji seminerleri düzenleniyor. Her

İlhan Berktay’ın aşk ve kavga anıları – Vecdi Erbay

Profesör İlhan Berktay, “Aşkta ve Kavgada Solmaz Hanım’la Bir Ömür” adlı kitapta anılarını anlatıyor. Çocukluğundan başlayarak anlattığı anıları içinde üniversite yılları, 1951 tevkifatı, hapishaneler, 6-7 Eylül olayları, 12 Mart, 12 Eylül, sürgünler, şehirler ve tanıdık insanlar yer alıyor. Elbette her satırda cezaevinde evlenmek zorunda kaldığı Solmaz Görkmen’le 55 yıllık birlikteliğin neşesi ve acısıyla birlikte. İlhan

Kuru Su: Dereler de bedenimiz de bizimdir

Hande Aydın tarafından kaleme alınan Kuru Su, dereler özgür aksın, Melet Irmağı’nın can suyu kurumasın diye radikal eylem biçimini benimseyen kadının, HES’lere karşı verdiği mücadeleyi, direnişini konu alıyor. “İş makineleri gelecek dedim, geldiler. Ağaçları kesecekler dedim, kestiler. Bizi ezip geçecekler dedim, geçtiler. HES inşaatı üzerinde oturan beş aileyi evinden ettiler. Melet gözümüzün önünde kuruyor,”[1] yazıyor

‘Sarı Zarf hepimizin hikayesi’

Akın Birdal, Sarı Zarf isimli yeni bir kitap kaleme aldı. Birdal, uluslararası oluşumların varlık gerekçelerinden uzaklaştığının altını çizerek, ‘Yeni bir uluslararası topluluğa ve İnsan Hakları Bildirgesi’ne ihtiyaç var’ dedi. Türkiye’de bir dönem İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanlığı yapan ve 2007 yılında Diyarbakır’da Milletvekilliği seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) mücadelesini sürdüren Akın Birdal, Sarı Zarf

Fatih Altınöz: Deliliğe yönelik tavrı eleştirdim

Fatih Altınöz’le yeni kitabı ‘Birine Bir Şey Yapmaktan Korkuyorum’ üzerine konuştuk. Altınöz, “Kitapta deliliğe yönelik tavrı ve tımarhanedeki uygulamaları sinemanın onların üzerine kondurduğu şematik negatiflikten, grotesk bakıştan arındırmaya, asıl dokunulması gereken ve daha önemli gördüğüm eleştiri noktalarına yaklaştırmaya çalıştım” dedi. Psikiyatr, dergici, senarist ve yazar Fatih Altınöz’ün “Birine Bir Şey Yapmaktan Korkuyorum” isimli kitabı Çınar

Tanıl Bora ile Yugoslavya Üzerine

Tanıl Bora’nın 1990’ların ilk yıllarında yayınlanan Yugoslavya konulu iki kitabının yeni baskıları yapıldı. Bu toprakları tanımak için okunması gereken iki kitap. Güzel bir tesadüf eseri, tam da Belgrad’a taşındığımız günlerde Tanıl Bora’nın Yugoslavya kitaplarının (“Milliyetçiliğin Provokasyonu Yugoslavya” ile “Yeni Dünya Düzeninin Av Sahası – Bosna Hersek”) yeni baskıları yapıldı. Kitaplar aklımda kaldığı kadarıyla “uzaktan” da

Filozofların insanlık tarihinden ‘Hayvanların Tarihi’ne – Oxana Timofeeva

Çalışmalarını çağdaş felsefenin sorunları merkezinde sürdüren akademisyen Oxana Timofeeva’nın yazdığı “Hayvanların Tarihi”, Barış Engin Aksoy çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı. Filozofların daima insanlarla hayvanlar arasında ayrımlar yapmasına karşın Timofeeva, bu tip duvar ve sınırların olmadığı bir dünya hayal ediyor. Slavoj Žižek’in sunuşuyla yayımlanan kitabın ‘Önsöz’ bölümünü paylaşıyoruz. Aralık 2015’te Walter Benjamin üzerine bir konferansa katılmak üzere

Zabel Yesayan, kendi sesinin peşinde

Virginia Woolf şöyle söylüyordu: “Ben bataklığın üzerinden ben benim diyerek yürüyorum; yapmam gereken o izi takip etmek, bir başkasını kopyalamak değil. Yazmamın da yaşamamın da gerekçesi budur” (2017: 139). Cümleyi ilk okuduğumda aklıma pek çok yazar gelmişti. Bu cümle bana kendisi olarak yazmak, başkasının yolundan değil, dikenli de olsa kendi yolundan gitmek gibi çağrışımlar yapmıştı.