Miyase Sertbarut: Dünyayı paragraf sorularını çözenler değil, iyiler kurtaracak – Ecem Kodak

Yazar Miyase Sertbarut’un “Ünsüz Youtuberın Günlüğü Troller” kitabı Altın Kitaplar tarafından okurla buluştu. Sertbarut ile radyo tiyatrosunu, “Ünsüz Youtuberın Günlüğü Troller”ı, ve çocuk edebiyatını konuştuk. Sertbarut, “Dünyayı paragraf sorularını en hızlı çözenler değil, iyi insanlar kurtaracak! Edebiyat bir adalet arayışıdır, bireysel ya da toplumsal arenada bir hesaplaşmadır. Niyet ne olursa olsun çocuk ve gençlerin okuyor

Çocuklar Anlattı: Babam Annemi Öldürdüğünde…. – Evrim Kepenek

Dr. Gamze Erükçü – Akbaş’ın hazırladığı “Baba Anneyi Öldürdüğünde” isimli kitap, Türkiye’de annelerini baba şiddeti sebebiyle yitiren çocuklarla yapılan ilk çalışma. “Babam benim hep kâbusum olmuştu. Gündüz uyuduğumda kâbusumdu, gece uyandığımda kâbusumdu. Uyuyamıyordum…” “Büyük oğlan, annesine yapılanları gördüğü içn şeker hastası oldu..” “Benim orda tek düşündüğüm şey şuydu: Benim babam katil. Başka hiçbir şey düşünemiyordum”

Amida’nın Sofrası – Nuray Çevirmen

Kitap, acılar ve sevinçler ile harmanlanmış, yemekler ile çeşnilendirilmiştir. Hevsel bahçelerinin karpuzunun, sulu salatalıkların, tarlalarda baharda fışkıran çeşitli otların, yemeklerin olmazsa olmazı baharatların kokusunu alıyorsunuz “Diyarbakır’da herkes birbirini tanırdı ve herkesin kapısı açıktı. Öyle önden telefonla haber verilip müsait olup olmadıklarının sorulması gerekmezdi. Herkes birbirinin kapısını istediği zaman çalma, çat-kapı içeri girme hakkına, samimiyet ve

“Aynada Görünen Kendi Cesedimiz” – Zülküf Kurt

Bir insan öldüğünde cesetten kalan şey, onun imgesi oluyor. Bu imge ilk başta mezar taşları, ölenin ikizi ya da birtakım fotoğraflar veya başka şeyler. Ölenin hatırasını yaşatıyor imgeler. “Değişe değişe bozulmuş ölüm bile… Ölüm bir grev gibi kaplamış ülkemizi…” Sezai Karakoç Zeynep Sayın’ın kaleme aldığı “Ölüm Terbiyesi” kitabı bu dizelerle başlıyor. Her gün ölüme şahit

Costa Gavras ve politik gerilim sineması – Soner Sert

Dr. İpek Elif Atayman’ın “Costa Gavras ve Politik Gerilim Sineması” kitabı Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı. Atayman, kitapta Gavras sinemasını tüm bağlamlarıyla masaya yatırmaya çalışıyor. 60’lar, dünya için değişim, dönüşüm ve devrim yıllarıdır. Bir ortamın, ufak ufak yanan ateşlerin bir araya gelmesiyle tamamen aydınlanması gibi, yerküre de birbirinden bağımsız coğrafyalarda yanıveren özgürlük meşalelerinden ötürü apaklanır. Che

Hüseyin Irmak ile ‘Tatavla’dan Kurtuluş’a’ bir yolculuk – Berken Döner

‘Tatavla’dan Kurtuluş’a’ kitabının yazarı Hüseyin Irmak’la konuştuk. Irmak, çocukluğunun geçtiği semtteki o günleri, “Ben üç dilde (Rumca, Ermenice, Ladino) ‘günaydın’ denilerek güne başlanan ve yine aynı şekilde ‘iyi akşamlar’ denilerek veda edilen bir semtte büyüdüm. Benim çocukluğumda ‘Kuyularbaşı Sokak’ Rumca, Ermenice seslerle doluydu” sözleriyle anlatıyor… Başlangıçta küçük bir Rum köyü olan Tatavla semti, Kasımpaşa, Yenişehir,

Cinnete sürüklenen insanlığın trajedisi – Doğuş Sarpkaya

Kızıl Kahkaha, devrimler dönemine girmek üzere olan Çarlık Rusya’sındaki halet-i ruhiyeyi de gözler önüne seriyor. Çarlığın içinde filizlenmiş çürüme de bu savaş sırasında açığa çıkmıştı. Çarlığın otoritesini yeniden tesis etmek için girdiği savaş, devrimlerin önünü açan bir koçbaşına dönüşmüştü. Andreyev bir tarafıyla bu çürümeyi anlatıp Rus toplumunun 1905 Devrimi’nden önceki hislerine de tercüman oluyor romanında.

Ağaçlar – Salih Bolat

Kurumuş ağaçlara koşardım. Çocukluğumun boş arsasındaki kurumuş ağaca! O ağaç ne zamandan beri oradadır, ne ağacıdır hiç kimse bilmezdi. İlginç olan şu ki, hiç kimse de bunu bilmek, öğrenmek istemezdi. Eğer öğrenirsek, sanki bir büyünün bozulacağından korkardık. O herkesin ağacıydı. Oraya dikilmiş, soyut bir anıt-heykel gibiydi. Kim bilir kaç kuşağın çocukluğuna tanıklık etmiştir? Ağaçlar insana

Ben û Sen’de Dem Tutmak – Şeyhmus Diken

Malum şehir dediğiniz mekân ve insan ilişkisi üzerinden hafıza ile yaşar. Ben û Sen bugün daha modernize olmuş. Eski erkek egemen kimliğinden hayli sıyrılmış, kadınların kendi masaları olan bir mekân. Bir Bektaşi tekkesinde ehil, asıl adı Ahmed Edib olan ve kendine Harabi mahlasını yakıştıran zat o çok bilinen dizeleriyle; “Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram İnsan

Mehmet Mahsum Oral: Barbarlar arasında – Derviş Aydın Akkoç

Mehmet Mahsum Oral’ın kitabı Everest Yayınları tarafından yayımlandı. Oral’ın anlatısında barbarlar “çoktan” yahut “henüz”, hiç fark etmez, gelmişlerdir; “yürüdükleri yol boyunca toprak attıkları her adımın yüzüne tükürse” de barbarlar mesafeleri kapatarak gelmiş ve yerleşmişlerdir, üstelik “tenhalarda” değil, açık alanlarda, cinsiyetleri de içinden keserek, kent haritasının neredeyse bütün koordinatlarında artık onlar vardır, mahrem “oda”larda bile… 1.