Berlin’de olan ve olmayan – Aydın Selcen

Belki anımsatmamız gereken günün birinde iktidar seçimle el değiştirdiğinde işbaşına geleceklere bunun belediye devralmaktan farklı olduğu. Dışişleri Bakanlığı’nın teşkilat yapısı ve yükselme esaslarından tutun yazışma diline dek altyapı konularından, tüm temel dış politika ve “terörle mücadele” başta tüm ulusal güvenlik dosyalarında somut, radikal yön ve yaklaşım değişikliklerine gereksinim bulunduğu. Berlin’de ne olduğundan çok, neyin yokluğuna

SOHR: Türkiye bin 750 SMO’lu daha gönderdi

Türkiye’nin son süreçte Suriye’deki paramiliter gruplardan oluşan bin 750 kişiyi Libya’ya gönderdiğini açıklayan SOHR, şu ana kadar bu gruplara mensup 3 bin 250 kişinin Libya’ya ulaştığını aktardı İki yönetimli Libya’da gerginlik tırmanmaya devam ederken, Türkiye’nin Hafter yönetiminin ateşkes için öne sürdüğü askerlerin ve paramiliter grupların çekilmesi çağrısına uymadığı, aksine bölgeye yeni güçler yolladığı belirtildi. Londra

Sahada Wagner, salonlarda Putin – Mühdan Sağlam

Putin’in geçtiğimiz hafta Almanya Şansölyesi Merkel ile görüşmesi, ardından Mısır lideri El Sisi ile Merkel’in bir görüşme gerçekleştirmesi, Rusya’nın Berlin görüşmeleri öncesinde masada yapıcı bir tutum ve diplomasiyle gittiğini ve kendisine dönük imajı güçlendirmeye çalıştığını gösteriyor. Aynı Rusya sahadaki güçlerle bağlantısı olmadığı takdirde masada etkisinin sınırlı olduğunu bildiği için de alanda gücünü Wagner üzerinden kontrol

Hezimetin kaç tonu olabilir? – Fehim Taştekin

Türkiye kendisini kuşatan ateş çemberinde barışı mümkün kılacak herhangi bir olumlu rol üstlenemiyor. Yıllar içinde ‘yıkıcı tercihler’, ‘yapıcı diplomasi’ üretilmesini bloke ediyor. Irak için söz kardeşlikle başlar ama Türkiye bu ülkeye yardımcı olabilecek imkân ve kanallarını tüketti. İran-Amerikan gerilimi savaşın kıyılarında gezinirken Türkiye kendisini yakabilecek bir senaryo karşısında olağan kapasitesinin onda biriyle bile etkili diplomasi

Recep Tayyip’in dönüş hızına Erdoğan bile yetişemiyor! – Celal Başlangıç

Erdoğan, ‘Meşru hükümetle darbeci arasında arabulucu olunmaz’ tezinden 180 derece dönüş yaptı. ‘Başkanın adamları’, dün ‘darbeci’ Hafter’le arabulucu olarak aynı masaya oturdu. O kadar hızlı dönüşler yapıyor, o kadar keskin virajlar alıyor, o kadar seri zikzaklar çiziyor ki kendisini izlemeye kalkan yılanın bile beli kırılır. Zaten öyle de oldu; genel başkanlarına kayıtsız şartsız bağlı “alt

Türk askerine Libya seferi yazılırsa… – Fehim Taştekin

Erdoğan Trablus güçlerini sağlam tutmak için risk çıtasını yükseltirken bu anlaşmalardan rahatsız olan taraflar da Hafter’i zafere ulaştırmak için ellerinden geleni yapacaktır. Daha da önemlisi Libya’da Türkiye açısından artık 1911’in koşulları yok. İslamcı güçler ile kendilerini Osmanlı torunu olarak gören Mısratalılar dışında Libya’nın geri kalanında bakış farklılaştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasi kariyerinin geldiği noktada iki

IŞİD ya da terörle devrimin eşzamanlılığı – Muhammed Hüneyd

Cihad yaptığını öne süren örgütlerin maskelerinin düşürülmesi sadece işledikleri suçlarla ilgili değil, devrim düşmanlarının çıkarına gerçekleştirdikleri şeylerle de ilgilidir. IŞİD liderinin Sünni ve Müslüman bir ülke olan “Türkiye vilayeti” ile ilgili evrakı karıştırırken fotoğrafının çekilmesi, sosyal medyada yorum seline neden olmuştur. Örgüt, devrimleri destekleyen, binlerce mülteciyi karşılayan bir ülkeyle neden savaşmaktadır? Ayrıca Türkiye, darbeleri ve