Her Sanatçı Bir Gladyatör – Gustave Flaubert

Burjuvalar, önlerine yesinler diye yüreklerimizi koyduğumuzun farkına varmazlar. Gladyatörlerin nesli tükenmedi; her sanatçı bir gladyatör. Istıraplarıyla halkı eğlendiriyor. [Ekim 1859, yazar dostu Ernest Feydeau’ya mektubundan. Aktaran Pierre Bourdieu, Rules of Art, s. 110] Bana güzel gelen, yazmak istediğim şey, hiçbir şey hakkında olmayan bir kitap, dışardaki hiçbir şeye bağımlı olmayan, bütünlüğünü sadece kendi üslubunun gücünden alan

Flaubert’in Doğu Seyahati – Erhan Sunar

Genç Flaubert’in iki yıl boyunca kafa karışıklığını güzelce örten bir dikkatle üst üste koyduğu canlı parşömenler gibi, belki de içten içe ördüğü bir ağ gibi mekânlar ve yaşantılar arasında resmigeçidi. Flaubert’in Doğu Seyahati, sırasıyla Mısır, Lübnan, Filistin, Rodos, İzmir, İstanbul, Yunanistan ve İtalya’yı kapsayarak ilerlerken yazarın o dönemlerin çoğu “oryantalist” gezginine kıyasla gördükleri karşısında pek de

Flaubert ve Estetik Eşitlik Üzerine – Jacques Rancière

Estetik rejimde bildiğimiz haliyle sanat, belirli bir eşitliğin yürürlüğe sokulmasıdır. Bu işlem, güzel sanatların hiyerarşik sisteminin yıkılmasına dayanır. Bununla birlikte, genel eşitliğin, siyasi eşitliğin ve estetik eşitliğin hepsinin birbirine denk olduğu anlamına gelmez bu. Yazma sanatının modern bir biçimi olarak edebiyatın genel koşulunu, (Platoncu eleştiriyi farklı bir yoldan devreye sokarak) yazılı kelime demokrasisi olarak adlandırıyorum.