Sırf kadın olduğu için… – Gülfer Akkaya

 “Sırf kadın olmamak çok önemli oluverdi birden. Oysa her şey başımıza sırf kadın olduğumuz için geliyor. Bunu erkekler inkâr etmeye, gizlemeye, görünürsüzleştirmeye çalışsalar da mızrak çuvala sığmıyor.” Konya’da yaşanan ve Kadir Şeker’in haksız yere hapse atılmasına neden olan olay hepimizin gündeminde. Birçok açıdan toplumun ikiyüzlülüğünü de ortaya çıkardığı için üzerine epey konuşulacak bu meselenin. Sevgilisi

kadın hareketinden ne öğrenelim? – ayşe düzkan

biliyorsunuz, solun kadın hareketine ilgisi, akıl vermekle hayranlık duymak arasında bir hatta salınımlarla ilerliyor. işin salınım kısmını yabana atmayın. mesela “yazıklar olsun, kadınlar dışında herkes sokağı boş bıraktı!” diyen biri oluyor. aynı insan bir başka sefer, “feministlerin, erkek şiddetiyle kapitalizm arasındaki bağı görmesi gerek” diye, daha önce hiç duymamış olduğumuza kanaat getirdiği bir fikri bizimle

sinirlenme hakkı – ayşe düzkan

oysa hepimiz öfkenin, sinirlerine hakim olamamamın bir hak olduğunu biliyoruz. toplum erkeklere kadınlar karşısında bu hakkı tepe tepe kullanma iznini veriyor. bir insan bir televizyon programına ya da bir panele konuk olduğunda ondan mesleği ve adıyla bahsedilir değil mi? siyasal görüşü anılmaz. örneğin bir yayında, alttan geçen bantta, “demokrat gazeteci-yazar…” ya da “sosyalist mühendis…” dendiğini

“Cannes yönetimi Alain Delon’un ‘mide bulandırıcı’ değerlerini onurlandırıyor”

72. Cannes Film Festivali’nde, aktör Alain Delon’a ‘Onursal Altın Palmiye’ verilecek olmasına başta feministler olmak üzere birçok kesimden tepki geldi. 14-25 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan 72. Cannes Film Festivali’nde, aktör Alain Delon’a ‘Onursal Altın Palmiye’ verilecek. Festival yönetimi geçtiğimiz ay yaptığı açıklamayla daha önce Jeanne Moreau, Woody Allen, Bernardo Bertolucci, Jane Fonda, Clint Eastwood,

bu erkeklikle ne yapacağız? – ayşe düzkan

tam rakamı bilemiyorum tabii ama bugün her birkaç evden birinde, işsiz, kendi çamaşırını yıkamaktan, yemeğini pişirmekten aciz bir erkek yaşıyor. erkek egemenliği diye bir şeyin varlığını inkâr eden kalmadı pek. (bunun kaçınılmaz olduğunu iddia edenler var tabii ama onlar en azından bu yazının konusunun dışında.) fakat bundan nasıl kurtulacağımız konusunda belki biraz daha düşünmeye ihtiyacımız

ÖTEKİNİN DE ÖTEKİSİ TÜRKİYE’DE TRANS KADIN OLMAK Herkesin buluştuğu nefret

Alfabetik sırayla: Aleviler, feministler, gayrımüslimler, kadınlar, Kürtler, sosyalistler… Sünni-Türk-Erkek hükümranlığının hedef tahtasındaki ötekiler. Kıvılcım Arat bu “başa bela” kimliklerin hemen hepsine birden sahip: Alevi, feminist, Kürt, sosyalist. Ve ötekinin de ötekisi bir trans kadın. Nefret cinayetlerinin, gündelik şiddetin bir numaralı hedefi trans kadınların bugünün Türkiye’sindeki varoluş mücadelelerini, “toplumun stres topu” olmanın ne demek olduğunu Kıvılcım

7 Eylül 1968: ABD Atlantik City kentinde feministler ‘Miss Amerika’ güzellik yarışmasını protesto etti

New York Radical Women (Radikal Kadınlar New York) adıyla örgütlenen grup 7 Eylül 1968’de Atlantik City’de düzenlenen Miss Amerika güzellik yarışmasını “Daha Fazla Miss Amerika istemiyoruz” diyerek protesto etti. Protestocu kadınlar gerçekçi olmayan güzellik algısıyla kadınların baskı altına alındığını, yarışmadaki kadınlar üzerinden tüm kadınlara zarar verildiğini, tamamen erkeklerin fantezileri üzerinden tanımlanan ve kadınları kategorilere ayıran