RANT-KÂR İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR NOT – Mustafa Durmuş

Son yıllarda Türkiye’de de ‘rant’ kavramı, giderek ‘kâr’ kavramının yerine ve önüne geçer bir biçimde kullanılmaya başladı. Özellikle de devletle bağlantılı olarak yürütülen büyük emlak-konut ve bazı alt yapı projelerinden elde edilen gelirler ve bir kısım finans geliri (başta faiz olmak üzere)  rant geliri olarak tanımlanıyor. Buradaki sorun, bu gelirlerin kârdan bağımsız bir biçimde, adeta

ULUSLARARASI TİCARETTE BİR BAŞKA YOL OLMALI, YOKSA AÇILMALI (Cemaz-ül evvelini iyi bildiğimiz bir teori (vii) – Mustafa Durmuş

Bu yazı dizisi boyunca ele aldığımız Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi’ne dayalı Uluslararası Serbest Ticaret bir tür “avcı- balıkçı” modelidir. Öyle ki; avcı avlanır, balıkçı balık tutar. Avcı avladığı fazla av hayvanını balıkçının tuttuğu fazla balıkla değiş tokuş yapar. Her ikisi de işlerinde uzmanlaştığında aralarındaki ticaret; karşılıklılık ilkesine göre, eşit koşullarda, karşılıklı fayda sağlayarak ve özgürce yapılır.

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (VI) Marksist Kriz Teorileri (Kâr Oranlarının Azalma Eğilimi Yasası (KOAEY) – Mustafa Durmuş

Marx, Grundisse’de (1) Kâr Oranlarının Azalma Eğilimi Yasasının (KOAEY) her bakımdan modern ekonomi politiğin en zor ilişkilerinin anlaşılabilmesini sağlayan en önemli, ancak basitliğine rağmen tam olarak hiçbir zaman anlaşılamamış bir yasası olduğunu” yazar. Bu yasa kapitalist ekonomileri anlamamızı sağlayan diğer ekonomi politik yasalardan, özellikle de Emek-Değer Yasası ve Genel Birikim Yasası gibi iki önemli yasadan

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (III) Krizlerin nedeni finansallaşma mıdır? – Mustafa Durmuş

Günümüzde kapitalist krizlerin nedenlerini analiz ederken çok az sayıda iktisatçının Marx’ın Kapital’ine başvurduklarını vurgulamak gerekiyor. Ancak Marx’ın kapitalist krizleri açıklarken başvurduğu ‘azalan kâr oranları eğilimi yasası’nı görmezden gelenler, sanıldığı gibi, sadece ana akım iktisatçılar değil. A. Shaikh (1), M. Roberts ve G. Carchedi (2) gibi istisnalar dışında, C. Lapavitsas gibi kendilerini Neo-Marksist olarak niteleyen çok