Çevreci kadın mücadelesi ya da ekofeminizm – Tuba Torun

Çevre mücadelesinde kadınların öne çıkması boşuna değil. Cerrattepe’deki Havva Bekar’ı hatırlarsınız; elinde asasıyla taşa oturmuş, arkasında komando birlikleri, kendisine mahkemeden bahsedenlere “Kafayı mı yediniz? Ne mahkemesi! Mahkeme biziz! Mahkeme halktır!” diye nefes tüketiyordu. Ülkemizde ve dünyada artarak devam eden doğa tahribatı sebebiyle “ekofeminizm” kavramını daha sık işitmeye başladık. Ekofeminizm için ekolojist feministlerin ürettiği, 1970’li yılların

Doğanın ve tohumun sesine kulak veren bir feminist: Vandana Shiva

Doğayı sömüren zihniyetle kadını sömüren arasında bir bağlantı var mıdır? Şayet varsa buna nasıl yanıt olmalı? Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta bu sorularla çıktığı mücadelesinde ektiği filizlerin çiçeklenişine tanık olan bir kadın var: Vandana Shiva. “Özgürlüğümüzün yasadışı olduğunu ima eden her yasa, yasadışıdır… Onu tanımak zorundayız. Biz, suya, tohuma, gıdaya, ilaca erişme özgürlüğünü savunacağız.” Ömrünü

Janet Biehl ile söyleşi: “Korkularımız sömürülüyor, bizi dayanışma güçlü kılar”

Toplumsal ekoloji, komünalizm ve ekofeminizm üzerine çalışmalar yürüten Janet Biehl, demokrasinin dünya genelindeki krizine ve kırılganlığına dikkat çekiyor, “Eğer bir şey yapılmazsa ABD pekâlâ bir diktatörlüğe dönüşebilir” diyor. Yozlaşmış politikacıların insanların korkularını sömürdüğünü söyleyen Biehl, buna karşı halkların dayanışmasının önemine vurgu yapıyor. Biehl’ın bu dayanışmacı ruhu gördüğü yer ise Rojava. Söyleşi: Fatma Koçak Dünya genelinde tekçi-otoriter

“Kadın ve Doğa” birlikte özgürleşecek – Beril Tezel

Kadın şefkati, doğa fedakarlığı İkisi şiddet karşıtı İkisinin kucaklayan aşkı… Yeşili metalaştırma, kadını maddeleştirme. Doğaya ihanet istismar, kadına sürekli taciz Sömürü her ikisine, şiddet her ikisine. Doğar ekofeminizm. 70’leri arkada bırakıp da… Yeşil hareket ve feminist hareket etkileşimi ile kadının ve doğanın üzerindeki baskılara, tüm tehditlere ve dayatmalara karşı belki çığlık belki fısıltı. Ekofeminizm uyanıklık hali. 1974’te François D’Eubonne tarafından

Doğanın ve Kadının Özgürlüğü İçin: Ekofeminizm – Emet Değirmenci

Ekolojik kriz karşısında yaşamını değiştirmeye çalışan kadını öncelikli olarak  sağlıklı gıdaya ulaşmak ilgilendiriyor.  Yakınları ve çocuklarını sağlıklı besleme kaygısı onları başka meceralara sürükleyebiliyor.  Kendim de yaklaşık 20 yıl önce benzeri bir duyarlılıkla  yola çıkmıştım.  Sevindirici olan bugün kadınların kendi aralarında dayanışma grupları oluşturması…Siyanürlü altın madenlerinden, Nükleer Santral projelerine ve HES’lere karşı hep en önde yürüyen