Cinnete sürüklenen insanlığın trajedisi – Doğuş Sarpkaya

Kızıl Kahkaha, devrimler dönemine girmek üzere olan Çarlık Rusya’sındaki halet-i ruhiyeyi de gözler önüne seriyor. Çarlığın içinde filizlenmiş çürüme de bu savaş sırasında açığa çıkmıştı. Çarlığın otoritesini yeniden tesis etmek için girdiği savaş, devrimlerin önünü açan bir koçbaşına dönüşmüştü. Andreyev bir tarafıyla bu çürümeyi anlatıp Rus toplumunun 1905 Devrimi’nden önceki hislerine de tercüman oluyor romanında.

1950 kuşağı gibi direngen ve inatçı: 2000’li yıllar öykücülüğü – Doğuş Sarpkaya

1950 kuşağını ustaları olarak gören 2000’li yılların bazı öykücüleri dil ve biçim konusunda duyarlı ama içeriği de en az dil kadar önemseyen, öykünün oluşturucu öğelerini derin bir düşünsel arka planla bütünleştiren bir tarz benimsediler. Öyküde biçim ile anlamı birbirine teyelleme konusunda ustalaşan, sıkı dokunan ve yoğun bir atmosferin yaratıldığı öykülere imza atan bu yazarlar hem

Umutsuzlar ya da ‘erkek’liğin kitabını yitirmek – Doğuş Sarpkaya

‘Umutsuzlar’ı izlerken bunca etkilenmemizin sebebi, Fırat’ın kahramanca tercihidir. Belki de hegemonik söylemi yücelttiğimiz ve her gün yeniden ürettiğimiz için suçluluk duymamız, dahası Fırat’ın cesaretini gösteremediğimiz için kendimizden utanmamızdır. Bazı filmler vardır, hiç beklemediğin anda karşına çıkıp mıhlar seni ekran karşısına… Önünde iki seçenek vardır: Ya hemen kanal değiştirmek ya da bir kere daha o filmin

Eleştirel tutuculuğa karşı – Doğuş Sarpkaya

Tim Parks’ın denemelerinden oluşan derlemesi ‘Yaşam ve Yapıt’ Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı. Parks denemelerinde, romancıların eserleriyle hayatlarındaki kesişmeleri, edebi ve psikolojik bir derinlik içerisinde bulup ortaya çıkarıyor. Tim Parks, adı çok satan yazarlar arasında anılmasa da hem Türkiye’de hem de dünyada kendi okur kitlesini yaratmış bir yazar. Aynı zamanda kurmaca eserlerinin yanı sıra düzenli olarak

Birden parlayıp aydınlanıveren gerçeklerin yazarı: Alberto Manguel – Doğuş Sarpkaya

Alberto Manguel, “birden parlayıp aydınlanıveren” bir resmi yakalayarak okurlarına sunmayı başarıyor. Aynı zamanda kendi yazarlık yolculuğunu da çeşitlendirerek yapıyor bunu. İnsanlığın geçmişiyle hesaplaşırken kendi geçmişi, konfor alanları, üzerine yapışan etiketlerle de cebelleşen, gerçek entelektüellerin görevinin dibe battıkça çamura bulanarak kaybolmaya başlayan parçaları bir araya getirmek olduğunu düşünen, yıkıntıların üstünden atlayarak değil yıkıntıların üstüne giderek yeni

Tekinsiz olan modern yaşamın kendisidir – Doğuş Sarpkaya

Gitmeliydin, Kehlmann’ın ana temasını farklı bir tür aracılığıyla ele aldığı bir novella. Yazar bu sefer Gotik unsurları kullanarak bireyin çıkışsızlığını vurguluyor. Gündelik hayattan kopup, ıssız doğanın içinde ‘yapıt’ına yoğunlaşmayı isteyen ana karakterin, yaşamı boyunca içinde taşıdığı huzursuzluğa teslim oluşunu okuyoruz satırlar ilerledikçe. Bazı yazarlar tüm yazı serüvenleri boyunca belirli temaları kendilerine dert edinirler. Bu dert