IŞiD katletti, devlet seyretti

10 Ekim Katliamı’nın soruşturma ve dava sürecinde hangi gerçeklerin üzeri nasıl örtüldü? 10 Ekim davasında neyin üzeri örtüldü? 10 Ekim katliamı, aynı zamanda en büyük adalet mücadelelerinden birini doğurdu. 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yakınlarını kaybedenler, yaralananlar ve mitingde yer alan sendika, meslek örgütü ve siyasi partiler aradan geçen 3 yıl boyunca katliamın aydınlatılmasının peşine düştü.

“İşçiler AKP’ye oy veriyor”: Orta sınıf apolitizmi – Fatih Yaşlı

Kendi sınıf çıkarını gözetmek, sahibi olduğu sınıf sömürüsüne dayalı düzenin devamını sağlamak, kendi çıkarlarını tüm toplumun ve diğer sınıfların çıkarıymış gibi sunmak konusunda sermaye sınıfı son derece maharetlidir ve bu anlamda sınıf bilinci en gelişkin sınıftır. Sermayenin tutumuna ve davranışlarına bu bilinci yön verir, sermaye ona göre hareket eder. Ancak sermaye sınıfı için bile bu

Meksika’da yerli halklar için verilen mücadelenin öznelerinden: Doğa savunucusu Isela Gonzalez

Günümüzde doğanın yanı sıra savunucuları da kâr için talanın hedefinde yer alıyor. Britanya merkezli The Guardian gazetesi “Tehdit Altındaki Doğa Savunucuları” başlıklı yazı dizisinde doğanın yıkımına karşı verilen mücadeleye odaklanıyor, dünyanın dört bir yanındaki dokuz yaşam savunucusunun hikayesini anlatıyor. Gazete Karınca olarak bu hafta, Meksika’da bir araştırma için gittiği yerlilerin topraklarında, onların mücadelesine ortak olan

10 Ekim: Katliam yaraları iyileşir mi? – Hatice Kapusuz

Üçüncü yıl geliyor. Adaletsiz, anıtsız, acıyı tanımayan kamu idaresi tavrı, 10 Ekim ve diğer katliamların yaralarının kapanmasına izin vermiyor. Ancak yan yana olmanın inceliğiyle inşa edilecek başkaca yollar var. Belki de ilk olarak bu katliamlar arasındaki bağı, kesişen hikayeleri ve ortak acıyı anımsamak… Unutturmamak için sanattan güç alarak yeni yollar bulunabilir, kolektif bir iyi olma

Hurilerin bekaretinden devletin bekaretine – İnci Hekimoğlu

Bu eril dile ilk kez tanık olmuyoruz elbet. Zihniyette bir fark olmasa da düzeyin yerlerde sürünür hale gelmesi, yeni bir aşama olsa gerek. Eski AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, gazete denilen bir yayına, ‘siyasetçi’ sıfatıyla verdiği röportajda “Devlet gece her türlü saldırıya uğrar, tecavüze de uğrar, sabah bakire olarak kalkar” dedi. Başta kadınlar olmak üzere,

Veganizm ve türcülük – Pınar Dağ

Bütün devletler türcüdür, bazı ülkelerde mücadeleler sonucunda bazı hayvan türleri için yasal düzenlemeler getirilmiş olsa da, içinde yaşadığımız gezegen, hayvanı gıda sistemine hapsetmiş bir hücre görevi görmeye devam ediyor “Hayvan özgürlüğü veya tahakküm karşıtı olmak teorik bir gerekçe, veganlık ise pratik bir sonuçtur.” – Güray Tezcan[1] Hayvanları yiyecek, giyecek, kobay ve eğlence olarak kullanmanın doğru

Sağlıklı beslenme hayal oluyor

İnsanlar toksik kimyasallara tarihte hiçbir dönemde bu kadar çok maruz kalmıyordu. Toksik madde kirliliği bugün yeryüzündeki hayatı tehdit eden en önemli sorunlardan biri olarak görülüyor Açlıktan ölünmez sözünün kocaman bir yalan olduğunu artık dünyada yaşanan örneklerden biliyoruz. Açlıkla mücadele eden yoksul insanlar, kimyasallarla donatılmış gıdaları yemek zorunda bırakılıyor. Ülkede de yoksul halkı kötü beslenmek zorunda

Devletin haz ekonomisi – Hakkı Yırtıcı

Toplumun vaat ettiği hazlar kurgulardan ibarettirler ve asla gerçekleşmezler; hayat boyu peşinden koşulan şan, şöhret, para gibi. Önce sahte bir haz, ardından hazzı erteleme ve en sonunda da bunun asla tatmin edilemeyeceğinin bilgisi. Hayatımız boyunca bu ve benzeri kurmaca hazlarla oyalanıyor ve mutlak hazzın toplumun tümden dışına sürüldüğü gerçeğini göremiyoruz. “Hayatta sevdiğim her şey ya

Aile, iş, devlet: Yeni Türkiye’nin kamusu – Dinçer Demirkent

  Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’in beraberindekiler olarak bakanlığa kabul edilen heyet dekanlar, bölüm başkanları ya da alanın akademisyenlerinden değil, İbiş’in kardeşlerinden oluşuyordu. Bu andan itibaren de kişisel merakım, herkesi ilgilendiren bir siyaset sorunsalı için kamusal bir malzemeye dönüştü. Çünkü Türkiye kamusunun yağmalanma biçimlerine ilişkin tipik bir karakterin tipik bir eylemiydi söz konusu olan

Cumartesi anneleri: Kayıpların arayış mücadelelerinde 700. hafta

Cumartesi Anneleri, kayıplarını arayış mücadelelerinde 700’üncü haftaya geldi. Anneler Galatasaray Meydanı’na çağrı yapıyor. Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için başlattığı adalet arayışında 23. yılı geride bıraktı. 27 Mayıs 1995 yılından bu yana, her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’na gidip gözaltında kaybedilen yakınlarını sordular. Galatasaray meydanı tanıklık etti onurlu mücadelelerine. Barışçıl eylemleri çoğu kez polisin