Çocuk istismarı, ölüm, adalet arayışı, cezasızlık…

Antalya’da kaçırılıp tecavüze uğrayan 15 yaşındaki Sezgi Kırıt’ın ölümünün üzerinden 11 yıl geçti ama 9 yıl süren adalet mücadelesi hala sonuçlanmadı. Mahkeme, “kızın rızası vardı” diyerek sanıkları serbest bırakırken dosya hala Yargıtay’ın kararını bekliyor. Bu süreçte kanser olan ve hastalığının son evresinde bulunan anne Hanife Kırıt “Gözüm açık gidecek” diyor. Sezgi Kırıt, henüz 15 yaşında

Kadın katillerine indirim, kadının meşru müdafaasına ceza varken kadınlar ne yapsın? – Av. Diren Cevahir Şen

Erkekler tahakküm kurmak, dilediği gibi yönetmek için kadın öldürürken kadınlar sadece ve sadece hayatlarına sahip çıkmak, canlarını kurtarmak yani ölmemek için öldürmek zorunda kalıyorlar Bu yazı bir miktar yine Hukuk Ötesi’ne yazdığım “Hayatın olağan akışı” başlıklı yazının kaldığı yerden devam etme niyeti taşıyor. İlk yazıdan sonraki en önemli gelişmelerden biri 21.10.2019’da Emine Bulut davası kararıydı.

Cezasızlığa karşı yakın tarihi hatırlamak: Sokağa çıkma yasaklarının 4. yılı

2015 yılında başlatılan ve 2016’ya dek süren sokağa çıkma yasakları iki milyondan fazla insanı etkiledi. Yasaklar süresince birçok insan yaşamını yitirirken, kadın ve çocuklar özellikle hedef alındı. Bu kadınlardan kimi kapısının önünde kimi çocuklarının yanında vuruldu, oyun oynarken ya da ekmek almaya giderken öldürülen çocuklar oldu, yasak öne sürülerek yaralı halde sokak ortasında ölüme terk

Türkiye’de devletin derinliği – Dinçer Demirkent

Mehmet Ağar’ın AKP’den ayrılarak yeni parti kuran, kuracak olan siyasal gruplara uyarısını da Cem Küçük’ün “derin” cezasızlık pratiğinden güç alarak televizyon kanalında insanlık suçlarını savunmasını da benzer bir yerden okumak gerekir Kamu kavramına ilişkin kavrayışımızın çok ağır bir saldırıya uğradığı, modern devlete ilişkin burjuva yanlısı olan “tarafsızlık”, “objektiflik” gibi ilkelerin bile yön gösterici olmaktan çıkarıldığı

‘Bu iş bitti, aklandık’ demesinler – Hale Ürün

Ankara JİTEM davası da Kızıltepe, Kulp ve Cizre davaları gibi kapatıldı. Yakınlarını kaybeden nesil, verdikleri mücadelenin önüne nasıl duvarlar örüldüğünü anlattı. ‘Türkiye geçmişi ile yüzleşebilir mi?’ sorusunu ise İHD’den Gülseren Yoleri yanıtladı Türkiye gözaltında kayıplarla 1980’lerde tanıştı. 1990’lı yıllarda özellikle Kürt kentlerinde uygulanan Olağan Üstü Hal (OHAL), köy yakmalar ve yargısız infazlar ile birlikte gözaltında

Polis ve yargı kadın cinayetlerini görmüyor

Boşandığı erkek tarafından katledilen Ayşe Tuba Arslan’ın, katili hakkında 23 kez suç duyurusunda bulunmasına rağmen erkek hakkında hiçbir işlem yapılmaması kamu görevlilerinin sorumsuzluğunu gündeme getirdi. Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Şimşek, “Önlem almayan kamu görevlilerinin ‘görevi ihmal’ ve ‘görevi kötüye kullanma’ suçlarından ceza alması gerekiyor” dedi. Boşandığı erkek tarafından katledilen Ayşe Tuba Arslan’ın

Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmez

Roboski Katliamı’nın 95. ayı: Roboski İçin Adalet Girişimi, Roboski Katliamı’nın 95’inci ayında “Ailelerin sadece adalete ve yüzleşilmeye ihtiyacı var” diyerek sorumluların yargılanması çağrısı yaptı. Roboski İçin Adalet Girişimi, Roboski Katliamı’nın 95’inci ayında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde basın açıklaması düzenledi. Yaşam hakkının en temel hak olduğu vurgulanan açıklamada devletin insanların yaşama haklarının korunmasından birinci

Hindistan’ın erkeklik krizi-Kishwar Desai

Kadınların giyim tarzları ve dış görünüşleri yüzünden tecavüze uğradığı fikrine sahip olanlar için Budaun, Uttar Pradeş’te komşularının toplu tecavüzüne uğrayıp katledilmiş zapzayıf iki kız çocuğunun mango ağacından sallanan bedenleri iyi bir ders veriyor olmalı. Bu olay, Ulusal Suç Kayıtları Bürosuna göre, Hindistan’da son 40 yılda on katına çıkan tecavüz vakalarının kahredici bir örneği. 1971 ile

Kadın cinayetine yine ‘iyi hal’ indirimi

İstanbul’da ablası Hatice Uzun’u öldürüp intihar süsü veren ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan sanık Bilal Takır’a iyi hal indirimi uygulanarak, cezası müebbet hapis cezasına çevrildi. İstanbul Güngören’e bağlı Tozkoparan Mahallesi’nde yaşayan evli ve iki çocuk annesi Hatice Uzun’u (34) 28 Haziran 2018 tarihinde öldüren kardeşi Bilal Takır, işlediği bu cinayete intihar süsü vermeye çalıştı.

Kadirova’nın cinayet mahalli olarak Türkiye – Hakkı Özdal

Kimi zaman tek bir ‘adli vaka’nın, gerçekleştiği dönemin ruhunun ve o dönemin başlıca sorunlarının anlık bir görüntüsü gibi ortaya çıkması, ‘kaderin cilvesi’ değildir. Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümü ve ardından yaşananlar da, Türkiye’de emek rejiminin, hukuk düzeninin, göçmen politikalarının, kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığın, iktidar olanaklarına sahip kimseler için geçerli imtiyazların hep birlikte sahneye çıktığı bir