Sürrealistlerin Kafeleri – Georges Sebbag

Günlük bir buluşma mekânı olmaksızın sürrealizm hayat bulamazdı. Hem bir karargâh hem bir özel salon olarak kafeler André Breton ve dostlarının dünyadan kopmadan biraraya gelmesini sağlıyordu. Kesintisiz biçimde temasta bulunabilmeleri sayesinde aralarındaki birlik ruhunu ve daimi hareketliliklerini muhafaza edebiliyorlardı. İki savaş arası dönemde sürrealistler tüm hafta boyunca, öğle vakti ve akşamüstü kafede görüşürler. Kimi zaman

Siegfried Kracauer ve Polisiye Roman – Enzo Traverso

Sanayi toplumunda cisimleşen büyüsünü yitirmiş dünyanın romantik eleştirisi, 1922 ile 1925 yılları arasında bir “felsefe çalışması” üslubunda kaleme alınmış polisiye roman üzerine bir kitabında Kracauer tarafından konu edildi. Günümüzde hayli ün kazanmış olan bu eser, kimi bölümleri makale şeklinde Frankfurter Zeitung’te basılmış olsa da, o zamanlar kitap olarak yayınlanmamıştı. Sıkı ve kimi zaman zorlayıcı bir felsefi

Şiir ve Direniş – Benjamin Péret

Sürrealist şair ve devrimci militan Benjamin Péret, André Breton’la birlikte sürrealist hareketin kurucularından biridir. İspanya Devrimi sırasında önce POUM’da (Birleşik Marksist İşçi Partisi) ardından anarşist Durruti’nin tugayında savaşır. 1940 yılında Vichy yönetimi tarafından tutuklanır. Serbest bırakıldıktan sonra Meksika’ya iltica eder. Burada yayınladığımız iki söyleşinin ilkinde gönderme yapılan Şairlerin Onursuzluğu panflesinde Péret eski sürrealistler Louis Aragon ve Paul Éluard’ın

Proleter Edebiyatı Üzerine – Victor Serge

Ağustos 1928’de, Henri Barbusse’ün yönettiği haftalık Monde dergisi, 3 Kasım 1928 tarihli sayısında, “Proleter Edebiyatı” konusundaki tartışmaları vesile ederek bu konuda geniş bir anket yürüttü. Monde, yazarlara şu iki soruyu soruyordu [ki Serge bunlara üç yanıt verir]: 1. Sanatsal ve edebi üretimin yalnızca bireysel bir olgu olduğunu düşünüyor musunuz? Bu üretimin insanlığın ekonomik ve toplumsal

André Breton’un Ardından: Salvador Dali’yle Söyleşi – Robert Benayoun

Salvador Dali, André Breton’un ölümünü öğrendiğinizde neler hissettiğinizi anlatabilir misiniz? Her zamanki gibi, tıpkı Garcia Lorca’nın ölümünü öğrendiğimde de yaptığım gibi, ilk söylediğim şey şu oldu: “Oley!” Önemli bir olayın meydana geldiğinin altını çizmek için İspanyolların kullandığı karakteristik bir ifade bu. Burada Breton’u saygıyla analım yoksa unutacağız. Breton benim çağımın en dürüst, en uzlaşmaz kişiliklerinden

Arzuyu Özgürleştirenler: Fourier, Sürrealistler ve Aşk – Gérard Roche

Aşkın Fourier’de ve sürrealistlerde, yani onu en üst yücelik seviyesine taşıyanlarda, aşkı dünyayı algılamanın ve yorumlamanın bir anahtarı haline getirenlerdeki yerini tüm kapsamı ve karmaşıklığıyla birlikte burada ele almak mümkün değil. Yalnızca tutku düzeyinde kavranabilecek aşktan, rasyonel biçimde, fikirler düzleminde nasıl bahsedilebilir? Charles Fourier yeni bir aşk düzenine dayalı Uyum’un [Harmonie] tesisini ancak uzak bir

Fotoğraflanmış Devrim – Michael Löwy

İki barikat dar bir sokağı kapatmış durumda. Savaşçılar görünmez halde. Eli kulağında bir saldırıyı beklemekteler. Fotoğrafçının en yakınında bulunan ve kaldırım taşları ile bir at arabasının tekerleriyle inşa edilmiş bariyerin üzerinden bir mızrak yükseliyor sanki, (kızıl?) bir bayrağın sapıdır belki. Sokak bomboş. Bekleyişin kaygılı sessizliği görünüyor neredeyse. Bu barikat, 1848 Haziranının Victor Hugo tarafından tasvir

Otizmli Sanatı: Militan Bir Söz – Lucila Guerrero

Otizmli sanatçı her şeyden önce bir sanatçı. Dünyanın bir parçasını seçip onu malzemesine aktaran, ardından da dünyaya sanatı aracılığıyla dahil olan, gerektiğinde onu satabilen ve sanatı aracılığıyla iletişim kurabilen biri. Sanatçıların sanatları dışında pek iyi iletişim kuramadıkları sık sık tekrarlanır. Otizmli sanatçıların ise dünyaya sunabilecekleri en iletişimsel şey sanatlarıdır ve bu çok iyi işliyor.  

Skinhead Kültürü ve Aşırı Sağ – Nicolas De Casinière

Aşağıda, Nicolas De Casinière’in, Skinhead hareketi hakkında tez yazmış olan sosyolog Gildas Lescop’la “skin = Nazi” klişesi üzerine gerçekleştirdiği söyleşiyi sunuyoruz. Nicolas De Casinière: Birçok yerde skinhead’lerden söz edildiğinde ırkçı bir imaj çiziliyor, Neo-Nazizmle ilişkili gösteriliyor ve kavga dövüş hikâyeleriyle bağlantıları vurgulanıyor. Oysaki kökeninde skinheadler Jamaikalı arkadaşlarıyla ska ve rocksteady dinleyen, futbol hayranı genç İngiliz işçilerdi. Skin hareketinin ilk dönemlerinden

Sesli Sinema Hakkında – André Breton

Arts dergisi 8-14 Ekim 1953 tarihli nüshasında büyük bir sayfaya şu başlığı atar: “Sesli sinemanın şafağında sekiz şair haykırıyordu: Sesli sinemaya şüpheyle yaklaşalım”. Altında Paul Eluard, Max Jacob, Derême, Jean Cocteau, Valéry, Desnos, Supervielle ve André Breton’un metinleri yer alır. Bunların hepsi yıllar önce yapılmış ve hiç yayınlanmadığı iddia edilen anketlerin sonuçlarıdır. Breton’un yanıtı muhtemelen 1930’da