Çağdaş Sanat Emekçileri ve Prekarite: “Kâr Amacı Gütmeyen” Sömürü – Stefan Voicu

2011 yılında, tüm dünya ekonomik krizin pençesindeyken sanat piyasasının durumu gayet iyiydi. Artprice’ın tahminine göre o yıl dünyada 41 binden fazla çağdaş sanat eseri satıldı ve toplam 1,26 milyar dolar kâr elde edildi;[1] bu, toplam gelirin tahminen 87,7 milyon dolar olduğu 2001 yılına göre ciddi bir büyümeydi. Buna karşılık sanat işçilerinin büyük kısmı ekonomik prekariteyle karşı karşıyaydı, hâlâ da

“Bolluk Günleriniz Sayılı”: Lüks ve Zenginlik İmgelerinin Görünmez Emekçileri – Hrag Vartanian

Ramiro Gomez, bir eserinde David Hockney’nin California zenginlerinin hayat tarzını tasvir eden 1967 tarihli A Bigger Splash/Daha Büyük Bir Sıçrama adlı ikonlaşmış resmine “müdahalede” bulundu: Resme, lüks evin havuzunu ve avlusunu temizlemekle meşgul Hispanik görünümlü iki figür ekledi. Resme ismini veren su sıçraması gitmiş, onun yerine Gomez, seyircinin görür görmez tanıyacağı ama sanatta nadiren temsil edilen

Sahteler ve Özgünler, Yalanlar ve Doğrular Üzerine – Terry Eagleton

Postmodernizm, kökensizliği/özgünlüksüzlüğü [non-originality] baş tacı eder. Bütün edebiyat eserleri başka eserlerin geri dönüşümden geçirilmiş parçalarından oluşur ve Harold Bloom’un sözleriyle “bir şiirin anlamı başka bir şiirdir”. Fakat bu metinlerarasılık doktrinini, bildiğimiz edebi etkiyle karıştırmamak gerekir. Edebi etkilenim çoğunlukla bilinçli ve münferittir, oysa postmodernizme bakarsanız, ağzınızı açtığınız anda başkalarının sözlerini alıntılıyorsunuzdur. Roland Barthes’ın ve başkalarının da

“Sanat Komplosu”: Baudrillard’ın Anti-estetiği Üzerine – Douglas Kellner

Sanat ve estetik üzerine düşünceler 1960’lardan beri Baudrillard’ın eserlerinde merkezî denecek kadar önemli bir yer tutmuştur. Eserleri pek çok farklı yöne sapmış, beklenmedik güzergâhlara girmiş olsa da (Marksizm ile göstergebilimi sentezlemekle başlayıp, son derece nevişahsına münhasır yazı ve kuram biçimleri geliştirmiştir), Baudrillard’ın kuramsal incelemeleri ve kültürel analizleri her zaman sanata olan ilgisinden izler taşımış, hatta

Şöhret Tapıncı: Marina Abramović Kültünün İnşası – Indra K. Lācis

Aşağıdaki metin, Indra Lācis’in “Fame, Celebrity and Performance: Marina Abramović – Contemporary Art Star” başlıklı doktora tezinin (2014) “Introduction” ve “Celebrity Worship” bölümlerinden derlendi. İlki hariç tüm görseller tezden alındı. Ara başlıklar sonradan eklendi. Hem Abramović hem de genel olarak performans sanatı konusunda kapsamlı bir karşılaştırmalı çalışma sunan tezin tamamını okumak için bkz. Fame Celebrity and

Çağdaş Sanat Üzerine On Beş Tez – Alain Badiou

Alain Badiou estetik üzerine düşüncelerini “inestetik” (inaesthetics) kavramıyla karşılar. “İnestetik’le kast ettiğim, sanatla felsefe arası bir ilişkidir. Bu ilişki, sanatın kendisinin de hakikat ürettiğini teslim ederken, sanatı felsefenin bir nesnesi durumuna çevirmeye kalkışmaz. Estetik spekülasyona karşı, inestetik, kimi sanat eserlerinin bağımsız varoluşu tarafından üretilen tamamıyla felsefe-içi (intraphilosophical) etkilerini açıklar” (1998). Yani, ne sanat felsefeye, ne

Sanata Karşı Sanat: Benjamin, Brecht ve Paul Klee’nin Melekleri – Esther Leslie

Benjamin, nerede yaşarsa yaşasın, çalışma masasının üzerine hep aynı resmi asardı. 1921’de 1000 mark’a satın aldığı, Paul Klee’nin Angelus Novus yani Yeni Melek resmi, Benjamin’i hayatı boyunca etkiledi. Yayınlamak istediği bir eleştiri dergisine onun adını vermişti. El üstünde tuttuğu modernizmin temelindeki çocuksu ve eleştirel estetiğin bir örneği olarak ele aldı onu yazılarında. Tarihin, makinelerin ve insanların yarattığı

Rancière’le Romantik Devrim, Edebiyat ve Siyaset Üzerine – Peter Hallward

Peter Hallward: Mallarmé üzerine kitabınız [Mallarme: La Politique de la Sirene] 1996’da yayınlandı, ardından La Parole muette [Sessiz Söz] kitabını yayınladınız. O dönemden beri sanat, edebiyat ve estetik üzerine yoğunlaşıyorsunuz. İlgi alanınızdaki bu değişimin, siyasetten sanata geçmenizin sebebi nedir? Öngördüğünüz bir değişim miydi? Jacques Rancière: Hiçbir zaman ilerisiyle ilgili planlarım olmadı, gelecekteki çalışmalarıma dair bir program yapmadım. Dolayısıyla

Sanat, Emek, Prekarite / Güvence-Siz? – Angela Mitropoulos

Günümüzde işgücünün önemli bir oranının geçici ya da düzensiz işlerde çalıştığı ve bu oranın günden güne arttığı herkesin malumudur. Fakat, eğretiliğin [precariousness] tespitini ve geçerliliğini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde doğrulayan ve bu yöndeki olguların saptandığı alanı her türlü sorgulamadan muaf kılan apaçık bulguların ağırlığını ve kapsamını şimdilik bir kenara bırakmak istiyorum. Niyetim daha ziyade, tüm

İsyan, Sanat ve Gündelik Hayatta Kesintisiz Devrim – T. J. Clark, Christopher Gray, Donald Nicholson-Smith, Charles Radcliffe

Modern Sanatın Krizi: Dada ve Sürrealizm Blake ve Nietzsche için sanatın amacı, tüm değerlerin yeniden değerlendirilmesi ve bunun önündeki tüm engellerin yok edilmesiydi. Sanat, olumsuzlamaydı: Goya’da, Beethoven’da veya Gericault’da, tek bir ömür içinde, değerlerin kutsanmasından değerlerin altüst edilmesine geçişi görmek mümkündür. Fakat sanatın tanımının değişmesi için formlarının da değişmesi gerekmektedir; nitekim 19. yüzyıla, sanatsal saldırının