İstanbul Sözleşmesi karşıtı lobiye zorunlu cevap-3: Devlet veri toplamıyor, şeffaf paylaşım yapmıyor – Berrin Sönmez

Veri ihtiyacını karşılamak için kadın örgütlerinin medya haberleriyle sınırlı kalmaktan başka şansı olmayan listelerini izlemeliyiz. Ancak şiddet olaylarının basına ne ölçüde yansıdığı da şüpheli ve o nedenle bu listeler de tek ölçüt olmasına rağmen güvenilir olamıyor, maalesef. Örneğin herkesin hatırında kalanlardan Emine Bulut cinayetini düşünelim. Aile Akademisi’nin “On maddede İstanbul Sözleşmesi neden iptal edilmeli?” başlıklı

İstanbul Sözleşmesi karşıtı lobiye zorunlu cevap-2: İstedikleri şey aile değil, aile içinde eril tahakküm – Berrin Sönmez

“Literatürde kadına yönelik şiddete ilişkin tanımlanan risk faktörlerinin hiçbirine yer verilmemiştir” iddiası ileri sürülüyor. Alkol kullanımı, uyuşturucu madde bağımlılığı ve psikiyatrik bozukluklar, kumar alışkanlığı ve ekonomik zorlukları işaret edip kıymeti kendilerinden menkul risk faktörlerine yönelik tedbir getirmediği iddia ediliyor. Aile Akademisi’nin bu metninden altı ay önce İçişleri Bakanlığı’nca yayınlanmış analizle, karşıt lobinin ısrarla ileri sürüp

İktidardan tecavüzcülere bayram müjdesi – Berrin Sönmez

Bu ülkenin bütün vatandaşlarını değil sadece kendi tabanını, teşkilatını, milletvekillerini ikna için dillerine doladıkları ‘onlar tecavüzcü değil evli’ aldatmacası, çocuğun cinsel istismarını nikah şartına bağlayarak suç olmaktan çıkarmaya çalıştıkları gerçeğini değiştirmiyor. Özlem Zengin’in bir televizyon programında verdiği sayılar doğruysa nikahlı 264 ve toplamda 300 kişilik liste için ülkenin bütün kız çocuklarını cinsel saldırı suçları karşısında

Yasa teklifi değil yasamanın utanç belgesi – Berrin Sönmez

Çocuğun cinsel istismarı dahil olmak üzere, cinsel suç failleri ve diğer eril şiddet failleri af kapsamında. Düşünce ve ifade özgürlüğünü kullananlar kapsam dışı. Parlamento için böyle bir yasa teklifinden daha büyük bir utanç tasavvur edilebilir mi, bilmiyorum. Tutanaklara damga vuran ifadelerden birisi “ceza kanunumuzda siyasal suçlar tanımı yok” sözüydü. Ak Parti Grup Başkan Vekili’nin Adalet

İslam ve Sol Çalıştayı’nın ardından – Berrin Sönmez

Altı oturumla iki gün süren İslam ve Sol Çalıştayı, hem konu ve konukları hem katılımcıları hem de mekanın halini en iyi tanımlayacak sözle dolu doluydu. Seçtiğim iki örnekle, sizlere çalıştay hakkında fikir vermeye çalışacağım bu yazıda. Sivrice merkezli depremde hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa ve ülkemize başsağlığı diliyorum. Deprem uzmanlarının sıkça dile getirdiği gibi her

AYM: Tedbir kararının uygulanmayışı hak ihlali – Berrin Sönmez

Gerçek anlamda kadına yönelik şiddetle mücadele edildiğini söyleyebilmek için ilkin koruyucu ve önleyici tedbir kararlarının uygulanması gerektiği çok açıktı. Her zaman yazar, çizerdik bu gerçeği. Şimdi AYM kararı hem haklı olduğumuzu ortaya koymuş hem de yargı organlarıyla idareyi bu görevlerini anayasa ve yasaların öngördüğü biçimde yerine getirmeye zorlamış oldu. Kadına yönelik şiddet haberlerinin, Emine Bulut’un

Islık, ezan ve İslamî feminizme saldırı – Berrin Sönmez

Son yıllarda 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılan dindar kadın görünürlüğü yükseldi. Taşınan pankart ve dövizler geçmişe kıyasla daha net feminist sloganlar içerir oldu. Kadın karşıtı saldırıların din bahanesiyle, ezan kullanılarak yapılması İslamî feminizme kurulan bariyerlerden birisi olarak değerlendirilmeli. “Ezanı ıslıkla susturmak istediler, ezan-ı Muhammediye saygısızlık ettiler” iftirası, bir delinin kuyuya attığı taş gibi. Ancak

Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi

Berrin Sönmez Akademinin olmadığı yerde iktidar birtakım meczup dinbazın hezeyanlarını değerler eğitimi adıyla topluma yutturma becerisine, ince işçilik adını takıyor olmalı. İnsan, kadın, çocuk, hayvan, çevre, barış, demokrasi vb. her alandaki hak savunuculuğu erdem olduğu halde suç sayılan güzel ülkemizde, kafalara mıh gibi çakma yöntemiyle nakilden ibaret değerler eğitimi şaşırtmıyor maalesef. Sivil toplum örgütlerinde gönüllü

‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı – Berrin Sönmez

Ev gibi şehri de yaşanabilir kılmak için gerekli donanım, kadınlarda mevcut. Ne yazık ki yerel siyasette hala ‘kadının adı yok’ tabiri geçerliliğini, pek az istisnayla koruyor. Kadınlar aday olmadığı için değil yerel siyaset de Erk-ek olduğu için aday adayı kadınların ismi gündemde ve kesinleşen listelerde yer tutmuyor. Belediyecilikte işi ehline vermenin yolu kadın adayları destekleyip,