24 Ocak’tan AKP’ye: Yeni bir devlet yaratmak – Bahadır Özgür

24 Ocak Kararları’nda çerçevesi çizilen iktisadi modelin ve onu topluma dayatan zor gücü olarak askeri darbenin merkezinde devletin dönüşümü vardı. Yani emekçi kesimlerin pazarlık gücüyle kendi lehine işlemesini sağlayabileceği kamusal imkanlar ve araçları -devletin ‘sol eli’- kesilecek; kamusal imkanların, sermaye birikimini hızlandıracak biçimde kullanılmasını sağlayacak bir bürokratik ve hukuki yapı, temsil mekanizmaları –devletin ‘sağ eli’-

Denize düşen Tayyip “İnce” yılana da sarılır! – Mahir Sayın

Muharrem İnce, iktidarın katkısıyla yürüttüğü başarılı piar çalışmasıyla önemli bir adım atmış gibi görünüyor. CHP Kongresi’nde sıfırlanmasından sonra bu doğrultuda ne kadar başarılı ilerleyeceği kuşkulu görünse de Kılıçdaroğlu’nun üzerine sürekli ölü toprağı serpmekte olduğu CHP’yi daha canlı olmaya zorlayacağına da kuşku yok. RTE’nin umut olarak sarıldığı başkanlık sistemi iki yılını doldurmadan tam bir pespayeliğe dönüştü.

AKP ve MHP oylarıyla reddedilen önergelerin listesi

Muhalefetin, araştırılması istemiyle Meclis’e sunduğu önergelerin hemen hemen tamamı MHP ve AKP oylarıyla reddediliyor. “FETÖ”, IŞİD saldırıları, Çorlu tren kazası, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, orman yangınları, altın madenciliği, ekonomik kriz, yolsuzluklar, insan hakkı ihlalleri… Bu iki parti hiçbir şeyin araştırılmasından haz etmiyor. Muhalefetin, araştırılması istemiyle Meclis’e sunduğu önergelerin hemen hemen tamamı MHP ve AKP oylarıyla

Değişimin etkin yolu: Seçimli diktatörlük rejiminin rıza üretmesine set çekmek – Mehmet Uğur

Bu yazının amacı seçimli diktatörlük rejimlerinin rıza üretme yöntemlerine yakından bakmak, bu yöntemlerin etkisini azaltacak, son tahlilde de seçimli diktatörlük rejimlerinin meşruiyet zeminini ortadan kaldıracak, muhalefet pratikleri üzerinde yeniden düşünmektir. Bu yazıda AKP iktidarının açmazlarına ve rejimin neden sürdürülebilir olmadığına değinmeyeceğim. Bu daha az yararlı bir egzersiz olurdu çünkü bu konuya değinen yazılar/fikirler halihazırda çok

Devletin emperyalist siyaseti, faşizm ve Kürt sorunu – Mehmet Özgen

Krizin görüngülerinden biri ABD hegemonyasının çökmekte oluşu. Büyük ihtimalle hegemonya krizi çoklu seçeneklerle uzun süre devam edecek. Bu seçenekler şimdilik Çin, Rusya, Hindistan olarak görünüyor. Bölgesel hegemonya mücadelesi içinde olanlar olarak da Rusya, İran ve Türkiye’yi saymak gerekiyor. Dünya toplumu pandemi ile birlikte çok-boyutlu derin bir krizin içine giriyor. Ekonominin, özellikle hizmet sektörü başta olmak

Faşizm kadın karşıtıdır – Ebru Yıldırım

Faşist AKP uzantısı olan, korporatist örgütlenmenin kadın ayağı olarak düşünülmesi gereken KADEM feminist hareketin, kadın hareketinin müttefiki değil, düşmanıdır.   AKP iktidara geldiği ilk yıllarda -içine doğduğu siyasi konjonktür gereği- muhafazakar kimliğinin yanına imlediği “demokrat” etiketiyle, dünyada esen ve bir “el” aracılığıyla hakim söylem kılınan kimlik politikalarına yatırım yapan popülist yönüyle, pek çok farklı toplumsal

KADEM Yerini bilmeli -Serpil Kemalbay

Değerler savunusu adı altında erkek egemenliğini savunmak, statükoyu korumak, siyasi iktidarın ve kapitalizmin yeniden üretimi için aile, çocuk ve erkeklerin sırtını sıvazlayarak yürümek, KADEM bu demek.   Türkiye’de kadına yönelen şiddet yıllardır ağırlaşan bir sorun. Kadınlar hemen her gün cinsel şiddete, tacize ya da tecavüze uğruyor, her gün kadınlar erkek şiddeti ile öldürülüyor. İş cinayetleri

KADEM’in misyonu: Dönemin ruhuna uygun ‘makul kadın’ yaratmak – İlknur Birol

Kadınların her gün öldürüldüğü bir vahşet çukuruna dönüşen Türkiye’de, şiddete karşı mücadeleden vazgeçmeyen kadın hareketi bu şiddeti durdurmaya, kadınları koruyacak yasaları uygulatmaya çalışırken bu şiddeti zaman zaman makul bulan ve kadınlık fıtratı ile tanımlayan zihniyet ile de amansız bir mücadele vermektedir. Kadın özgürlük mücadelesi tarih boyunca erkek egemenliğinin açık saldırısıyla çok kez karşılaştı. Kadınların eşitlik

Dizinizi Kürtlerin boğazından çekin! – Mehmet Uğur

Kürtleri terörle özdeşleştiren AKP rejimine, buna sessiz kalan veya destek veren muhalefet partilerine şu mesajı verebiliriz: Dizinizi Kürtlerin boğazından çekin – onlar ayırımcılıktan boğulurken biz de nefes alamıyoruz! Bu mesaj hem mümkün hem de gereklidir. Yaklaşık dört yıl önce,  Kürt illerinin üzerindeki yıkım dumanları hala havadayken, “Kürt Halkına Dokunma!” başlıklı bir yazı yazmış ve Türkiye

Kanal İstanbul kimin?

ÇMO İstanbul Şubesi; ‘Kanal İstanbul’u toplum mu istiyor? Sermaye mi istiyor? Siyasi iktidar mı istiyor? Proje kimin ihtiyacı için, ne için yapılıyor?’ sorularının yanıtını veren 300 sayfalık bir rapor yayınladı Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 13. Dönem Yön. Kurulu, Kanal İstanbul’la ilgili yayınladığı 300 sayfalık raporda, “Dünya’da ve Türkiye’de ender bulunan lagünlerden birinde, Küçükçekmece lagününde