SINAV KAYGISI (3): ÖNERİLER VE TAVSİYELER

Sefer Mavigöl

Yazımızın bu son bölümünde öğrencilere, sınav sistemi (kaygısıyla değil) yönetimi ile ilgili yapılması gerekenleri genel başlıklar halinde sunmaya çalışacağım. Tabi ki bu öneriler ve tavsiyeler, genel durumlar için geçerli olup herkes için geçerli olan hükümler değildir. Her insanın öğrenme, öğrendiği bilgiyi depolama ve kullanmak amacıyla bilgiyi hafızadan alıp uygulamaya geçirme sürecinde farklılıklar vardır. Kimi insan görsel olarak daha etkin öğrenirken kimisi bir başkasına anlatınca bilgiyi hazmeder. Ayrıca yazacaklarım, gireceğiniz bütün sınavlarda kullanılabilecek teknikler ve öneriler olsa da unutulmamalıdır ki bu sınavın adil bir sınav olduğunun kabulü değildir. Bu sınavların tamamının koşullar bakımından silahların eşitliği ilkesine aykırı olsa da zırhımızı kuşanmamız gerektiği anlamına gelmektedir. Sınav sistemi yönetimi için genel öneriler:

  • Ders çalışırken fark etmeden zihniniz hayallere dalıyorsa, hayalinizi yarıda kesip derse dönmeyin. Yarım bırakılmış her hayal, sizi rahat bırakmaz. Siz, sürekli odaklanmaya çalıştıkça o tekrar sizi içine çeker. Hayalinizi sonuna kadar tasarlayıp tamamladıktan sonra ders çalışmaya dönebilirsiniz.
  • Nasıl daha etkin öğrendiğinizi bulun. Sizi sizden daha iyi kimse tanıyamaz. Bu yüzden nasıl bir ortamda daha iyi odaklanıyorsunuz, nasıl daha iyi öğreniyorsunuz ve nasıl daha rahatsınız bunları siz bulacaksınız. ‘Ne olursa daha iyi çalışırdım?’ sorusunu kendinize sorun.
  • Yaşam tarzınızda değişikliğe gitmeyin. Farklı bir saç kesiminden farklı bir giyim tarzına kadar herhangi bir standardınızı değiştirmeyin. Farklı olan her şey sınavda sizin ilginizi ve odağınızı dağıtabilir. Gündelik giyiminiz saç tarama şekliniz ve gündelik diğer alışkanlıklarınız rutine uygun olsun. Rutin, güven verir. Zaten stres de rutinin dışında olmak olarak tanımlanır. Farklı bir yemek, farklı bir parfüm, farklı bir spor özellikle futbol gibi sert sporlar yapmayın. Ufak bir sakatlık bile algınızı sınav sırasında acıyan yerinize odaklanmasına sebep olabilir. Unutmayın, can acıyan yerdedir derler, aklınız burkulan bileğiniz, incinen dizinizdeyken odağı toparlamak zor olacaktır. Sınava gündelik ve rahat bir kıyafetinizle girin.
  • Günde en az yarım saat yürüyün bu sadece bir egzersiz değil aynı zamanda öğrenilen bilgilerin sindirmesini de kolaylaştırır.
  • Bir konuyu bitirdikten sonra başka yeni bir konuya hemen geçmeyin. Yapılan araştırmalar üst üste öğrenilen farklı konudaki bilgilerin depolanmasını zorlaştırdığını göstermiştir. Konu üzerinde yeterince denemeler, tekrarlar yapıldıktan ve tam olarak vakıf olduğunuzu hissettikten sonra farklı bir konuya geçebilirsiniz.
  • Son güne kadar ders çalışmayın ve test çözmeyin. Fakat son güne kadar aklınıza takılan, merak ettiğiniz veya unuttuğunuz bir formül varsa bakabilirsiniz. İçinizdeki kurtları öldürmeden rahat uyuyamazsınız.
  • Nefes ve gevşeme egzersizini öğrenin ve her gün en az iki kez uygulayın. Sınav öncesinde ve sırasında kaygınızı azaltmada çok işinize yarayacaktır. Bu anlamda bir profesyonelden destek alabilirsiniz. Fakat bu profesyonelin yazımın başında belirttiğim gibi sistemin bozukluğundan faydalanan kişi değil sizinle aynı tarafta duran kişi olmasına dikkat edin.
  • Kesinlikle sınav olacağınız yere gidin ve bir deneme çözün. Hatta bunu ne kadar yaparsanız o kadar iyi. Mekânı kendileyin, yani sınava gireceğiniz ortamı tanıyın, aşina olun. Bu, sınav günü orada yabancılık çekmemenizi sağlayacaktır. İnsanlar daha önce gittikleri yerde kendilerini daha rahat hissederler. Her deneme çözdüğünüzde gerçek sınavın kendisiymiş gibi kurgulayın.
  • Endişelerinizi ve kaygılarınızı sizi eleştirmeden, yargılamadan dinleyecek ve anlayacak biriyle konuşun. Konuşmak sorunları çözmez ancak sizi rahatlatır ve anlamlandırmanıza yardımcı olarak motivasyonunuzu artırır.
  • Sınava başlarken hızlı bir göz gezdirmeden sonra kolaydan zora, iyi olduğun alandan daha az iyi olduğun alana doğru bir yol haritası ideal olandır. Takıldığınız sorularla inatlaşmayın, unutmayın duygular performans üzerinde direk etkiye sahiptir. Duygunuzu yönetmezseniz sınavı yönetemezsiniz.
  • Otomatik olumsuz düşünceler yerine alternatif olumlu düşünceler bulun. “Bu sınavda kesin başarısız olacağım” gibi cümleler yerine “Bu sınavda başarılı olmak için elimden geleni yapacağım” ya da “Bu sınav hayatta başarılı olmanın tek yolu” yerine “Bu sınav hayatta başarıya giden yollardan sadece bir tanesi” gibi cümleler kurun ve inançlar geliştirin.  Fakat bunu yapmak kolay olmayacaktır. Yine de zamanla bu türden cümleler kurdukça inançlar güçlenecektir.

Siz değerli öğrencilere daha birçok öneride bulunulabilir ya da bu tür yazılardan çokça yazılabilir. Fakat öneri sayısı artıkça asıl yanlış olanı gözden kaçırmak kolaylaşır. Yapılan araştırmalar sınava hazırlanan öğrencilerin cerrahi bir operasyona girecek insanlardan daha fazla kaygılandığını göstermiştir. Ülkemizde artan işsizlik ve gelecekle ilgili belirsizlik, birçok insanı kaygılandırır düzeydedir. İnsanlar ancak sınavdan yüksek puanlar aldığında geleceğini garantilediğini düşünmektedir. Oysa milyonlarca işsiz üniversiteli, bize bunun gerçek olmadığını gösteriyor.

Daha iyi bir gelecek ve insana yakışır onurlu bir yaşam için milyonlarca genç, en güzel çağlarını büyük fedakârlıklarla kapalı alanlarda ders çalışarak ve test çözerek geçirmektedir. Üstelik sonu bilinmeyen bir yol için. Amaç, kendine yetmek ve kendinden memnun olmak ise üniversiteye gitmek kesinlikle bu anlama gelmemektedir. İnşaat işçiliği avukatlıktan daha değersiz değildir. Mühendislik, aşçılıktan daha erdemli değildir. Meslekler tek başına sadece meslektir. O mesleğin içeriğini nasıl doldurduğumuz önemlidir. Yoksa daha fazla para kazanmak için ilaç firmalarıyla anlaşan bir doktorla, inşaat malzemesinden çalan müteahhit arasında bir fark yoktur.

Her şeyin değerinin parayla ölçüldüğü küresel sermaye sisteminde, üst meslek gruplarına yönelmek gerekiyor diye itiraz edebilirsiniz. Yine mevcut reel durum bu tezi çürütmüş durumda. Özel ve paralı üniversitelerin devreye girmesiyle birlikte artık her yer prestijli meslek bölümlerinden mezun insanlarla dolu ve aldıkları ücret bazen nerdeyse asgari ücret bile değil.

Daha duyarlı ve entelektüel olmak güdüsüyle sınava hazırlanıyorsanız da okulların ve üniversitelerin bilim yuvası olma özelliğini çoktan kaybettiğini size söyleyen ilk kişi ben olmadığımdan eminim. Kısacası son paragraflarda sizin en büyük otomatik düşüncenizi sorgulatmaya çalıştım. “Üniversiteye gitmek ya da diploma sahibi olmak her şeydir” yerine “Hayattaki seçeneklerden sadece biridir” demek gerek, ki doğru olan da budur.

Son solarak da insanlara bir işi zorla yaptıramazsınız, yaptırırsanız da verim alma olasılığınız azdır, verim alsanız da işi yapan kişinin mutlu olmayacağı kesindir. Kişilerin bir işi bırakma hakları olduğunda kaygıları azalır. Eğer haklarını işe devam etmek yönünde kullanırlarsa hem sorumluluk bilinci gelişir hem de başarmak için daha fazla emek harcarlar. Yani sınav kaygısıyla baş etmenin en iyi yolu, özgür irademizle karar vermektir. Sınavlara girme ve girmeme hakkımız olmalıdır ki her iki durumda da kazanan, kişinin kendisi olacaktır. (Haziran 2018)

http://ozgurdenizli.com/sinav-kaygisi-2-sefer-mavigol/

http://ozgurdenizli.com/sinav-kaygisi-mi1/

İlginizi çekebilir