Şehir Hastaneleri Ve Kamu Zararı Pazar (Piyasa) Testi Tartışması – Kubilay Yalçınkaya

Bakan Koca, bütçe görüşmelerinde şehir hastanelerine hasta garantisi verildiği iddialarına ilişkin, “Şehir hastanelerine hasta garantisi verildiği iddiaları doğruyu yansıtmamaktadır. Acil hizmetler, poliklinik hizmetleri, yatan hasta ve ameliyat sayısında herhangi bir garanti söz konusu değildir. Yatak doluluk oranıyla ilgili de herhangi bir garanti söz konusu değildir. Bir kullanım bedeli var, hizmet bedeli var. Bu hizmet bedelleri 25 yıllık değil. 5 yıllığına veriliyor. Önümüzde Yozgat, Mersin, Denizli gibi 1 yıl sonra ihaleleri serbest olarak yapılabilecek şehir hastanelerimiz olacak. Şu an hizmet veren müteahhit dediğiniz kişiler buraya katılıyor olacak. P2 hizmet bedelini bir başkasına çok rahat verebiliyor olacağız.

Şehir Hastaneleri konusunda genel itibariyle tartışmaların odak noktasını, hizmetlerin kapsamı, yatak doluluk oranı kapsamında taahhüt edilen hizmet miktarları ve bu hizmetlere yapılacak fahiş fiyat uygulaması oluşturmaktadır. Bu üç eleştiri noktasını hizmetlerin kapsamını, hizmetin niceliğini hem de fiyatını etkileyecek olan ve sözleşmeler kapsamında ortaya konulan Pazar (Piyasa) Testi tartışmaları kapsamında değerlendirmek tartışmalara katkı sağlayacak hem de Şehir Hastaneleri konusunda gri alanları daha görünür kılarak, projenin içeriği ve mantığını ortaya koymak anlamında fayda sağlayacaktır.

Litaratürde sözleşmelerin içeriğinin bilinmemesi ve açıklanmaması nedeniyle fazla yer bulmayan belki de hiç tartışılmayan bir alan “Pazar Testi”. Bu nedenle ortaya koyduğumuz bu çalışma ilk niteliğinde de olabilir. Bu nedenle hem alanda çalışanlar hem de sağlık emek gücü açısından aydınlatıcı ve farklılık yaratacağını düşünmekteyiz.

Pazar Testi İdare, Şirket, Alt Yüklenici ve Alt Alt Yüklenici arasındaki ilişkiden doğmakta ve İdare tarafından kamu zararını minimize edeceği iddiası ortaya atılmaktadır.

“Pazar Testi” İdare ve Şirket arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında Şirket tarafından sözleşme kapsamında yürütülecek hizmetlerin hem kapsamının hem de fiyat güncellemesi amacıyla ortaya atılmıştır. “Pazar Testi” sadece mevcut sözleşme ilk halindeki hizmetleri kapsamanın ötesinde işletme döneminde ortaya çıkacak yeni hizmetler içinde geçerlidir. Bu nedenle Şirket tarafından yürütülecek olan 19 hizmet başlığı ötesinde işletme döneminde bu hizmet alanının genişleyebileceği sözleşmeler kapsamında ifade edilmektedir.

Öncelikle Şehir Hastaneleri Projesi kapsamında İdare, Şirket, Alt Yüklenici ve Alt Alt Yüklenici arasındaki ilişki aşağıdaki şekilde sunulmaktadır. Şekilde Şirket’in yatırım dönemi (inşaat öncesi hazırlık ve inşaat dönemi) boyunca “Müteahhit”, işletme dönemi (inşaatın tamamlama dönemi ile başlayıp sözleşmenin bitimine kadar süren dönem) boyunca “Yüklenici” özelliği taşımaktadır. Bu iki dönemde de Şirket yürüttüğü tüm işleri alt yüklenici ve alt alt yüklenici vasıtasıyla yürütebilmektedir. Şirket’in tüm aşamalarda %20’lik finansmanı sağlaması yeterli olmaktadır. Şirket bu aşamada tüm hizmetleri alt yüklenicilere yaptırdığı gibi işletme dönemi başlangıcını takip eden ikinci yılın sonunda istediği firmaya hisse devri yapabilmektedir yada direk olarak finansman sağlayıcıya tüm haklarını devredebilmektedir. İdare’nin devir işlemlerinde irade gösterme hakkı bulunmamaktadır.

Şirket’e yürüttüğü hizmetler karşılığında kira bedeli dışında “Hizmet Bedeli” ödenmektedir. 6428 sayılı Kanuna göre “Bedel: Yüklenicinin, sözleşme çerçevesinde yaptığı tesislerin kullanımı ile tesisteki belli hizmetlerin sunulması karşılığında yükleniciye ödenecek olan bedellerin toplamını” olarak tarif edilmiştir., “Hizmet bedeli: Bedelin bir unsuru olup tesisin ve ekipmanların kullanıma hazır tutulmasına yönelik bakım, onarım ve benzeri hizmetlerin bedeli ile ilgili mevzuatına göre hizmet alımı yoluyla gördürülebilecek hizmetlerin sunulması karşılığında idare tarafından yükleniciye ödenen ve beş yılı geçmemek üzere dönemsel “Pazar (Piyasa) Testi” ile güncellenen bedeli” olarak tanımlanmıştır.

Genel itibariyle bu hizmetlerin sınırı tartışılmakta olup bu hizmetlere süreç içerisinde yeni hizmetlerin eklenebileceği ve fiyatlarının güncellenebileceği tartışılmamaktadır. Sözleşmeler kapsamında sunulacak hizmetler şunlardır;

Tıbbi Destek Hizmetleri

  1. Görüntüleme Hizmetleri
  2. Laboratuvar Hizmetleri
  3. Sterilizasyon ve Dezenfeksiyon Hizmetleri
  4. Rehabilitasyon Hizmetleri
  5. Diğer Tıbbi Ekipman Destek Hizmeti

Destek Hizmetleri

6.Bina ve Arazi Hizmetleri

7.Olağanüstü Bakım ve Onarım Hizmetleri

  1. Ortak Hizmetler Yönetimi Hizmeti

9.Mefruşat Hizmetleri

  1. Yer ve Bahçe Bakım Hizmetleri
  2. Temizlik Hizmetleri
  3. Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) Uygulama ve İşletme Hizmeti
  4. Güvenlik Hizmeti
  5. Hasta Yönlendirme ve Refakat/Resepsiyon/Yardım Masası/Taşıma Hizmetleri
  6. İlaçlama Hizmetleri
  7. Otopark Hizmetleri
  8. Atık Yönetim Hizmetleri
  9. Çamaşır ve Çamaşırhane Hizmetleri
  10. Yemek Hizmetleri

 

Hizmetler sabit ödemeli hizmetler (bina ve arsa hizmetleri gibi) ve kullanım miktarına göre değişken ödemeli hizmetler (yemekhane ve çamaşırhane gibi) olarak ikiye ayrılmaktadır.

İdare Şirket’e işletme dönemi boyunca miktara bağlı hizmetler için yıllık %70 doluluk oranına göre hesaplanan aylık ödemesini ilgili aydan gerçekleşen yatak doluluk oranına bakılmaksızın garanti etmektedir. İdare garanti edilen miktarın üzerinde tüketim gerçekleşmesi durumunda aşan tutarı da ödemeyi taahhüt etmiş ancak düşük çıkması durumunda düşük çıkmasına bakılmaksızın tamamına ödeyeceği ortaya koymuştur.

Sözleşmelerle Şirket, 25 yıl boyunca yukarıdaki hizmetlerin sunulması konusunda (Pazar Testi Prosedürü hükümleri saklı kalmak koşulu ile münhasır hakka sahip olmaktadır. İdare’nin işletme dönemi içerisinde sağlık tesisinde şözleşme hükümleri içerisinde Hizmet yada Tıbbi Hizmet sayılmayan yeni bir hizmet tesis etmek istemesi halinde “Pazar Testi Prosüdürü” uygulanacaktır. Bu kapsamda başlanacak Pazar Testi Prosedüründe Şirket, İdare tarafından seçilecek en iyi teklifle ilgili rücan hakkına sahip olmaktadır. Şirket’in sağlık Tesisinde sunulacak olan yeni hizmete ilişkin rüçhan hakkını kullanması halinde hizmet ödemelerinde İdare tarafından seçilmiş olan en iyi teklifin şartlarına uygun bir şekilde artış olacaktır.

5 yılda bir yapılacak Pazar Testi hem hizmeti genişletebilmekte (alt yüklenici ihale çerçevesini değiştirerek) hem de hizmetin fiyatını artırabilecektir. Bu yolla hizmetin niceliği ve niteliği değişebilmektedir.

GŞirket yapılan sözleşmeler kapsamında tavan ve taban oranlarıyla alacağı tutarı garanti altına almış ve yapılan değişikliklerin Şirket’e ek yük getirmesi ve zarar vermesi engellenmiştir. İdare ise hem mevcut sözleşme kapsamındaki hizmetler hem de bu üç yöntemle yapılacak değişikliklerde “Pazar Testi’nin” kamu zararını engelleyeceği iddiasındadır.

Bundan yola çıkarak ilk olarak Pazar Testi’ne değinecek olursak:

Şirket tarafından verilecek hizmetlerin, İdare tarafından önceden ihale edilmek suretiyle, güncel fiyatlarının belirlenerek bu doğrultuda yüklenicinin hizmeti vermesinin sağlandığı ve de Şirket’in kazanan katılımcı ile sözleşme akdettiği ve alt alt yüklenicilerin belirlendiği süreçtir.

Peki Pazar Testi ile İdare ne amaçlamaktadır;

Şirket’in vereceği Tıbbi destek ve destek hizmetlerinin (bakım onarım hizmeti hariç) Hastanenin faaliyete geçmesinin öncesi ve sonrasında ihalelerinin yapılarak ekonomik açıdan en avantajlı fiyatın belirlenmesi ve pazarlık gücünün idarenin elinde bulundurularak en az maliyetle en yüksek faydanın temin edilmesi amaçlanmaktadır.

Pazar Tersti ne aralıklar ile ve ilk olarak ne zaman yapılacak

Şirketin vereceği hizmetler ( Olağanüstü Bakım ve Onarım Hizmetleri hariç ) idare tarafından 5 yılda bir Pazar Testi’ne tabi tutulacaktır. Ayrıca sözleşme kapsamında ilk halinde yer almayan yeni bir hizmet alanı belirlendiğinde gerçekleşecektir.

Pazar Testi teklif sürelerinin sona ermesinden itibaren Şirket uygun teklif bildirimini hali hazırdaki (mevcut) alt alt yüklenici ile İdare’ye sunacak olup mevcut alt alt yüklenici bildirimi almasına müteakip eş değer teklif vereceğini bildirmesi halinde mevcut alt alt yüklenici ile sözleşme yenilenecektir. Şirket’e yapılacak olan ödemeler ise yeni ihale tekliflerine göre güncellenecektir.

İhale teklifi üzerinden yeniden hizmetin bedeli güncellenirken kazanan katılımcının uygulayacağı ilgili hizmet ödemesinin %5’i olacak şekilde ve hizmet ödemesi takvimine uygun olarak Şirket’e genel gider payı ödenecektir.”

Herhangi bir alt alt sözleşmenin ilgili hizmete ilişkin ilk Pazar Testi sonrasında fesih edilmesi halinde 5 yıllık süreçler beklenmeksizin tekrar Pazar Testi’ne çıkılacak ve bu süreçte Şirket bedeli karşılığında sözleşmedeki sorumluluklarını devam ettirecektir.

Yukarıdaki kısa aydınlatıcı bilgi sonrası Pazar Testi’nin nasıl yapılacağını ifade etmekte yarar bulunmaktadır. Pazar Testi İdare tarafından (bakım onarım dışı) hizmetlerin 5 yılda bir piyasa araştırması ile fiyat güncellemesini kapsamaktadır. İdare Şirket’in hizmete başlamasını takip eden 5 yıl sonra Şirket’in üstlendiği hizmetleri Piyasa Testi ile fiyatını güncelleme isteme hakkına sahip olup sistemde aksaklık ve belirsizlikler yoğun şekilde bulunmaktadır.

Pazar Testi İdare’nin yetki gücü elinde bulundurduğu gibi görülse de Şirket’in sermaye gücü ve alanda oluşturduğu tekel göz ardı edilmektedir.

Sözleşmeler kapsamında sunulacak sağlık hizmetlerinin kamu alanından çıkarılarak Piyasa kavramını sağlık hizmetleri ile bir arada buluşturan bu yöntem bu taşıdığı en büyük sorunun yanında uygulanması aşamasında birçok sorun alanı oluşturacaktır. Bu sorun alanları şunlardır;

Piyasa Testi uygulanması durumunda Şirket’in faaliyete başladığı ilk 5 yıl fizibilite çalışmalarına aykırı şekilde belirlenen hizmet miktarları ve tutarları üzerinden alımlar yapılması Şirket’i avantajlı konuma taşıyacak ve sermaye birikimini sağlayacaktır.

Şirket’in ilk sözleşme ile elde ettiği sermaye birikimi 5 yıl sonra yapılacak Piyasa Testi2nde kendi alt yüklenicisini avantajlı konuma yükseltecektir.

Piyasa Testi’nde gerçek rekabetin olabilmesi için yeterli sayıda isteklinin olması gerekmektedir. Birçok ilin Şehir Hastaneleri kapsamına alınması ve bu illerde bulunan mevcut hastanelerdeki alt yüklenicilerin piyasadan çıkmalarına neden olacak ve bu alanda çalışacak alt yüklenicilerin 5 yıl sonra piyasada var olmayacağı ortadadır.

Şehir Hastaneleri devasa hastaneler olup bu hastanelerin alt yüklenicisi olmak hem sermaye hem de hastane deneyimi gerektirmektedir. 5 yıl sonra bu deneyimde ve büyüklükte alt yüklenicilerin hala piyasada var olması kuşkulu bir durumdur. Örneğin Ankara Şehir Hastanesi 7 hastanenin taşınması ile hizmet vermektedir. Piyasada bu 7 hastanenin ürettiği hizmeti karşılayacak büyüklükte yüklenici bulunacağı ve katılımcıların teklif vereceği düşüncesi şüphe oluşturmaktadır.

Şirket piyasada biriktirdiği sermaye deneyim ve mevcut hastanelerin kapanmasıyla kartel oluşumu söz konusu olacaktır. Şehir Hastaneleri projeleri yürüten firmaların alt yüklenicilerin ancak bir birleri ile rekabet ile bu ihalelere girebileceği düşünülebilir. Ancak finansman olarak bu alt yüklenicilerin Şirket’lere ve finansman sağlayan yabancı kaynaklara bağımlılığı şüphe oluşturabilmektedir.

Alt yüklenicilerin ihalelerde (yabancı kaynak olmadan) teminat vermeleri zor görülmektedir. Bu ihaleler devasa ihaleler olup sadece bu hizmetlerin teminatını ortaya koymak dahi büyük sermaye gerektirmektedir. Örneğin Ankara ŞH 57.010.835 TL’dir.

Mevcut alt yüklenici Şirket’in tekelinde 5 yıl boyunca bu hizmeti yürütecek olup (bu süre boyunca Şirket alt yükleniciyi değiştirebilir), ön alım hakkının olması ihalenin şeffaflığına ve kamunun fiyat dışında en yüksek faydanın sağlanacağı iddiasını zedelemektedir.

5 yıl sonunda alt yüklenici Şirket’in onayı (genel isteği)   dışında “Uyuşmazlıkların Çözümü Prosedürü” gereği değişse dahi ihale hizmet bedeli ile birlikte %5 şirkete hizmet bedeli üzerinden sermaye akışı devam edecektir. Bu da şirketin 20 yıl boyunca hiçbir alt yüklenici işlemlerine karışmadan sermayesini büyütmeye devam edeceği gerçeğini ortaya koymaktadır. Kamu Şehir Hastaneleri projesi ile hizmetin piyasadaki (reel piyasa) fiyatının %5 arttırılmış fiyat üzerinden alım yapacaktır. Bu durum kamu zararının devam edeceğini ortaya koymaktadır.

Ön alım hakkının Şirket ile uyumlu alt yükleniciye tanınması serbest piyasada belirlenmiş fiyatların bu sistemde başarıyla uygulanacağını düşüncesini şüpheli duruma düşürmektedir.

Kamu ihale düzenlemesinde ihaleye katılan firma geçici teminat mektubunu verip ihaleye katıldığında en iyi teklifi yaptığında alacağı gerçekliğine dayanmaktadır. Mevcut sistemde en iyi teklifi verseniz dahi ihaleyi almamız Şirket’in tercihine bırakılmaktadır. Bu durumda piyasada yer alan hangi firma geçici teminat ile ihaleye katılabilir.

Şirket ve mevcut alt yüklenicinin sistemin içinde olması ve tüm finansman durumunu bilmesi genel sözleşmelere ve eklerine hakim olması diğer firmalar ile asimetrik bilgi anlamında güçlü kılmakta ihalede konumlarını güçlendirmektedir.

Sözleşmelerin ve eklerinin gizli tutulması hizmetlerin mahiyetlerinin ve kamu fiyat tarifelerinden farklı olması katılımcıların tereddütlerini arttıracak ve tam anlamıyla istenen düzeyde katılım ve fiyat düzeyi yakalanamayacaktır.

Şirket ihaleyi alan alt yüklenicinin mali yönetim hizmetleri ve takibini götürecek (zorunlu) olup alt yüklenicileri mali yönetim alanında baskı altına alacak ve Şirket’in baskısına maruz kalacaktır.

Bugün kamu eliyle yürütülen ihaleler ve ŞH örneği KÖO modeli ihale sonuçlarının ortaya koyduğu kamu zararı ortadayken bu kamu zararını azaltacağı yada gidereceği doğrultusunda başka ihalelerin ortaya konulması gerçekçi durmamaktadır. Mevcut ihalelerde şeffaflık ve kamu denetimi olmazken Pazar Testi sonrası bu şeffaflık ve kamu denetiminin olacağını gerçekçi görülmemektedir.

Sözleşmelerin ilk halinde siyasi baskı altındaki bürokrasi 5 yıl süre sonra revize edeceği ihalelerde kendi uygulamasındaki yolsuzluk ve kamu zararını ortaya koyacak adımı atacağı kuşkuludur.

Peki bu 5 yıl süre ile oluşan kamu zararı ve sermayenin el değişimi ve bundan sonraki ihalede Şirket’in hiçbir hizmette olmamasına rağmen geriye kalan 20 yıl boyunca alacağı %5’lik kar payı kamu zararı değil midir.

Alt hizmetlerde en ciddi paya sahip görüntüleme ve laboratuvar hizmetleri olup bu hizmetler cihaz ve ekipman ağırlıklı hizmetlerdir. Bu hizmetlerin Piyasa Testi ile daha uygun fiyat üzerinden alt yükleniciye verileceği ifadesi ise daha ciddi sorun oluşturmaktadır. Örneğin Bilkent ŞH içerisinde 1000 kalem 40000 adet ekipman üzerinden ihale yapılmıştır. Bu ekipmanların bulunduğu hizmetlerin alt yükleniciler tarafından 5 yıl süre ile tedarik edilmesi gerçekçi durmamaktadır (bazı görüntüle ekipmanlarının şartnamede ömürlerinin 3-5 yıl en uzun ise 10 yıl olduğu unutulmamalıdır).

Ekipman ve cihaz gerektiren hizmetlerde alt yüklenicilere Piyasa Testi ile Bakım Onarım İşlerinin verilmemesi ve bu hizmetlerin alt yüklenicilere de Şirket tarafından verilmesi bir başka sorun alanıdır. Alt yüklenicilerin laboratuvar-görüntüleme gibi çok yoğun ekipman kullanan hizmetleri alınması durumunda Şirkete her bakım onarım işleminde 1.000 TL bakım onarım bedeli ödemesi Piyasa Testi ile bu işlemlerin daha uygun fiyata ihale edileceği söylemini boşa çıkarmaktadır. Bu fiyatın her yıl (1.000 TL bakım onarım bedeli) TÜFE oranı ile güncellenmesi ve Bakım Onarım fiyatının Pazar Testi ile 5 yıllık dönemlerde güncellenmemesi ciddi anlamda Şirket’leri güçlü kılmakta ve bu ihalelere katılımcıların katılmasını engelleyecektir.

Bu hizmetlerin kalite standartlarına uygun verilmesi ise bir başka sorun alanıdır. Şirket sözleşme kapsamında ISO 9001 veya ISO 9002 standardını veya onların muadili veya genel olarak kabul edilen eşdeğer standardı sağlamak zorundadır. İdare mevcut sözleşmelerde kalite standardı konusunda Şirket’e geniş bir standart tercihi sunarken alt yüklenicilerde “Pazar Testi” ile en düşük fiyat baskısı ile bunu nasıl sağlayacağı şüphelidir.

Şirket yatırım ve işletme döneminde yürüttüğü bütün işçilerin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun davranma yükümlülüğü varken alt yüklenicilerin çalıştırdığı personele ilişkin belirsizlikler bulunmaktadır.

Yine bu kapsamda çalışan personelin kıdem ve alacaklarından Şirket sorumluyken bu hizmetlerin alt yükleniciye bırakılması kıdem ve hak alacakları nedeniyle çelişkili durum oluşturmaktadır. Şirket 5 yıl sonra tüm hizmetleri alt yüklenicilere bırakarak %5 kar payını alarak kıdem tazminatı yükünden kurtulabilmektedir. Bilindiği üzere alt alt yükleniciler kendi kapsamında çalışan personelin kıdem haklarını ödemeyerek iflas açıklamakta ve bu yükü İdare’ye bırakmaktadır.

Şehir Hastaneleri kapsamında görev yapan personellerin disiplin suçları ve tanzimlerinde açık şekilde belirlenmemiştir. 657 DMK kapsamında görev yapar personelin disiplin suçları belirlenmişken Şirket personellinin işleyecekleri suçlarda yetkili kurum olarak Koordinasyon Kurulu gösterilmiş olup, Koordinasyon Kurulunun kararları tavsiye niteliğindedir. Alt alt yükleniciler kapsamında çalıştırılacak personelin ise disiplin suçlarına ilişkin belirsizlik taşıdığı görülmektedir.

Şirket yapılan sözleşme kapsamında güçlü konumda olup ilerleyen dönemde “Piyasa Testi” konusunda beş farklı yolla kendini konumlandırabilecektir.

  1. Şirket elinde bulunan (sermaye ve siyasi) güç ile bu hizmetlerin kendi isteği dışındaki bir alt yükleniciye verilmesini engelleyebilir.
  2. Şirket piyasada oluşturduğu tekel yada sermaye gücü ile Piyasa Testi sonucu oluşacak piyasa fiyatını belirleyebilir.
  3. Şirket elinde bulunan sözleşme kaynaklı güç ile alt yüklenicinin çalışmasını engelleyip sabote edebilir.
  4. Şirket tüm alt işlerden çekilerek %5’lik kar payını alarak tüm yükümlülüklerinden çekilebilir.
  5. Şirket 2 yıl sonra hisse devri ile sözleşme kaynaklı %5’lik kar payı, kira yada hizmet bedeli, ticari alan geliri gibi haklarından kısmi yada tamamı ile devredebilir.

Piyasa Testi vurgusu İdare’nin sözleşme kapsamında güçlü konumu olarak vurgulanırken sözleşme kapsamı göstermektedir ki Şirket Piyasa Testi ile daha da güçlenebilecek ve sözleşme kapsamında tüm sorumluluklarını devretme hakkı da kazanacaktır.

Marx ve Engels serbest teşebbüsün tekelleşmeyi getireceği, serbest piyasa kapitalizminin tekelci kapitalizmi doğurduğunu ifade etmiştir. Bu durumun küçük mülk sahiplerinin büyüklere, özgür girişimcinin dev ekonomik tröstlerce yutulmasının ekonomik gücün yoğunlaşmasını, dolayısıyla politika sahnesinde de çürüme ve baskılara neden olacağını ifade etmiştir.

Marx ve Engels’in ortaya koyduğu sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesi yasası çerçevesinde Şehir Hastaneleri projelerine bakıldığında oluşan sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesinin siyasiler ile oluşturdukları ilişkiler ile Piyasa Testi’ni uygulayacak küçük ve özgür işletmeleri yok edeceği ve istemedikleri takdirde sistem içerisinde var etmeyecekleri ortadadır.

*SES Ankara Şubesi Eşbaşkanı

 

 

 

 

İlginizi çekebilir