‘Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur’ açıklaması nedeniyle TTB üyelerine hapis cezası emek ve demokrasi güçlerince protesto ediliyor

Emek ve Demokrasi Güçleri hekimlere verilen cezayı protesto etti

“Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklamalarının ardından haklarında dava açılan ve 11 hekime ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan ikişer kez 10 ay hapis cezası verilmesi İzmir’de protesto edildi. İzmir Tabip Odası yönetim Kurulu üyesi ve SES İzmir Şube Eş Başkanı Fatih Sürenkök, bu cezalara tepki göstererek, “Savaşa karşı ifade edilen düşünce cezalandırılamaz” dedi.

İzmir Tabip Odası ile birlikte İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. “TTB Merkez Konseyi Onurumuzdur” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “TTB onurumuzdur”, “Barış isteyen TTB yargılanamaz” sloganları atıldı. Basın açıklamasını Emek ve Demokrasi Güçleri adına İzmir Tabip Odası yönetim Kurulu üyesi ve SES İzmir Şube Eş Başkanı Fatih Sürenkök okudu.

TTB Merkez Konseyi üyelerinin “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklaması dolayısıyla yargılandığı davada, dönemin 11 Merkez Konseyi üyesine “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçundan 2’şer kez 10’ar ay hapis cezası verilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Sürenkök, ‘’Savaşın Halk Sağlığı sorunu olduğunu söylemekten vazgeçmeyeceğiz’’ dedi.

‘SAĞLIK ÇALIŞANLARININ BİRİNCİL GÖREVİ HALKIN SAĞLIKLI YAŞAMASINI SAĞLAMAKTIR’

Halk sağlığının bozulmasının en önemli etkenlerinden birinin savaş ve çatışma koşulları olduğunu vurgulayan Sürenkök, “Sağlık alanında çalışan her hekim ve sağlık personelinin birincil görevi halkın sağlıklı yaşamasını sağlamaktır. Çünkü hekimlik etiği yaşamı savunmayı, sağlık sorunlarının nedenlerinin ortadan kaldırılması için mücadeleyi zorunlu kılar. Türk Tabipleri Birliği tüm siyasal tutumlardan bağımsız olarak ülkemizde ve dünyada sağlığı tehdit eden bütün durumların ortadan kaldırılmasını talep etmektedir. Bu doğrultuda toplumu bilgilendirme sorumluluğunu da yerine getirmektedir. Savaş bir halk sağlığı sorunudur açıklaması da bu sorumluluğunun doğal bir gereği” diye konuştu.

Sürenkök şöyle devam etti: “6023 sayılı TTB yasası gereği, Türk Tabipleri Birliği yaşamı ve halkın sağlığını tehdit eden tüm sorunları sorumluluk alanında görür. TTB tarihi bunun örnekleriyle doludur. Türkiye’de yaşanan bütün depremlerde, maden facialarında, iş cinayetlerinde, salgınlarda TTB bu sorumluluğu defalarca göstermiş ve halkın sağlığının yanında yer almıştır.”

‘SAVAŞA KARŞI İFADE EDİLEN DÜŞÜNCE CEZALANDIRILAMAZ’

Bu ceza ile hekimlere “mesleğinizin gereklerini tıbbi etik kurallarına uygun olarak yapmaktan vazgeçin siyasi iktidarın isteklerine uygun tavır alın” denildiğini ifade eden Sürenkök sözlerini şöyle sürdürdü: “Hekimlik etik değerleri bu türden isteklere biat etmeyi değil, gerçeği anlatmakta direnmeyi gerektirir. Hekimlik meslek etiği gereği takınılan tutumun ve yapılan açıklamaların suç olarak nitelendirilmesi ve ceza uygulanması ülkemizin uluslararası camiada itibar kaybetmesinden başka bir sonuç doğurmayacaktır. Savaşa karşı barışı savunan hekimlere “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” iddiasıyla verilen ceza hukuka açıkça aykırıdır. Bu karar üst mahkeme tarafından kaldırılmalıdır. TTB ve Tabip Odaları bugüne kadar idama da savaşa da karşı çıkmışlardır ve karşı çıkacaktır. İnsan olmak da bunu gerektirir. Savaşa karşı ifade edilen düşünce cezalandırılamaz.”

TİHV: TTB Üyelerine Verilen Hapis Cezaları Kabul Edilemez

Türkiye İnsan Hakları Vakfı, “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” diyen TTB üyelerine verilen hapis cezalarına ilişkin yaptığı açıklamada “TTB’nin ifade ettiği hakikate katılıyoruz” dedi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklaması nedeniyle açılan davada Merkez Konseyi üyelerine verilen hapis cezalarına ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada TTB’nin yöneticilerine verilen cezanın kabul edilemez olduğu belirtilirken “asıl suçun; hekimliğin binlerce yıllık değerlerini savunan, yaşamdan yana tutum alan TTB yöneticilerine tüm dünyanın gözleri önünde cezalar yağdırarak, iyi hekimliğe, düşünce ve ifade özgürlüğüne pervasızca saldırmak” olduğu ifade edildi.

“TTB’nin ifade ettiği hakikate katılıyoruz”

TİHV’in konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“Savaşa karşı oldukları, toplumu savaşın yol açtığı yıkımlar konusunda uyardıkları için TTB MK üyelerinin cezalandırılması düşünce ve ifade özgürlüğünün, bilimsel düşüncenin ve en önemlisi de insan haklarına dayalı ortak bir yaşam idealinin yok edilmeye çalışılmasıdır.

“Bizler yıllardır savaşların yaratığı tahribatlara en yakından tanıklık eden insan hakları savunucuları olarak TTB MK üyelerinin söz konusu basın açıklamasında ifade etmiş oldukları hakikate tümüyle katılıyoruz.

“Savaş bir halk sağlığı sorunudur”

“Biz hekimler uyarıyoruz: Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

“Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi!”

“Hukuk dışı uygulamalara son vereceğiz”

“Bu kabul edilemez, hukuk dışı uygulamalara hep birlikte son vereceğimizden hiç kuşkumuz yoktur.

“Dünyadaki tüm sağlık ve insan hakları örgütlerini, Türkiye’nin başta sağlık ve örgütlenme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere tüm hak ve özgürlükler bakımından yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesi için gerekli girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz.”

3 Mayıs’ta Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında “Terör örgütü propagandası yapmak”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamalarıyla yargılanan TTB 2016-2018 dönemi Merkez Konseyi üyesi 10 kişiye 1 yıl 8 ay; bir kişi ise 3 yıl 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.

Ertelenmeyen mahkumiyet kararları hakkında son kararı İstinaf Mahkemesi verecek.

İlginizi çekebilir