Salgının yayılma hızı bölge illerinde 12 kat fazla

TTB Kovid-19 İzleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, salgının bölge illerindeki yayılma hızının batı bölgelerine göre 12 kat fazla olduğunu açıkladı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) COVID-19 İzleme Kurulu’nun hazırladığı COVID-19 Pandemisi 4. Ay Değerlendirme Raporu, online basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı.

Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman,TTB COVID-19 İzleme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Kayıhan Pala ve Prof. Dr. Özlem Azap katıldı.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, TTB COVID-19 İzleme Kurulu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala hakkında, bilim insanı ve kurul üyesi kimliklerinin gereği olarak yaptığı bir açıklama dolayısıyla Bursa Valiliği’nin talebi üzerine Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü tarafından “halkı yanlış bilgilendirme ve paniğe yönlendirici” açıklamalar yaptığı iddiası ile soruşturma açıldığını hatırlattı.

Adıyaman, “Bu soruşturmayı açanlar/açtıranlar bilim insanının toplumsal sorumluluğunu yerine getirmesini engelleme, akademik özgürlüğü tanımama, örgütlü bilim insanına saldırma fiillerinde bulunma suçunu işlemiş oluyor. Bunu değerlendirecek hukukçuların olmadığı yerde insanların vicdanlarının olduğunu, olacağını biliyoruz” dedi.

“Sağlık çalışanlarının riski artıyor”

Ardından söz alan Prof. Dr. Özlem Azap, 4. ay itibarıyla Türkiye’de ve dünyada pandemiye ilişkin gelişmelerin aktarıldığı raporda öne çıkanları aktardı. Raporda, dünya çapında yaklaşık 2 milyon sağlık çalışanının katıldığı internet bazlı bir araştırmanın ortaya koyduğu verilere göre, sağlık çalışanlarının COVID 19’a yakalanma riskinin 12 kat fazla olduğuna dikkat çeken Azap, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu duruma ilişkin 29 Nisan’dan bu yana yeni veri paylaşılmadığını söyledi.

“Sığınmacılar ve göçmenler özelinde çalışma yapılmalı”

Prof. Dr. Kayıhan Pala da, Türkiye’de salgının yayılma hızına ilişkin olarak bölgesel farkın açıklığına değindi ve salgının yayılma hızının Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, batı bölgelerine göre 12 kat fazla olduğunu belirtti.

Pala, bu verinin, salgınla ilgili olarak sosyal sınıflar üzerinden bir değerlendirme yapma zorunluluğunu ortaya koyduğunu, ayrıca sığınmacılar ve göçmenlerle ilgili olarak Türkiye özelinde çalışma yapılmasına ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Pala, salgının yaratacağı olumsuzlukları ortadan kaldırmak için yurttaşa indirgenmiş sorumluluklar yerine, yurttaş, merkezi hükümet, yerel kurum ve kuruluşların birlikte çaba göstermesinin önemli olduğunu hatırlattı.

Raporda öne çıkan başlıklar şöyle:

Bugün geride 4 ay, 120 gün bıraktık. 1 vakadan 2 yüz binlere, 1 kayıptan 5 binlere geldik, geçtik. Sağlık çalışanlarının COVID-19’la enfekte olma durumlarının yüksek risk kapsamında olduğu biliniyor. COVID-19 tanısı alan sağlık çalışanlarının sayısı ve ilgili diğer veriler 2 ayı aşan bir süredir, tüm ısrarımıza rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılmıyor.

Sağlık çalışanları, salgının en başından beri büyük bir belirsizlik ve kaygı içindedir. Dünyadaki verilere bakıldığında, 2 milyon 135 bin 190 kişiyi kapsayan internet tabanlı başka bir prospektif araştırmada, sağlık çalışanlarının COVID-19 testinin pozitif olma olasılığının normal topluma göre 12 kat fazla bulunmuştur.

“Sağlıkçıların yüzde 70’inin evleriyle teması azaldı”

Dördüncü aya girerken sağlık çalışanları hala yaşamlarını kaybetmekte, şiddete uğramakta, rutin tarama gibi sağlıklarını ilgilendiren konularda sorunlarla yüzleşmektedir. Türkiye’de, 440 sağlık çalışanını içeren anketin sonuçlarına göre; beş çalışandan ikisi daha önce ağlamazken salgın döneminde haftada bir iki gün (%30) ya da her gün (%7) ağlamaya başladığını; üç çalışandan ikisi uyku düzeninin bozulduğunu; %70’i evdekilerle temasının azaldığını belirtmiştir. Hemen hemen tüm ülkelerde sağlık çalışanlarının hastalıkları ve ölümleri sosyal medyada yer bulurken ulusal istatistiklerde yeterince yer almamaktadır.

“Tanı ve hasta sayısı artıyor”

Sağlık Bakanlığı 1 Temmuz 2020’de Türkiye’de ilk hastanın resmen tanı almasından 112 gün sonra, COVID-19 olgularına ilişkin ‘COVID-19 Türkiye Durum Raporu’nu Türkçe ve İngilizce olarak yayınladı. Söz konusu rapor, ülkemizdeki COVID-19 konusunda Türk Tabipleri Birliği tarafından uzun süredir talep edilen epidemiyolojik verilerin küçük bir bölümünü bünyesinde barındıran ilk durum raporudur.

Türk Tabipleri Birliği söz konusu raporda yer alan veriler günlük sayılar bakımından analiz edildiğinde; son 7 ve 14 günde, 28 günlük ortalamaya kıyasla günlük ortalama tanı alan hasta ve hastaneye yatış sayısının arttığı, buna karşılık hastaneden taburcu olan ve iyileşen hasta sayısının azaldığının görüldüğünü; bu bağlamda son 7 ve 14 günde saptanan bu daha olumsuz durumun, salgının ülkemizde geldiği aşamada kontrole alınmasının aksine daha sıkıntılı bir sürece evrildiği gerçeğine işaret ettiğini kamuoyuna açıklamıştı.

“Test sayısı hala 50 binin altında”

Rapor’da Türkiye’deki ilk COVID-19 vakasının görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinden itibaren toplam 3 milyon 297 bin 509 test yapıldığı açıklanmıştır. Ancak test yapılan kişi sayısı ile test yapılan kişilerin özellikleri (Hasta, temaslı, tarama amaçlı vb.) halen belirsizdir. 1-28 Haziran tarihleri arasındaki test sayısı 1.253.088’dir ve gün başına ortalama 44.753 test düşmektedir.

Günlük ortalama test sayısı halen 50 binin altındadır. Pandeminin başlangıcından 1 Haziran’a kadar olan dönemde ise günlük ortalama test sayısı 25 binin altındadır. Rapora göre, Türkiye’de toplam 198.284 laboratuvar onaylı COVID-19 vakasının %53,2’si (105.416 hasta) hastaneye yatırılarak tedavi edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesinde bu oran 26,7’dir. Ülkemizde hastaneye yatırılarak tedavi edilen COVID-19 hasta oranı Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi ortalamasından daha yüksektir.

 “Bölgeler arası fark açıklanmalı”

Raporda gerek hastanede yatırılan gerekse de eve gönderilen hastalara ilişkin ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Kimlerin hastanede yatırılmasına gerek duyulmadığı, tedavi amacıyla hangi ilaçların verildiği, ilaçların yan etkileri, hastaların nasıl kontrol edildikleri, evde tedavi edilenlerin izolasyonunun nasıl sağlandığı, temaslı muayenelerinin sonuçlarının ne olduğu gibi bilgilerin açıklanması uygun olacaktır.

Rapor’da açıklanan olguların coğrafi dağılımına göre, son 7 gün içindeki COVID-19 insidansı (100.000 nüfusta) en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesindedir (24,7), bölgeyi İstanbul (19,2) izlemektedir (Şekil 5).Hastalığın Güneydoğu Anadolu bölgesinde son 7 gündeki görülme sıklığı, Sağlık Bakanı tarafından ülkemizin Wuhan’ı olarak nitelendirilen İstanbul’u geride bırakmıştır. Rapor’da ayrıntılar yer almadığı için hastalığın görülme sıklığında bölgeler arasında gözlenen farklılığın nedenleri hakkında bilgi edinilememiştir.

“Ölüm hızının farkı inecelenmeli”

Rapor’da, ülkemizde bildirilen vakaların %48’i kadın, %52’si erkek olarak açıklanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesinde ise olguların %46’sını erkekler oluşturmaktadır. Ülkemizde olguların 14.388’i 15 yaş ve altı çocuklar (%7,3), 27.199’u ise 15-24 yaş arasındaki (%13,7) çocuklar ve gençlerdir. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesinde 15 yaşın altındaki olguların oranı %1, 15-24 yaş grubunda ise %5’tir.

Ülkemizde olguların yaş ve cinsiyet dağılımı Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesinden farklıdır. Bu farklılığın nedenleri incelenmelidir. Doğrulanmış olgular içerisinde en düşük ölüm hızı %0,03 ile 15-24 yaş grubunda gerçekleşirken, en yüksek ölüm hızı %26,94 ile 80 yaş ve üzeri gruba aittir. İki yaşın altındaki olguların ölüm hızının (%0,28) 2-24 yaş grubundakilerden daha yüksek olması dikkat çekicidir.

“Ayrıntılı verilere gerek var”

Şimdiye kadar 15 yaş ve altı çocuklarda COVID-19 nedeniyle 10 ölüm bildirilmiştir.  Ölenlerin %6,9’u (352 kişi) 50 yaşın altındadır. COVID-19 nedeniyle vefat eden 5.097 kişiden 3.183’ü (%62) erkek, 1.914’ü (%38) kadındır. Medyan yaş 71’dir. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesinde ölenlerin %56,8’i erkek ve ortanca yaş 82’dir.  Ülkemizde COVID-19 pandemisinin epidemiyolojik özelliklerini tartışabilmek ve alınan  önlemlerin etkinliğini değerlendirebilmek için ayrıntılı verilere gereksinim duyulmaktadır.

Son olarak  Sağlık Bakanlığı’na sorduğumuz şu sorular da yanıtsız kaldı:

· Mart ayından itibaren kaç sağlık çalışanı COVID-19 geçirmiştir?

· Şu anda kaç sağlık çalışanı COVID-19 nedeniyle hastanede yatmaktadır?

· Şu anda kaç sağlık çalışanı yoğun bakım ünitesinde yatmaktadır? Kaçı entübedir?

· Hangi meslek grubundan, kaç sağlık çalışanı COVID-19 nedeniyle hayatını kaybetmiştir?

· Sağlık çalışanlarına PCR testi ile tarama yapılmakta mıdır?

· PCR testi negatif ama semptomları pozitif olan sağlık çalışanları çalıştırılmakta mıdır?

· Kişisel koruyucu malzemeler ihtiyacı karşılayabilecek düzeyde midir?

· Bu malzemelerin hastanelere dağıtılmasında yeterli organizasyon sağlanabilmekte midir?

· COVID-19 meslek hastalığı olarak kabulüne yönelik çalışmalar başlatılmış mıdır?

· Sağlık çalışanlarının maddi kayıp kaygısı olmadan çalışabilmesi için alınan önlemler nelerdir?

· Sağlık çalışanlarında giderek artan olgu sayısı çalışma saatlerini yeniden planlamayı gerektirmekte midir?

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir