Sağlık yeni denetim, gözetim alanı mı? – Zeki Gül

Sağlık, nicedir iktidarın bir gözetim, denetim, ‘hizaya getirme’ aracı kılınmak isteniyor.  Evveliyatı olan bu bahsin AKP hükümetleri ile olağanlaştığı aşikar. COVİD-19 pandemisi yönetimi ve son olarak grip aşısına dair Sağlık Bakanlığı uygulamaları bunun kanıtı.

An itibari ile, hekimlerin hastalarına bağışıklama programı çıkartmaları ellerinden alınmış oldu. Hastayı muayene eden hekim, öyküsünü alan hekim, riskleri analiz eden hekim ama aşı reçetesine karar veren Sağlık Bakanlığı ve bürokratları. Aslında savaş yıllarında tahılın karneye bağlanması misali şimdilerde grip aşısını da karneye bağlıyorlar.

Sağlığın iktidarın bir gözetim, denetim, ‘hizaya getirme’ aracı kılınma çabasının eski uygulamaları arasında geçmişin ‘Yeşil Kart’ uygulaması ilk akla gelenlerden. Yoksul ve güvencesiz olanların devlet olanağı ile sağlık hakkından ücretsiz yararlanmalarına olanak veren yeşil kart uygulaması, hatırlanacağı üzere GSS (Genel Sağlık Sigortası) öncesine dayanır. Yoksulsunuz, sosyal güvenceniz yok ama devlet koşullar öne sürüyor. Önce polis veya jandarma karakoluna uğrayıp olur almanız gerekirdi o yıllarda. Sağlık hakkı üzerinden bir denetim, gözetim, hizaya sokma edimi…

Bir diğer uygulama olumlu yönleri ile çokça anılan ‘224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’ pratiğinde ilk tercih edilen iller ve o dönem yeni açılan köy sağlık ocağı duvarlarında saklıdır: “Vatandaş Türkçe konuş”

Geçmiş yazılarımdan birisinin başlığı şöyleydi: “Suç Mahali: Sağlık Bakanlığı”. Yazımın ilk paragrafını tekrarlıyorum:

Bir ülke düşünün ki kendi yurttaşlarının ‘meşrutiyetine, dürüstlüklerine, motive edici kaynaklarına saldırması’ için bürokratlarına telkinde bulunsun: Türkiye…

Bir bakanlık düşünün ki kendi yurttaşlarının ‘meşrutiyetine, dürüstlüklerine, motive edici kaynaklarına saldırması’ için başvuru kitabı yazsın, bu cümleleri içeren kitabı e-kütüphanesinde yayınlasın, yetmedi baş editörü dönemin bakanı olsun: 2013, Sağlık Bakanlığı, “Sağlık Reformunun Doğru Yapılması”, baş editör Sağlık Bakanı Recep Akdağ.

AKP’li Sağlık Bakanlığı yayını kitap “Muhaliflerin meşruiyetine, dürüstlüğüne veya motive edici kaynaklarına saldırın” demekle yetinmiyor. Kitap şu cümleleri de içeriyor: “Medyayı muhaliflerden bahsetmeme konusunda yönlendirin, onların uzman olmadığını, kendi isteklerine hizmet ettiklerini, sadakatsiz olduklarını vs. vurgulamaların sağlayın.”

Bu kitaptan neden mi yeniden bahsettim: Sağlığın, iktidarın bir denetim gözetim aracı olmasına engel gördükleri Türk Tabipler Birliği’ni tasviye programı devreye sokulduğu için…

Öyle bir bakanlık başvurusu ki tabii ki, çekinmeden şu cümleyi yazabiliyor: “(Sağlık Bakanlığı uygulamalarını) destekleyen gruplara para, personel veya tesis vermek veya bunları ödünç vermek”…

Şimdi bir TTB üyesi hekim olarak bu kılavuz kitap eşliğinde sorma hakkımı kullanmak isterim: TTB karalama kampanyasına katılan köşe yazarları ve yayın organları hükümetten para aldılar mı? Gerisi basın için etik bir başlık.

Sağlıcakla kalın.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir