Sağlık için spor – Zeki Gül

Yaşlanınca değil, ruhumuz ihtiyarlayınca elimizi ayağımızı çekiyoruz hayattan. Misal hiç egzersiz yapmıyoruz öyle olunca. Egzersiz yaptığı için yaşlanan insan görmeyiz ama hareketsizliğin yaşlanmayı hızlandırdığını bilmeyenimiz yoktur. Yaşlanınca elbet hücrelerimiz de yaşlanıyor. Ama düzenli egzersiz ile bu süreci yavaşlatmak mümkün.

Kapitalizm yarattığı spor endüstrisi ile bedenlerimizi esir aldı. Oysa “Eğer bir vücudunuz varsa siz bir atletsiniz” sözünün hatırlatıcılığında patikalar, bahçeler, dere tepe hasılı dünyanın dört bucağı hâlâ bizi bekliyor.

Kapitalizm denizleri kirletti yüzmek için çok uzak ve girişi ücretli denizlere gitmemiz gerekti. Derelerimizi, göllerimizi kirletti ve köylerimizde yüzemez olduk. Bizi paralı uzak plajlar ve havuzların müşterisi kıldı. Geçmişin yüzme egzersizi tatil formatına sokuldu. Ve artık daha obez, daha fazla şeker ve kalp hastası, daha fazla yüksek tansiyonlu, daha fazla unutkan ve Alzheimer’lı olduk.

Spor denince ekseriyetimiz rekabete dayalı futbol, basketbol gibi endüstrileşmiş sporları hatırlıyoruz. Oysa rekabete dayalı olmayan spor, salt bedenimize iyi geldiği için değil sosyalleşmeye ve ruhsal gelişimimize katkısı olduğu için de vazgeçilmez olmalı.

Kapitalizm bizleri tüketici kılarken sürtünme katsayılarını her alanda ve anlamda minimalize ederek yol aldı. Güya bize yollarda beton, asfalt ile iç mekanlarda laminant parke vb. ile düz zeminler bahşetti. Doğada emsali olmayan dümdüz yüzeyler yaratarak tüm yaşam alanlarımızda, bunun yansıması olarak tek tip ve minimal sarsıntı ile yürütmeye başlattı hepimizi ve hastalıklarımız arttı. Misal böbrek taşı olana ip atla, merdivenden sert in der hekimler. Denebilir ki düz satıhlar sarsıntısız yürüyüş ile böbrek taşı görülme oranını artırdı. Elbette bunda pet şişeye hapsedilerek paralı kılınmış, doğası gereği dar gelirliler için ev dışında daha az su içmenin katkısı da az olmadı. Hepimizin bildiği üzere, böbrek taşı oluşumunu önlemek için hayat tarzı değişiklikleri son derece önemli bir rol oynar. Hızlı beslenmekten uzak durmak, bol sıvı tüketmek ve egzersiz temel önleyici önlemlerdir.

“Tüm sanat yapıtları gerçek hayatın birer kopyasıdır. Ancak herhangi bir müzik yapıtı için realitenin kop-yası olduğunu söylemek çok güçtür” diyor B. Grebene, Müzikle Tedavi adlı eserinde. Ve müzik: Kulağın sporu! Doğanın tınılarını müzik olarak çoktan yitirdik. Evet müzik ruhun gıdası ama ya doğanın bahşettiği müzik? Şimdi sağlıklı kalabilmek adına inadına doğanın müziğini ve ritmini ihmal etmeme zamanı.

Sağlıcakla kalın.

Kaynak: Evrensel

İlginizi çekebilir