Okullar, kadınlar, devrimler: Nefese, temiz havaya ihtiyaç var

Nefes ve nefis, ister en başta söz vardı ister hava diyelim, çok fark etmiyor. Havaya da söze de ihtiyacımız olduğu gibi aynı hava sürekli solunmuyor. Hepimizin, en başta da çocuklarımızın ve okullarımızın tertemiz havalara, nefes almaya ihtiyacı var. Sürekli yenilenme ve devrimlere ihtiyacımız var.

Cumhuriyetin 97. yılı. cumhuriyet devrimlerinin çok önem verdiği okul ve üniversiteler ya yarı zamanlı ya da tümden uzaktan sürdürülüyor. Cumhurbaşkanı kadın üniversitesi kuracağını açıklıyor. Çare; okul ve üniversiteleri kapatmak veya dini ve totaliter rejimler mi? Kovid’le mücadele şekliyle rejim şekilleri veya devrimler arasında nasıl bir münasebet var acaba? Aralarında doğrudan dolaylı ne tür ilişkiler kurulabilir?

Düşen ve yükselen uygarlıklarla, devrimlerle salgınla mücadele arasında nasıl bir bağ kurulabilir acaba? Charlie Hebdo örneğinde neler yaşanıyor acaba?

NEFES VE HAVA: TEMİZ HAVALI OKUL, ULAŞIM, İŞ, HAYAT GEREK

Son haftalarda salgın sayıları artarken çeşitli araştırma ve öneriler de artış gösteriyor. Devrim olmasa da en azından ciddi reformlar getirecek daha gerçekçi çalışmalar da çıkmaya başladı. Daha en başından bilinen ama henüz ciddi bir önlem alınmayan “hava” çok öne çıkmaya başladı. Hava kalitesi ile salgın arasında yakın bağ olduğu yönünde makaleler yayımlanmaya başlandı.

Alman Çevre Politikaları Ajansı “hava hava hava” önerisinde bulunuyor. Sendika başkanları, 100 binlerce dersliğin uygun havalandırmaya, temiz havaya sahip olmadığını, oysa yapılması gerekenin temiz havalandırmayı sağlayacak ekipman veya filtre sistemi olduğunu belirtiyorlar. Frankfurt’ta Goethe Üniversitesinden Joachim Curtius, bir okulda yaptığı testler sonucunda HEPA filtreli dört küçük cihazın ‘Tipik bir sınıfta, aerosollerin yüzde 90’ını yarım saat içinde çıkarabildiğini’ ifade ediyor. Bu nedenle araştırmacı, ‘Aslında hava temizleyicilerin sınıfta kullanılmaması için hiçbir neden yok’ diyor. Münih’teki Bundeswehr Üniversitesinden Christian Kähler tarafından yapılan araştırmalar da cihazların aerosol partiküllerini ve dolayısıyla havadan virüsleri filtrelediğini gösteriyor. Dolayısıyla ‘elbette Corona’ya karşı da’ etkili bir korumadırlar. (Tagesschau, Luftfilter – zu teuer für die Schulen? 22.10.2020).

KÖMÜR YAKILMASI YASAKLANMALI, DOĞAL GAZ VEYA ELEKTRİK DESTEĞİ VERİLMELİ

Hafta içi bir başka makalede hava kirliliğinin arttığı yerleşimlerde koronadan ölüm oranlarının görece daha yüksek olduğu yönünde bir araştırma yer almıştı.

Havalar soğuyor, kış yaklaşıyor. Türkiye’de salgınla mücadele için kömür dağıtımına son verilmesi de önemli bir adım olacaktır. Kömür yerine elektrik veya doğal gaz desteği verilebilir.

Türkiye’de de, özellikle de büyük şehirlerde toplu ulaşımın ana bulaştırıcılardan biri olduğu yönünde açıklamalarda bulunuluyor. Okullar için TSE 4 metre alan ve havalandırma diyor. TTB bunları söylemişti, Ahmet Saltık AVM’lere, okullara, işyerlerine temiz hava gerek demişti.

TMMOB yıllardır trafiğe, hava kirliliğine dikkat çekiyor. Çevreciler bas bas bağırıyor. Dinleyen yok ama ölüm kapıya dayanınca evrim mi olur, devrim mi olur, sonuçta yaşamın en asgarilerinden nasıl uzaklaşıldığı açığa çıkıyor, yaşamın en asgarileri “Nefes almak istiyoruz” kendini ortaya koyuyor.

‘KADIN ÜNİVERSİTESİ’: CİNSİYET AYRIMCILIĞI İNSAN AYRIMCILIĞIDIR, CAHİLİYEDİR

Faşizmi, otoriterden öte totaliter eğilim ve cehaleti en ölçücü nedir diye sorarsanız, başka başka göstergeler de olmakla birlikte, en yaygın ve açığı cinsiyet ayrımcılığıdır. Cinsler arasında ayrımcılık, insanlar arasında ayrımcılıktır.

Kadını veya erkeği birbirinden ayırmaya uğraşan zihniyet nasıl bir zihniyet acaba? Kadın üniversitesi, erkek üniversitesi, tarikat üniversitesi olur mu?

Adı üzerinde “eğitim” olumluya, “üniversite” evrensele açılır, her ikisi de akla bilime açılır. Kadın-erkek üniversitesi nereye açılır?

Kadınları nefessiz bırakan, çocukları, tüm toplumu nefessiz bırakan rejim veya hükümetlerden bir şeyler çıkar da bu çıkanlar kötülük olur.

“Kadın üniversitesi!” değil kadınlarla dolu, bilgi bilinçle dolu üniversiteler olması gerekiyor.

KADIN BAŞKAN VEYA BAŞBAKANLAR DAHA ETKİLİ

İlla kadın veya erkek demek uygun değil ama şu anda korona salgınında kadınlarca taşıyıcılık yapılan hükümetlerin daha başarılı bir mücadele yürüttükleri biliniyor. Önümüzdeki süreçte başta Merkel ve Almanya nasıl başa çıkacak, önemli bir deneyim olacak.

GENÇLER, KADINLAR, KÜRTLER, SIĞINMACILAR, AYDINLAR. TÜM TOPLUM: ‘NEFES ALMAK İSTİYORUZ’

Genellikle gençlerimiz ve kadınlarımız söyler: Nefes almak istiyoruz. Otoriter ve totaliter toplumlar söyler: Nefes almak istiyoruz.

Çocuklarımızın, kadınlarımızın, yurttaşların, sığınmacıların, tüm dünyanın nefes almaya, daha temiz nefes almaya ihtiyacı var.

Nefesimizi kesenlerin nefeslerini kesmemiz mi gerekiyor, onu bilemiyorum ama başka bir dünya, temiz bir dünya için nefesimizi kesenleri, nefesimizi kirletenleri aşmamız gerekiyor.

İster adına reform deyin, ama reform kurtarmıyor, bir süre erteliyor, yeni devrimlere ihtiyaç var.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir