Müzeyyen Boylu cinayeti: Sorumlu koruma görevini yapmayan devlet kurumları

Müzeyyen Boylu’yu 11 kurşunla katleden Mesut Issı ilk duruşmada ‘susma hakkı’nı kullanarak, ifade vermedi. Duruşma sonrası açıklama yapan kadınlar yasaların uygulanmaması istedi.

DURUŞMAYA YOĞUN İLGİ

Duruşmaya Müzeyyen Boylu’nun ailesi, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları İzleme ve Uygulama Merkezi, İzmir, Adana, Ankara, Edirne, Kocaeli, İstanbul, Urfa, Batman, Sinop, Kırklareli ve Mersin Baroları başta olmak üzere çok sayıda ilden avukat katıldı. Duruşmaya HDP milletvekilleri, İHD, TİHV, Diyarbakır Tabip Odası, Özgür Kadın Hareketi’nin (TJA), Rosa Kadın Derneği yanı sıra birçok kadın kurumu da takip ediyor.

SANIK İFADE VERMEDİ

Sanık Mesut Issı, daha önceki ifadesinde Müzeyyen Boylu’nun kendisine hakaret ettiğini iddia etmişti. Duruşmaya katılan Issı, psikolojik sıkıntı yaşadığını iddia etti. Ciddi sorun yaşadığını belirten Issı, “Cezaevindeki psikiyatri bana ilaç verdi. Doğru bir savunma yapacağıma inanmıyorum. O yüzden susma hakkımı kullanıyorum. Duruşmalara SEGBİS ile veya kendimde katılabilirim. Psikolojik sorunlarımı atlattıktan sonra duruşmalara gelebilirim” şeklinde ifade verdi.

SANIK AVUKATI: AVUKATLAR VE BASIN MÜVEKİLİM SUÇLU  GİBİ LANSE EDİLİYOR

Sanık avukatı Kutbettin Odabaşı, müvekkilinin ağır psikolojik rahatsızlıklar yaşadığını belirtti. Bu aşamaya kadar müvekkili hakkında hakkaniyetli soruşturma yürütülmediğini ileri süren sanık avukatı Odabaşı, “Müvekkilimin cezasızlık hakkı görmezden gelindi. Gerek avukatlar gerekse basın yayın organları tarafından suçlu olduğu lanse ediliyor” dedi.

ANNE BOYLU: ŞİKÂYETÇİYİM

Ardından Müzeyyen Boylu’nun annesi Türkan Boylu söz aldı. Cinayet anını görmediğini ifade eden Boylu, “Torunlarım olay anını görmüş. Şu anda rahatsız olduğum için fazla konuşmak istemiyorum. Sanıktan şikayetçiyim ve duruşmalara katılacağım. Torunlarımı annesiz bıraktı, benimse kızımı aldı” diyerek sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

AYDIN: KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR

Daha sonra duruşmaya katılan barolar ve avukatlar katılma gerekçelerini aktardı. Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, katledilen Müzeyyen Boylu’nun bir avukat olduğunu hatırlattı. Boylu’nun çocuklarının gözü önünde katledildiğini belirten Aydın, “Kadın cinayetleri politiktir diyoruz üzerine alınanlar oluyor. Alınırsa alınsın. Bunu derken bu dava tipik bir örneğidir. Hangi aşamalarda kaç kez koruma talebinde bulundu tek tek anlatacağız. Neden cinayetin önlenemediğini o tabloda göreceksiniz. Cinayet göz göre göre geliyorum demiş. Avukat olmasına rağmen kendini koruyamamış çünkü arkasında devlet ve koruyacak kimse yok. Emine Bulut’ta da gördük bunu. Kamunun işine gelince avukatlık kamuya bağlı bir meslektir deniliyor. İhraç edilen veya dava açılan binlerce meslektaşımız var. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan katılım talebi kabul ediliyor. Kadın örgütleri ve avukatlarında alınması gerekiyor” dedi.

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANMALI’

Avukat Gazal Bayram Koluman, Avukatlık Hukuku, CEDAV ve İstanbul Sözleşmesine değindi. Rosa Kadın Derneği adına söz alan avukat Ayla Akat, son bir ay içinde 49 kadının katledildiğini hatırlatarak, bunun üzerinde durulması gerektiği söyledi. Bunun bir milli güvenlik meselesi olduğunu belirten Akat, İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasını istedi.

BAROLARIN KATILMA TALEBİ KABUL EDİLMEDİ

Müzeyyen Boylu’nun avukat olduğu için öldürülmediğini, bundan dolayı suçtan zarar görme koşulu yerine gelmediği gerekçesini öne süren mahkeme heyeti, TBB dahil, barolar ve sivil toplum örgütlerinin katılma talebini reddetti. Sadece Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın katılma talebi kabul edildi.

TANIK: DIŞARI ÇIKINCA SİLAHINI BANA DOĞRULTTU, SAKİN VE SOĞUKKANLIYDI

Mahkeme, ardından tanıkları dinledi. Cinayet anını gören tanık Barış Koyun, “İşyerimdeyken 2-3 el silah sesi duydum. İçerden çocuklar, ‘anne anne’ diye seslendiler. Dışarı çıktım. Bu sırada sanık silahı bana doğrultarak ‘yaklaşma sıkarım’ dedi. Ardından arabaya bindi gitti. Sakin ve soğukkanlıydı” dedi. Tanığın ‘Yaklaşma silahı sıkarım’ ifadesi tutanağa geçilmemesi üzerine avukatlar itiraz etti. ‘Yaklaşma silahı sıkarım’ ifadesini tutanağa ekletti.

AVUKATLAR CİNAYETE GİDEN İHMALLER SÜRECİNİ ANLATTI

Meslektaşları, avukat Müzeyyen Boylu’nun katledilmesine giden aşamaların yer aldığı kronoloji hazırlayarak duruşma salonuna getirdi. 22 Şubat 2018 tarihinde başlayan kronoloji Müzeyyen Boylu’nun 11 kurşunla katlettiği 19 Mayıs 2019 tarihine kadar devam ediyor. bu tarih aralığında yaşanan ihmaller, cinayete giden süreç tarih tarih sıralandı. Avukat Aslı Pasinli söz alarak cinayete giden aşamayı anlattı. Sanığın tutuklu yargılanmasını istedi.

‘SANIK YANINDA İKİ ŞARJÖR BULUNDURMUŞ’

Aile avukatlarından Hatice Demir, iddianamede eksikliklerin olduğunu söyledi. Telefon ile yapılan görüşmelere ilişkin değerlendirmenin iddianameye eklenmediğini ifade eden Demir, şunları söyledi:

“Olay Tasarlama yönünden hiç değinilmemiş iddianamede. Silahın temini ve bakımının yapılması cinayetin çok önceden planladığını gösteriyor. Sanık maktulün en rahat olduğu ve savunmasız bir anda çocuklarının okul gösterisinden çıkarken cinayeti işlemiştir. Kameralara sanığın soğuk kanlı olduğu yansımış.  Cinayetten sonra babasının evine gidip üstü değiştirmeyi düşünmüş. Karakola giderken taksi şoförü ile normal sohbet ederken gittiğini biliyoruz. Cinayeti ne kadar sakin ve dingin işlediğini nasıl tasarladığını gösteriyor. Yanına ayrıca iki şarjör bulundurmuş” dedi.

Mahkeme heyeti, yapılan savunma ve tanık anlatımlarının ardından sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 4 Kasım 2019 tarihine erteledi.

‘SENARYO AYNI, ERKEKLER BİR BİRİNİN SAVUNMASINI KOPYALIYOR’

Duruşmanın ardından barolar ve kadın kurumları Diyarbakır Adliye’si önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını okuyan Avukat Aslı Pasinli, duruşma hakkında bilgi verdi. Müzeyyen Boylu’nun katledilmeden önce adli makamların kapısında çırpındığını anlatan Pasinli, “Her kapıdan kırık bir şekilde döndü. İhtiyacı olan hiçbir başvuru cevabının kendisine gelmediğini gördük. Bunları aşama aşama değerlendirdik. Sanık ifadesinde psikolojik sorunları olduğundan kaynaklı susma hakkını kullandığını belirtti. Tüm kadın cinayetlerinde aynı senaryo, aynı hikaye, aynı argümanlar bu dosyalarda dile getirilmektedir. Erkelerin birbirlerinin savunmalarını da birbirlerinden kopyaladıkları görülüyor. Dosyaya sundukları sadığın psikolojik durumuna ilişkin bir rapor yok” diye konuştu.

Avukatı Hatice Demir, mahkemenin baro kadın merkezlerinin, sivil toplum örgütlerinin müdahillik taleplerini kabul etmemesine tepki gösterdi. Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Gazal Koluman, dayanışma adına yanlarında yer alan tüm kurumlara teşekkür ettiklerini ifade etti. Sanığın hiçbir suretle iyi hal indirimi almadan cezalandırılabilmesi gerektiğini belirten Koluman, bir sonraki duruşmada tüm baro ve sivil toplum örgütlerinin yanlarında olmasını istedi.

‘BU GÜN BURADA 11 KURŞUNLA DURUYORUZ’

Trabzon Baro Başkanı Sibel Suiçmez, Müzeyyen Boylu’yu hayattan koparan kurşun sayısına dikkat çekerek, “Bu gün burada 11 kurşunla duruyoruz. Kurşun kimimizi öldürdü, kimimizi yaraladı. Atılan hiçbir kurşun kadının insan hakları mücadelesinden bizi alıkoyamayacaktır. Müzeyyen Boylu önemli bir simge olmuştur. Dosya kapsamında kadın şiddetine ilişkin tüm unsurlar dosya kapsamında bulunmaktadır. Çağrımız devletin kurum ve kuruluşlarınadır. İstanbul Sözleşmesi’nin değiştirilmesinin, kaldırılmasının konuşulduğu bu dönemde Müzeyyen Boylu bir imza atmaktadır. Biz bu sözleşmeyi kaldırmayacağız tam tersi bıkmadan, yılmadan bu sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi için devletin kurum ve kuruluşlarından talepte bulunacağız. Bugün Müzeyyen Boylu ölmüşse bunun sorumlusu etkin bir koruma, önleme görevini yapmayan devletin kurum ve kuruluşlarıdır” dedi.

BEŞTAŞ: YASALAR UYGULANMIYOR

HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ise kadın cinayetlerinin en büyük nedeninin yasaların uygulanmaması olduğunu söyledi. “Müzeyyen Boylu’ya sıkılan 11 kurşun hepimizi deldi geçti” diyen Beştaş, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

“Bugün iktidardaki parti kadına şiddeti azaltmak için idam tartışmalarını ısıtıp ısıtıp gündeme getiriyor. Sanki mevcut yasalar ve uluslararası sözleşmeler kadına yönelik şiddeti önlemeye yetmiyormuş gibi bir aldatmaya, göz boyamaya devam ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Kadın cinayetlerinin sebebi yasaların yetersizliği değil uygulanmamasıdır. Erkek yargının kendini her fırsatta erkek adalet şeklinde yaşama geçirdiği için bunları yaşıyoruz. Koruma kararları uygulanmıyor. Boşanma davalarında yargı erkekten yana.  Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerde cezasızlık politikası bir devlet politikası olarak devam ettiriliyor. İktidardaki parti her söyleminde kadınla erkeğin eşit olmadığını, kadının kendisine yönelik her türlü fiili sineye çekmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyor. Nafaka hakkını bile ortadan kaldırmak için kolları sıvayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Kadınlar Türkiye’nin dört bir tarafında her gün kadına yönelik şiddet ve cinayetlere karşı isyan ediyor ancak Taksim’de kadına şiddet uygulanıyor, Gebze’de kadınlar yerlerde sürükleniyor. Müzeyyen Boylu’nun katilini sadece duruşma salonlarında aramıyoruz. Cinayete giden yolda katkıları olan herkesin yargılanması için elimizden geleni yapacağız.”

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir