Milli atlet Salih Korkmaz: Kemal Sunal olmasa nasıl anlaşılacaktık! – Işıl Çalışkan

Milli atlet Salih Korkmaz, Uluslararası Yürüyüş Şampiyonası’nda elde ettiği dereceyle 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’na katılma şansı elde etti. Türkiye’de yürüyüş sporunun bilinmemesinden yakınan sporcu, “Kemal Sunal’ın ‘Postacı’ filmindeki gibi mi yürüyorsunuz? Yürüsene bir defa” diyorlar. Neyse ki rahmetli var. Yoksa ne yapacağız…” diyor.

Yürüyüş sporcusu Salih Korkmaz, Belarus’un başkenti Minsk’te gerçekleşen Uluslararası Yürüyüş Şampiyonası’nda elde ettiği başarı sonucu 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları yolcusu. 20 kilometre yürüyüşte 1.20.34’lük derecelik performansı ile kendisine ait büyükler ve 23 yaş altı Türkiye rekorlarını da geliştirmeyi başardı. Korkmaz, böylece Türkiye’den 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’na katılma hakkı elde eden 10’uncu sporcu oldu.

Önüne her ne engel çıkarsa çıksın olimpiyat yolundan vazgeçmeyeceğini söyleyen yürüyüşçü, “Bu dereceyi almamla birlikte bana hedefim olan olimpiyatta madalya almam için hiçbir eksik olmadığını gördüm ve kendime bu hedefe ulaşacağıma söz verdim” diyor. 22 yaşındaki sporcunun göstereceği performans şimdi ülke için yepyeni bir umut kaynağı. Milli atletle spor serüvenine dair konuştuk.

Salih Korkmaz

Yürüyüş branşıyla tanışma hikayenizi bizimle paylaşır mısınız?

2008 yılında spora koşu ile başladım. 2014’e kadar 1500 metreden 10 kilometreye kadar koştum. O yıl Malatya’dan antrenörlerimiz Mahmut Aluçluer ve Erdal Altuntaş beni yürüyüş branşına yönlendirdi. Sakarya’da ilk 10 kilometre yarışımda Türkiye 2’ncisi oldum. Koordinatörümüz Mustafa Akyavaş hocamızın gözlemleri sonucu Milli Takım kampına hazırlık amaçlı bir şans verildi bana. Bunun üzerine çalışmalarıma daha bir özen kattım ve hedefimiz doğrultusunda bugünkü gibi devam ediyoruz.

Atletizmin bu branşının size cazip gelme nedenleri neler?

Yürüyüş branşına yatkınlığım ve fiziksel uygunluğum bu branşın bana yatkınlığının bir cevabı haline geldi.

‘SABIR VE DİSİPLİN OLMAZSA OLMAZ’

Bu sporda başarı ne gibi kriterler gerektiriyor?

Bu branş gerçekten uzun bir süreç istiyor. Sabır ve disiplin olmazsa olmaz. Her konuda olumlu yönden düşünüp hedefe ilerlemek gerek, yoksa başarısızlık an meselesi olabiliyor.

Yürüyüş sporcusu olmak size hayatta nasıl katkılar sağlıyor?

Yürüyüş branşı birçok yönden bana güç kazandırıyor. Fiziksel olarak ve sağlık açısından… Bunlara sahip olabildiğim için şanslı hissediyorum.

Nasıl bir çalışma disiplininiz var?

Özellikle antrenmanlarıma çok özenli yaklaşıyorum. Kendimi ilk önce antrene edip daha sonra antrenörlerimin gözlemlerine yer veririm. Beslenme düzenime dikkat ederim, yemeklerimi antrenmanlarıma göre şekillendiririm. Uyku düzenime dikkat ederim. Bu branşta tek kaldığınız durumlar oluyor bu yüzden birçok iş sporcunun kendisine kalıyor. Bu durum beni zaman zaman üzüyor ama bu başarısızlığın bahanesi anlamına gelmiyor, beni daha çok hırslandırıyor.

‘DİZİMDE DÜZENSİZ ROTASYON VARDI’

Geçtiğimiz yıl birtakım sakatlanmalar yaşadınız ve Berlin’de gerçekleşen Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda 6’ncı km’de yarışı terk etmek zorunda kaldınız. Şu an durumunuz nasıl?

Bir dizimde düzensiz rotasyon vardı. Ama bu beni spora daha çok hırslandırdı. Performansımın daha da artmasına sebep oldu. Şu an durumum gayet iyi, şükür.

Nasıl sakatlıklarla karşılaşıyorsunuz bu sporda?

Genellikle kalça kısmında birikmeler oluşuyor. Tendonlarda, kalflerde yoğun kasılmalardan kaynaklı sakatlanmalar oluyor.

Geçtiğimiz yıl sakatlıklar üzerine bırakabilirdiniz bu sporu. Size ‘durma’ diyen nasıl bir his ve güç?

Beni bu spora bağlayan pes etmemeyi öğreten en başta kız arkadaşım ve koordinatörüm. Bir koordinatörden çok baba gibi destek oldu. Eğer spora bugün devam ediyorsam antrenörüm aynı zamanda koordinatörümüz sayesinde.

Yürüyüş sporcusu olduğunuzu söylediğinizde nasıl dönüşler alıyorsunuz? En çok ne soruluyor?

“Kemal Sunal’ın ‘Postacı’ filmindeki gibi mi yürüyorsunuz? Yürüsene bir defa” diyorlar. Neyse ki rahmetli var. Yoksa ne yapacağız…

.

‘TÜRKİYE’DE SPORUN VARLIĞINDAN BİHABERLER’

Kemal Sunal sorusu bu ülkede yürüyüş branşının yeterince yaygın olmadığının da bir kanıtı değil mi?

Evet, bu spor ülkemizde gelişmiş değil. Avrupa ülkelerinde bu bir spor kültürü haline gelmiş. Sokaklarda dahi çok yaygın branş, fakat bizde ne ilginç ki böyle sporun varlığından bihaber.

Belarus’un başkenti Minsk’te katıldığı Belarus Uluslararası Yürüyüş Şampiyonası’ndaki yarış deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız? Nasıl bir yarıştı?

Aslında o yarışa katılmayacaktım ama Bursa’daki yarışmadan sonra vücudumun hazır olduğunu düşündüm. Antrenörlerim ile konuşarak katılmak istediğimi söyledim. Oradaki arkadaşlarımdan da davetler alınca kendimde ayrı bir güven hissettim. Şampiyonadan 2 gün önce grip oldum ama pes etmedim. Buraya kadar geldim. Bunu başarmadan yine gidersem üzüleceğimi hissettim. Ve genel müdür yardımcımıza, koordinatörüme ve kulüp başkanıma söz verdim. Sözümü tutmalıydım. Federasyon başbakanımız baraj için artık zamanı geldiğini söyledi. Bunun üzerine büyük güçle yarışamaya start aldık. İlk kilometrelerinde Belaruslu rakibim bana takıldı, nefesi biraz beni bozdu kaçtım onun yanından. Kendi tempomu baraja göre hazırladım. Sabit tempo üzerinde 2 bin geçişlerimi 8:03 temposu ile sürdürdüm. Yarışmanın 10 km’si bittiğinde daha da güçlendim ama bizim branşın kötü tarafı her an bir travma bir rahatsızlık yaşayabiliyorsun. Çok şükür 15 km’ye kadar geldim ve artık baraja yaklaşmıştım. Kendimi daha çok güvende hissettim. Yorulduğum anda “Hadi be Salih, yaptığın antrenmanları, ülkeni düşün, boşa çıkarma devam et böyle” dedim kendi kendime. Tempomu bozmadım, 18 km geldim. Artık o zafer anını ilan ettim. Son tura girmiştim, heyecanlanmıştım, kendimi tutamıyordum, mutluydum, vücudum halen çok güçlüydü. Hepsini harcamadım sadece baraj için çalıştım son 500 metreye girdiğimdeki mutluluk hiçbir şekilde ifade edilemezdi. Artık bir olimpiyat sporcusuydum. Çok mutlu oldum. U23 ve Büyükler Türkiye rekorunu da kırmıştım.

‘ÖNÜME HER NE ENGEL ÇIKSA OLİMPİYAT YOLUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM’

1:20:34 yürüyerek hem Türkiye büyükler ve U23 rekorlarını kırdınız hem de 1:21:00’lik Olimpiyat barajı geçtiniz. Bu rekorlar olimpiyat için de bir motivasyon kaynağı olsa gerek. Birbirini besleyen?

Bu dereceyi almamla birlikte bana hedefim olan olimpiyatta madalya almam için hiçbir eksik olmadığını gördüm ve kendime bu hedefe ulaşacağıma söz verdim. Her ne engel çıkarsa çıksın bu olimpiyat yolunda devam edeceğim. Kendime bir kutsal yol çizmemde büyük bir cesaret sağladı. Çalışınca bu tür derecelerin geldiğini gördüm. Ama şu da bir gerçek ki her sporcunun hayalidir olimpiyatlar, olimpiyat havası tatmak, o atmosferi yaşamak her sporcunun hayalidir. O atmosferi tatmamış bir sporcu için yaptığı sporun yarım kaldığını düşünüyorum. Tüm sporculara hayallerinin, hedeflerinin olimpiyat üzerine olmalarını dilerim.

‘HAK ETTİĞİMİZ YERLERE GELECEĞİZ’

Her sporcunun hayali olan 2020 Olimpiyat kotasını aldınız. Peki bundan sonra neler olacak?

Yüksek lisans için çalışmalarımı başlattım. Gelecek zamanlarda uluslar arası spor komitelerinde yer alıp sporcuların gelişimi üzerine bilimsel çalışmalar yapmak istiyorum. Bir sporcu olarak yaşadığımız eksikler üzerinde çalışacağım. Sporculara düzenli bir spor yolu çizmek ve Türk sporunu yükselmek olacak hedefim.

İlk başta kendimi geliştirip daha sonra spora bilinçli antrenörler, spor adamları yetiştirmek olacak. Çünkü biz büyük ve güçlü bir milletiz. Türk milleti çalışkan zeki bir millettir gerçekten. Doğru eğitimden sonra bizler tüm dünyada hak ettiğimiz yerlere geleceğiz.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir