Korona günlerinde tarım işçilerini savunmak

Sınırlar birbiri ardına kapanıyor. Tarımdaki iş gücü kıtlığı ve özellikle tarım işçilerinin savunmasız ve güvencesiz durumu her yere yayılmış vaziyette. Bu durum, gıda güvenliğinin güvencesiz temellerine ve virüsün yayılmasını da içeren büyük ama deneyimlenmemiş bir mücadeleye ışık tutmaktadır.

Virüsün yayılmasına karşı önlemler alınırken hükumetler ve küresel otoriteler, gıda tedarikini sürdürmek adına emeğiyle dünyayı besleyen tarım işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarını korumak için derhal harekete geçmelidir.

Dünya genelinde bir milyardan fazla insan tarımla uğraşmaktadır. Bunların yüzde 40’ı ücretli işçi olarak istihdam edilmektedir: çiftlikler, tarlalar, meyve bahçeleri ve seralar, süt ve hayvancılık üretiminde çalışan kadınlar ve erkekler. Bu insanlar dünyanın birçok yerinde büyük ölçüde görülmezler. Ancak küresel toplum bu insanların omuzlarında yükselmektedir.

Tarım işçileri, aşırı yoksulluk, güvencesizlik, geçici işler, hastalık, yaralanma ve bulaşıcı hastalıklar altında acı çekmektedir. Tarımdaki işçilerin sadece yüzde 5’inin bir sağlık teftiş sistemi veya sağlık ve güvenlik haklarının yasal olarak korunması için olanakları vardır. En zengin ülkeler de dahil olmak üzere birçok ülkede tarlaları kamu otoriteleri yerine suç çeteleri ve tacirler düzenler. Tarımdaki çoğu işçinin içme suyuna ve uygun sağlık koşullarına erişimi yoktur. Birçoğu göçmendir ve her yeni mahsulle beraber sınırlar boyunca hareket ederler. Plantasyonlarda çalışırlar ve çiftlikten çiftliğe taşınırlar, nerede iş varsa yaşadıkları yer de orasıdır. Kalabalık, sağlıksız, uygun olmayan yaşam ve çalışma koşulları bulaşıcı hastalığı yaymak için tıpta bakteri üretme tabağı olarak kullanılan petri kabı gibi adeta.

Sağlıkla ilgili bu küresel acil durum esaslı bir gerçeği tekrar gözler önüne serdi. ABD’li Apple Derneği’nin başkan yardımcısının belirttiği gibi, “Bu işçiler olmadan, her şey ortadan kalkar”. ABD’li üreticiler Meksika sınırının kapatılmasının ardından çiftlik işçilerinin çalışmasını sağlamak için uğraşıyorlar. Ama virüsün yayıldığı bu ortamda çalışmasına ihtiyaç duyulan çiftlik işçilerinin sağlığını ve güvenliğini kim sağlayacak? Genel nüfusu korumak ve gıda kaynaklarının akışını sağlamak için tarım işçilerine ihtiyaç var. Ama tarım işçilerinin sağlığını korumak için de planlanmış önlemlere ihtiyaç var. Gıda üretiminde potansiyel bir krizin, sadece geçici bir nakit akışı veya işgücü kıtlığı olarak ele alınması doğru olmayacaktır.

Avrupa Birliği Tarım Komisyonu Üyesi Janusz’un AB tarım bakanlığına verdiği 19 Mart tarihli bir mektupta, çiftçilerimizin çabalarını desteklemek için “birçok üye devletteki tecritin tarım ve gıda sektörü de dahil olmak üzere birçok sektörde büyük zorluğa neden olacağı” ve “Çiftçilerin, tarım ve gıda endüstrisinin ve perakendecilerin gıda tedarik zincirini korumaya devam etme çabalarını desteklemek” için harekete geçilmesi çağrısı yer almaktadır. ‘Büyük zorluk’ savunmasız ve sömürülen işçiler için geçerli midir? Bu ‘harekete geçme çağrısı’, işçiler için sabun, içme suyu, dezenfektan, koruyucu ekipman ve tıbbi hizmet tedarikini içeriyor mu? Peki ya gelir desteği? Toplumun sosyal mesafe ve karantina uygulamasına olanak sağlayan işçiler için yemek ve konut yardımı yapılacak mı? Peki ya hastalık ödeneği? Ya da suç çetelerinin yağmalarından kurtulacaklar mı?

ABD’de, konuyla ilgili deneyimi olmayan bir kurum olan İç Güvenlik Departmanı yayınladığı bildiride “Gıda ve tarım endüstrisindeki çalışanlarımızın çalışmaya devam edebilmelerini teşvik etmek, topluluk kısıtlamaları, sosyal mesafeler ve diğer tedbirler arasında, toplumun devamlılığı ve toplumun hızlıca sağlığa kavuşması için çok önemlidir” diyor. ABD’de yönlendirme ve rehberlik, tek tek eyaletler tarafından yürütülür. Pennsylvania Eyaleti Tarım Bakanlığı, umut verici bir şekilde, “Tarımın rolü tartışılamaz: gıdaya erişim bir haktır; yerel tarıma her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var” açıklaması yapmıştır. Ancak onların özel “rehberliği” sadece işçilere sanitasyon yani sağlık önlemleri hakkında bilgi verilmesi ve kalabalıklardan kaçınmaları gerektiğini belirtir; sadece hasta işçiler eve gönderilmelidir. Ancak işçilerin bilgiden daha fazlasına ihtiyacı vardır; sabun, su, dezenfektan ve koruyucu ekipmana erişim gereklidir. Kalabalıklardan kaçınmak için uygun ulaşım, barınma ve yemek tedarikine ihtiyaçları vardır. Peki sizce göçmenler için ‘ev’ nerededir?

Virüs yayılırken, ülkelerin gıda sistemindeki potansiyel krizin kapsamına ve temel nedenlerine gerçek önlemler aldıklarına ve buna göre hazırlandıklarına dair hiçbir gösterge yoktur. Uluslararası kurumlar da daha iyisini yapmıyorlar. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), COVID-19’un gıda ve tarım üzerindeki etkisi hakkında bir dizi soru ve cevap üretti, bunlardan biri: “Salgın nedeniyle kimin gıda güvenliği ve geçim kaynakları en fazla risk altındadır?” Tabii ki cevapta işçiler yok. Yine aynı şekilde Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 18 Mart tarihli bilgilendirmesinde COVID-19’un tarım işçileri üzerindeki özel etkisi ve gıda güvenliği üzerindeki sonuçları üzerine söyleyecek bir sözü yoktu.

Kamu sağlığını ve gıda güvenliğini korumak için temel bir önlem biçimi olarak tarım işçilerine yeterli koruma ve güvenli çalışma sağlamak için ulusal hükümetler ve uluslararası kurumlar tatmin edici, sınırlandırılmamış bir finansman desteği için derhal adım atmalıdır. Ücret hırsızlığına ve artan işi yüküne karşı korunmak için işyerlerinde katı tedbirlerin uygulanmasına ihtiyaç vardır. İşgücü kıtlığının olduğu yerlerde, sendikalarla anlaşarak gerçekçi bir yaşam ücretinin garantilendiği ek işgücünün istihdamı, demokratik gözetim altında hızla örgütlenmelidir. İçme suyu ve yeterli hijyen sağlanmasına derhal öncelik verilmelidir. İşçilerin ve toplumun geniş kesimlerinin sağlığını korurken üretim ve dağıtımın sürekliliğini sağlamak için güvenli ulaşım ve barınmanın hızlı bir şekilde organize edilmesi gerekmektedir. Hükümetlerin, patronların isteksiz veya başarısız olduğu yerlerde inisiyatif almaları gerekecektir.

Bu çirkin koşullara sıkışmış olan göçmenler hepimiz için değerlidir. Çok uzun süredir vasıfsız ve emre amade görülen bu işçilerin bilgi ve deneyimlerinden dersler çıkarmanın zamanı geldi. Tarım işçileri ve sendikaları, yerel üretimin genişletilmesi de dahil olmak üzere acil durum önlemlerinin planlanması ve uygulanmasında yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde bütünleyici bir rol oynamalıdır.

Tarımda Güvenlik ve Sağlık ile ilgili 184 sayılı ILO Sözleşmesi 2001 yılında kabul edilmiştir. Sözleşme, tarım işçilerinin diğer işçilerin güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları ile aynı hakları güvence altına almayı amaçlamaktadır. Tarımda çalışanların “güvenlik ve sağlık önlemlerinin uygulanmasına ve gözden geçirilmesine katılma ve ulusal yasa ve uygulamalara uygun olarak, iş sağlığı ve güvenliği temsilcilerini ve güvenlik ve sağlık komitelerindeki temsilcilerini seçme” ve “İş sağlığı ve güvenliği açısından yakın ve ciddi bir risk için makul bir gerekçe olduğunda kendilerini çalışma faaliyetlerinden kaynaklanan tehlikelerden uzaklaştırmayı ve böylece amirlerini derhal bilgilendirmeyi ve bütün bu eylemler sonucunda herhangi bir zarar görmeme” hakkını belirler.

Ayrıca bu sözleşme, “geçici ve mevsimlik işçilerin tarım sektöründeki sürekli işçilerle aynı güvenlik ve sağlık korumasını almasını sağlamak” ve tarım işçilerinin diğer sektörlerdeki işçilerle benzer özellikte sosyal güvenlik ve sağlık sigortası programlarına dahil edilmesini gerektirmektedir.

Yukarıdaki bu haklar, mevcut kriz ve daha sonrası için bir eylem rehberidir. Evrensel hastalık ödeneği, enfeksiyon eğrisi[1] düzleşir düzleşmez iptal edilecek bir ‘kriz önlemi’ değildir. Pandemi, yatırımcıların iştahları uğruna halk sağlığı hizmetlerinin parça parça edildiğini gözler önüne serdi. Şimdi bizi besleyenlerin kontrol ettiği bir gıda sisteminin zayıflığıyla yüzleşiyoruz. Koronavirüsle savaşmak için tarım işçileri ve tarım işçilerinin sağlığını ve güvenliğini korumak için büyük yatırımlar yapılması ve kriz bittiğinde de bu yatırımların kalıcı temelde devam etmesi gerekmektedir.

http://www.iuf.org/w/?q=node/7426

Kaynak: DİSK.ORG.TR       (Çeviri: Yiğit Yirmibeş)

İlginizi çekebilir