Korona günlerinde emek – Alp Altınörs

İşçiler çalışsalar da çalışmasalar da en büyük sıkıntıları yaşıyorlar. Virüs bulaşına en açık, gelir kırılganlığı en yüksek, hayat güvencesi en düşük kesimi oluşturuyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan “Korona Virüs” toplantısında dağ fare doğurdu. Sermayeyi kurtarmayı amaçlayan bir ekonomik paket açıklandı. İşçilere yönelik tek madde, üretimin şirketler tarafından durdurulması halinde ücretli izine çıkartılmayacaklar, kısa çalışma ödeneğiyle izne ayrılacaklar. Kısa çalışma ödeneği ile ücretli izinin en önemli farkı ise işçilerin aldıkları ücrettir. Kısa çalışma ödeneğinde ücretlerinin %60’ını alabilecekler. Miktarı ise asgari ücretin 1,5 katını aşamayacak. Yani işçi eğer asgari ücret alıyorsa 1394 lira ödenek alabilecek. Ücreti kaç lira olursa olsun, işçilerin alabileceği en yüksek ödenek ise 3486 lira olacak. Bu sebeple işçilerin %40 ila %50 arasında gelir kaybına uğrayacağı aşikâr. Kaldı ki, kısa çalışma ödeneğini devlet yatırıyor. Ücretli izin ise şirketler tarafından ödeniyor. Yani, işçilerin aldığı bu ödenek de yine vatandaşın cebinden ödenecek. Patronları krize ezdirmeyen, işçilere ise açlık sınırında ödenekleri reva gören bir paket açıklandı.

Şu anda korona krizini en ağır yaşayan sosyal sınıf, işçiler. Herkes evinde kalsın derken çalışanlar. Market kasalarında aşırı yığılmadan dolayı hem stres hem de sağlık riski yaşayanlar, maske takmalarına bile izin verilmeyenler. Yüzlerce kişilik fabrikalarda sürekli virüs tehdidine maruz kalan tekstil işçileri – ki hala işletme girişlerinde parmak izi okutma cihazına dokunmak zorunda bırakılanlar var. Hastanelerde ölüm tehlikesine rağmen fedakârca çalışan sağlık emekçileri. Bu şartlarda hala uçmaya zorlanan kaptanlar, hostesler. Tıklım tıklım dolu Esenyurt dolmuşunda fabrikasına gidenler. AVM’lerdeki mağazalarda virüs bulaşına en açık şartlarda çalıştıkları halde maske ve eldiven takmalarına izin verilmeyenler. Yurtdışından gelen kolilere temas eden, kapıdan kapıya paket taşıyan kargo çalışanları. Müşteriyle sürekli temas halinde olan PTT çalışanları. İnşaatlarda en sağlıksız koşullarda işbaşı yapanlar – ki İstanbul Galataport inşaatında 40 işçi, bütün uyarılarına rağmen korona virüse karşı tedbir almayan patronlarına karşı iş durdurdu.

Çağrı merkezlerinde, yüzlerce kişi bir arada çalışmak durumunda kalanlar – ki Vodafone çağrı merkezi çalışanı Ferhat Ceylan, bu durumları anlatan bir tivit attığı gerekçesiyle işten çıkartıldı. Şöyle demişti, o tivitte: “Kapalı ortamda ortalama 1000 kişiyle çalışıyoruz. Neredeyse aynı yerde yemek yiyor, aynı yerlere temas ediyoruz ve hiçbir şey olmamış gibi insanlara hunharca tarife satmamız bekleniyor. Bırakın da biz de evimizde kalalım.” Oysa aynı Vodafone, müşterilerine “Evde Kal” sms’leri atıyordu.

Herkes evde kalsın – işçiler hariç! Herkesin hayatı önemli – işçilerinki hariç!

Acil ve temel ihtiyaçlara yönelik üretim/ticari faaliyet yapanlar dışında tüm fabrikaların, işyerlerinin, dükkânların kapatılması ve tüm işçilerin ücretli izne çıkartılması için daha ne bekleniyor?

Bir de çalışamamaktan dolayı mağdur olanlar var. Ülkedeki tüm kongre ve konferanslar, Sağlık Bakanlığı kararıyla bir kalemde iptal edildi. Ama bu konferans tercümanlığıyla ya da organizasyonuyla hayatını kazananlar için bir sosyal destek programı düşünülmedi. Bütün cafeler, barlar, restoranlar İçişleri Bakanlığının bir kararıyla kapatıldı. Ama ne bu esnafa ne de buralarda çalışanlara yönelik bir sosyal destek programını kimse düşünmedi. Bakanlık kararıyla kapatılan pek çok işyerinde, işçiler patronun zorlamasıyla ücretsiz izin kâğıtlarına imza attırıldı. Ne yiyecek ne içecekler, belli değil.

Örneğin HDP milletvekili Ahmet Şık’ın sosyal medyada yaptığı paylaşıma göre; yurtiçinde 50 kadar şubesi olan Midpoint, 6 ayı doldurmamış personelini işten çıkarttı. Kıdemi olan çalışanlarına da ücretsiz izne çıkmak istediklerine dair belgeyi imzalamaya zorluyor.

Kısacası, işçiler çalışsalar da çalışmasalar da en büyük sıkıntıları yaşıyorlar. Virüs bulaşına en açık, gelir kırılganlığı en yüksek, hayat güvencesi en düşük kesimi oluşturuyorlar. Ücretli izin sağlanmadığı gibi, ne elektrik-su-doğalgaz faturalarına erteleme geldi ne kira yardımı ne de internet desteği. Ne kredi-kredi kartı borçlarına erteleme ve faiz indirimi getirildi ne de her haneye temel gıda paketi sağlandı. İşsizlik Fonu’dan tüm işsizlerin yararlanması için de hiçbir adım atılmadı.

Ama Erdoğan’ın paketinden uçak şirketlerine KDV indirimi desteği çıktı, müteahhitlere konut kredisi kolaylaştırması çıktı, turizm şirketlerine konaklama vergisi desteği çıktı, ihracatçıya stok desteği çıktı vb. Paket Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun şahsında büyük patronların ‘yüzünü güldürdü’, ama nüfusun %99’unu ise tebessüm dahi ettirmedi.

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir