Kalbin damarı ağacın kökü: Dayanışma – Zeki Gül

‘Ormanlar şehrin akciğeridir’ denir, doğrudur. Ama o ağaçların tümünün kökleri ve birbiri arasındaki ilişki ise doğanın kalbidir. Salt bir metafor olarak değil elbet.

İnsanlar internet ağı kullanan ilk canlılar olduğunu düşünür, varsın öyle bilsinler: Oysa bir ormanda “Farklı ağaç kökleri arasındaki mantar ağı internet ağı misali ağaçlar arasında adeta bilgi paylaşımına yardımcı olur”, ağaçlar arası alışverişe geçit verir. Hatta bilgisayar misali farklı ağaç türlerinden hackerları dahi vardır: Misal kara ceviz ağacı. Yaptıranlar bilir: Koroner anjioda koroner arterlerin görüntüleri ağaç köklerini andırır. Doğada ise ağaç kökleri saksıdaki tekil bitkiye benzemez. Kökleri birbirine karışır. Salt karışmakla kalmaz, dayanışır.

Bir ormandaki ağaçların gerek kökleri gerek köklerin arasındaki mantarlar, adeta bir ağ oluşturarak, ağaçlar arasında kaynak paylaşımından, yararlı madde takasına birçok faaliyette rol alır. Şairimizin de dediği gibi “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ ve bir orman gibi kardeşçesine” doğanın gerçeğidir.

Ağaçların yaşam döngüsü dışarıdan görüldüğü gibi tekil değildir. Genel ve eksik kanının aksine yaşamlarını tek başlarına sürdüren canlılar değildir ağaçlar. Toprağın altındaki ağaç kökleri ve ekosistemi bunun şahidi. Ağaçlar da insanların koroner arterleri gibi yer altındaki mantarlar aracılığıyla kökleri ile birbirleriyle adeta konuşurcasına iletişime geçebiliyor, “Ticaret yaparcasına takas yapıyor” ve hatta diğer ağaçlarla çatışıyor. An oluyor birisi diğerinin yardımına koşuyor: Misal yaşlı anaç ağaçlar yeniyetme bir fidan hayatta kalmakta zorlanınca kökleri ile onun ihtiyacı şekeri gönderiyorlar. Ya da ölmek üzere olan bir ağacın kökleri ile mantar sistemine aktardığı hammaddeler sağlıklı diğer ağaçlarca kullanılabiliyor. Kriz anında ihtiyacı olanın yardımına koşuyorlar ötekiler: Dayanışma, paylaşım, bir arada yaşam pratiği onları orman kılar. O yüzden toplu ağaç kıyımları, orman yangınları salt yeniden ağaç dikilerek telafi edilemiyor. Yerin altında eski dayanışma ağını kurmak o kadar kolay değil.

Kalpte koroner arterler arasında bulunan ve bunları birbirine bağlayan çok sayıda küçük çaplı vasküler yapıların oluşturduğu bir dolaşım ağı vardır. “Koroner kolateral dolaşımın öncüsü durumundaki bu yapılar normal koroner damarları olan ya da hafif-orta derecede koroner darlığı olanlarda görülmez; çünkü, hem koroner anjiyografide görülemeyecek kadar çok küçük çaplıdırlar, hem de kan akımları çok zayıftır.” Ama ne zamanki kalbi besleyen ana damarlardan birisi hızlıca daralsın, o bölgeye görece açık diğer ana damarlardan ulaşan kollateral kılcal damarların çapları büyür, imdada yetişir. Aynen ormandaki farklı ağaç köklerinin bir diğerinin imdadına yetişmesi gibi.

İnsanda, “Yeteri kadar zengin bir koroner damar kolateral ağa sahip olan bir kalp iskemiye karşı daha dayanıklıdır ve bu durumun görüldüğü hastalar daha az oranda semptomatiktir.” Aynen yerleşik, ağaç kökleri arasında iletişim kurulmuş bir orman gibi. Boşuna değil genç insanlarda hızlı gelişen kalp krizlerinde daha sık ölüm görülmesi. Kollateral azlığıdır kriz anının dezavantajı. Aynen genç, yeni oluşan bir ormanın yaşlı bir ormana göre krizlere daha dayanıksız olması gibi.

İzmir’de, ülkenin dört bir yanında ormanlar yandı / yakıldı. Ülkenin dört bir yanı rant için siyanürlü altın madenciliğine heba edildi, ormanlara tarım alanlarına kıyıldı.

Bu kıyımın güncel ‘bam teli’ Kaz Dağları idi. Ve geçen hafta kalbin koroner kollateral gelişiminin değerini bilen bir meslek grubu, hekimler, sağlıkçılar oradaydı. Bu kez Kaz Dağları’nda ağaç kıyımına karşı ormanın kökleri, ekosistemi için ses / soluk oldular. “Su ve Vicdan Nöbeti” tuttular.

Unutmadık, unutmayacağız: “Bu memleket bizim”.

Kaynak: EVRENSEL

İlginizi çekebilir