JES şirketlerinin grift ilişkileri – Yusuf Gürsucu

Karacasu Ataeymir’de JES inşa etmek isteyen şirketin hisse devirleri dikkat çekiyor. ‘Vergi kaçırma cenneti’ Liechtenstein menşeili bir şirkete hisse devrinden sonra sermaye birden katlanıyor. İktidarın JES’lere desteği de soru işaretini arttırıyor

Aydın’ın Karacasu ilçesi Ataeymir’de Afrodisyas Antik Kenti’ni tehdit eden ve 189 hektar tarım arazisini işgal ederek inşa edilmek istenen jeotermal enerji kaynaklı sondajlar sonrası santral kurulmak istenmesine dönük tepkiler her geçen gün artıyor. Bu tepkilere rağmen JES’i inşa etmek isteyen Amadeus Resources Enerji adlı şirketin yeni bir şirket olması ve ortaklık yapıları dikkat çekiyor. Şirketin yüzde 90 hissesinin Liechtenstein’de bir şirkete satılmış olması ise birçok soru işaretini ortaya çıkardı. Liechtenstein, vergi kaçırma cennetlerinden biri olarak biliniyor.

10 bin liralık şirket

Yüzde 90’ı bir Almanya yurttaşı Philipp Forderer ile yüzde 10’u Hüseyin Çiloğlu adlı bir Türkiye yurttaşının ortaklığıyla kurulan Amadeus Resources Enerji adlı şirketinin kuruluş tarihi 2019 Ağustos ayı ve sermayesi sadece 10 bin TL. Bu şirketin Çiloğlu hissesi dışında Almanya vatandaşına ait olan yüzde 90’lık kısmı Liechtenstein merkezli Specturum Holding’e geçiyor. Ancak bu Spectrum şirketi bir enerji şirketi değil, sadece aracı bir şirket. Spectrum adlı şirketin yatırım-pazarlama şirketi olduğu yaptığımız araştırmada ortaya çıktı. Spectrum Holding Limited şirketinin web sitesinde, şirketin merkezinin Liechtenstein’de bulunduğu ve ‘Toptan Satış Sektörü’ endüstrisinin bir parçası olduğu belirtiliyor. Spectrum Holding Limited’in tüm lokasyonlarında toplam 2 çalışanı ve 331.210 dolar sermayeye sahip olduğu web sitesinde yer alıyor. Ayrıca, Spectrum Holding Limited’in dünyanın dört bir yanındaki iletişim, finans ve rakip bilgileri de dahil olmak üzere 120 milyondan fazla şirket için satış fırsatları ve satış istihbarat verileri sağladığı belirtiliyor.

Spectrum Holding

Bu iki çalışanlı şirket Amadeus Resources Enerji şirketini aldıktan sonra sermayesini birden 2 milyon 400 bin dolara yakın bir seviyeye yükseltiyor. Amadeus Resources Enerji şirketi ile aynı ismi taşıyan bir şirketin Avustralya’da faal olduğu araştırmalarımızda ortaya çıkarken, Spectrum şirketinin de aslında Avustralya merkezli bir şirket olduğuna rastlıyoruz. Grift ve garip gibi görünen birçok şirketin Panama ve Cennet belgelerinin deşifrelerinde ortaya çıkan vergi cenneti ülkelere vergi kaçırmaya ve buna ek olarak görünmez ortaklıklar kurarak özellikle geri bıraktırılmış ülke kaynaklarını görünmez ortaklarıyla yağmaladıkları ortaya çıkmıştı.

Vergi cennetleri

Alpler’de küçük bir prenslik olan Liechtenstein’da 2008 yılında vergi skandalları ortaya çıkmıştı. Daha sonra AB tarafından vergi kaçakçılığı yapılan ülkeler için 2017 yılında hazırlanan kara listede, Amerikan Samoası, Bahreyn, Barbados, Grenada, Guam, Güney Kore, Makao, Marshall Adaları, Moğolistan, Namibya, Palau, Panama, Saint Lucia, Samoa, Trinidad ve Tobago, Tunus ve Birleşik Arap Emirlikleri yer aldı. 17 ülke ve bölgenin bulunduğu kara listenin yanı sıra 47 ülke ise gri listede yer aldı. Bu listede Türkiye’nin yanı sıra İsviçre, Sırbistan, Liechtenstein gibi ülkeler bulunuyor. Dünyada çok sayıda tanınmış ismin ve şirketin off-shore yatırımlarını ifşa eden Panama ve Cennet Belgeleri’nin yayınlamasıyla birlikte vergi kaçakçılığı yapanlar açıkça ortaya konmuştu.

JESDER’in gözü dolarda

Türkiye’de JES yatırımlarını organize eden işveren temsilcilerinin üye olduğu ve yönettiği örgüt olan JESDER agresif açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), sektörlerini tanıtmak adına JES’lerin yoğun olduğu illeri ziyaret edip, düzenledikleri toplantılarla JES’lerin ne kadar yararlı olduğu ve hiçbir şeye zararı olmadığı yönünde ikna turları gerçekleştiriyor. Bu toplantıların birinde eski dernek başkanı Ali Kındap, JES’lerin kurulduğu bölgede tarımsal üretimi olumsuz etkilediği yönündeki iddiaların doğru olmadığını söyledi. Kındap, “Batı Anadolu’da söylediğim toplam gücün ortaya çıkarılması halinde, bize getireceği toplam katma değer 10 milyar dolar civarında. Yani 3 bin megavat enerji gücü ile 30 bin megavat termal gücün bugünkü katma değerini hesapladığımızda biz bu rakamlara ulaşıyoruz” sözleri ilgi noktalarını ortaya koyarken, JES’lerin tarımsal üretime olumsuz katkısı yok vurgusunun doğru olmadığı ise bugüne kadar JES’lere tepki gösteren köylülerin yaşadıklarından ve tarımsal arazilerin yok olmasından anlamak mümkün.

Aydınlılara rüşvet önerisi

Kızılcaköylü bir yurttaşın sözleri, Kındap’ın milyar dolar hesabı yaparken neler yaşadıklarını özetliyordu; “Bizler yıllardır jeotermallerin kaldırılması için mücadele ediyoruz. Önce bizler kanser olduk şimdi de ağaçlarımız. Artık yeter, bizler JES istemiyoruz.” Kındap ve diğer dernek yöneticileri JES’lerin çevreye verdiği zararı elbette çok iyi biliyorlar ancak köylüler ile kendi milyar dolar hesapları arasında kapanmaz bir makas var. JESDER’in son başkanı Ufuk Şentürk, Aydın’daki belediyelere ve halka ısınma sorunlarını bedava karşılayabileceklerini belirterek rüşvet önerisinde bulunmuştu. Bu rüşvetin kabulü ise Aydın kırsalının tamamen katledilmesi olduğunu Aydınlılar deneyimlerinden çok iyi biliyor.

Dünya tekelleri sırada

Ufuk Şentürk açıklamasında, “Uzak Doğulu şirketlerin şimdiden ülkemizde 1.000 megavatlık jeotermal, 5 bin megavatlık güneş, 1.000 megavatlık biyokütle enerji hedefleri var” dedi. Şentürk, “Önümüzdeki yıl bu sayıların katlanarak artacağını öngörüyoruz. Yeni yatırımlar için kıymetli, değerli bir coğrafyadayız. Bu sayede önümüzdeki dönemde kapımız daha fazla çalınacak ve küresel çapta bir başarı hikayesi yazacağız” açıklamasını yaptı. Hem ‘yerli’ hem ‘milli’ aldatmacası ile halkı JES’lere ikna etmeye çalışan Şentürk, açıkça dünya enerji tekellerinin ellerini ovuşturarak beklediklerini ifade ediyordu.

Çinli şirketlerin Kenya örneği

Çinli şirketler, Rift Vadisi’nin Kenya bölümünde bulunan ormanlarda JES anlaşmaları yaparak sondajlara uzun süre önce başladılar. Rift Vadisi’nde yüzyıllardır yaşamlarını sürdüren Sengwer halkı, Kenya devleti tarafından evleri yakılarak sürgüne tabi tutulurlarken, aynı alanlarda JES kuyuları boy gösteriyor. Türkiye’de yatırım yapmaya meraklı ‘Uzak Doğulu’ şirketler devlet organlarıyla anlaşmalar yapıp JES sahalarındaki halkın öncelikle topraklarından kavulmalarını talep etmekteler. Türkiye’de bu süreç çiftçiyi ve köylüyü açlığa mahkum edip yaşam alanlarını terke zorlama şeklinde ilerlerken halka yapılmadık zulüm kalmamış durumda. JES’lere karşı çıkan köylülere ödeyemeyecekleri tutarlarda cezalar kesip yıldırmaya çalışılırken diğer yanda seracılık vb. yatırımları destekleyen iktidar, JES’lerden çıkan sıcak ağır metallerle dolu sıvıyı buralarda gezdirmek ve atığın çevreye yayılmasına köylüyü de ortak ederek süreci destekleme çabasında olduğu anlaşılabiliyor.

MTA şirketlerin kolaylaştırıcısı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez bir konuşmasında, “Jeotermal kaynaklı kurulu güçte dünyada birinci olacak ve Avrupa ile de farkı giderek açacağız” sözleriyle birlikte, bugüne kadar yapılan ihalelerle MTA’nın yaptığı 101 adet jeotermal sahasının yatırımcılara devredildiğini belirtmiş olması dikkat çekici. Kamunun sırtından sağlanan giderlerle sondajlar yapan MTA adeta şirketlerin hizmetlisi durumunda. Maden ve enerji şirketleri için binlerce metre sondaj yapan MTA, tüm Türkiye coğrafyasının kirletilmesinin ve adeta yok edilmesinin kolaylaştırıcısı pozisyonunda. Bakan Dönmez’in de bu sözleri sarf ederken JES sanayicilerinin gözlüğü ile sürece baktığı açığa çıkıyor.

Böyle bir enerjiye ihtiyaç yok

Türkiye’de enerji üretim kapasitesi 92 bin MW’a ulaşmış durumda. Ancak ulaşılan bu kapasite Türkiye’nin ihtiyacı olan elektriğin en az 3 katı. Geçtiğimiz nisan ayında kullanılan ortalama kapasite pandemi nedeniyle 19 bin 100 MW’ta kadar düştü. Normal koşullarda ise kullanılan enerji için ihtiyaç duyulan kapasite 25 ila 35 bin MW arası bir güce tekabül ediyor. AKP Aydın Milletvekili olan Mustafa Savaş geçtiğimiz günlerde Aydın’a gelmiş ve JES’lerle ilgi açıklamalarda bulunmuştu. Savaş’ın ‘jeotermal enerjiden faydalanmalıyız’ sözü niye ve niçin faydalanmalıyız sorusunu ortaya çıkarıyor. Yukarıda JESDER’in açıklamalarını ve Karacasu Ataeymir’de JES inşa etmek isteyen şirketin iç yüzünü ortaya koymaya çalıştık. JES’lerden faydalanacak olanlar sadece ve sadece şirketlerdir. Bunun dışında JES’lerin yarar sağlayacağı bir de bu işe destek veren bir avuç bürokrat olabilir. Ancak halka bu sürecin hiçbir getirisi olmayacağı gibi hastalıklar, açlık vb. sonuçlarla karşılaşması kaçınılmazdır.

Su, toprak ve hava kirlendi

AKP iktidarının JES’leri yenilenebilir enerji olarak ele alıyor olması ve desteklemesi birçok çevresel sorunu ortaya çıkardı. Nehir ve dereler zehirlendi ve yüzbinlerce balık adeta katledildi. Üzüm, zeytin ve incir başta olmak üzere binlerce ağaç kurudu. Aydın’da kanser vakaları geçmişe göre 3 kat arttı. Germencik’te yeraltı sularında arsenik dahil birçok ağır metallerin JES’lerden kaynaklı olduğu raporlandı. Yaşamı zehirleyen kirlilik, yeraltının 1.5 ila 5 bin metre derinlere kadar sondaj yapılıp, içeriğinde bor, cıva, arsenik, kurşun, amonyak, antimuan, lityum, karbondioksit, hidrojen sülfür gibi zehirli ağırmetallerle dolu akışkan yeryüzüne çıkarılmasından kaynaklanıyor. Bu ağır metallerin ise suları ve tarım arazilerini zehirlerken hava kalitesi de sülfür gazı ile yaşanmaz düzeye getiriliyor.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir