İnce uzun bir yol, Amedspor – Ali Fikri Işık

Devlet HDP’nin başarısından çok Amedspor’un başarısından korkuyor. HDP’nin yaratacağı enerji baskılanıp, kuşatılıp, manipüle edilebilir ama Amedspor’un yaratacağı enerji karşısında devlet, çaresizleşir. HDP’yi kontrol etmek mümkün ama Amedspor kontrol dışıdır.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, topa girmeseydi, bugün için vaat ettiğim Amedspor yazısı, daha sahici meselelere odaklanacaktı, ama Soylu’nun ifadeleri, gündemimi mecburen değiştirdi. Aslında Soylu, 2015/2016 sezonundan bu yana devletin Amedspor’a karşı yürüttüğü gizli örtük siyaseti, açıkça deklere etmiş oldu. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, TFF Hakem Komitesi, İl Güvenlik Kurulu kararlarıyla, Amedspor karşıtı kampanya, İçişleri bakanlığı nezdinde hükümet düzeyine taşındı. Bana kalırsa bu malumun ilanıdır. Amedspor ile PKK arasında doğrudan hükümet düzeyinde bir ilişki aramak, sadece Amedspor’a yapılanları meşrulaştırmaz, yeni ve daha büyük saldırıların kapısını sonuna kadar aralar.

Süleyman Soylu bu iddiasıyla “bir ilk”e de imza atıyor. Geleneksel suçlama PKK’ye yardım ya da yataklık etmekti. Şimdi, Soylu’nun dillendirdiği yeni isnat, PKK’den yardım almak. Tuhaf bir mantık. Hukukun dibi. Ben hukukçu değilim ama suçlu birinden yardım gören bir suçsuz, suçlu ilan edilemez. Birine ‘’yardım edin’’ demek, yardıma muhtaç ötekini, suçlu yapar mı?

Şimdi gelelim “yardım edin” denilen spor kulübünün içler acınası vaziyetine. Bugün itibariyle Amedspor Türkiye 2. Lig Beyaz gurupta 14 puanla 15. sırada yer alıyor. 14. hafta itibariyle lider Manisaspor 40 puanda. Eksi 14 puanlı Şanlıurfaspor’u saymazsak, 17 sıradaki 1922 Konyaspor ile Amedspor arasındaki puan farkı sadece 4’tür. 2016 yılından bu yana aşağı yukarı Amedspor’un ligdeki performansı bu seyri izliyor. Amedspor’un bu durumlara düşmesinin tek sebebi, iktidarın, Kürt siyasetine ilişkin geliştirdiği askeri çözüm siyasetidir. Kayyımlar ile yönetilen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Amedspor’u istenmeyen personel olarak ilan etmiş.

Profesyonel liglerde gelir kaynakları gasp edilen hiçbir kulüp, Amedspor’dan farklı bir vaziyetin içinde bulamaz kendini.

Basit bir soru; eğer Amedspor sözü edilen yardımı alsaydı, ligdeki pozisyonu bu olur muydu?

Aslında benim yıllardır yana yıkıla anlattığım büyük tehlikeyi, Süleyman Soylu üç kelime ile herkesin gözünün içine sokmayı başardı. Belki de bu katkısından ötürü Soylu’ya teşekkür etmeliyim. Sonda, finalde söylemem gereken repliğimi hemen şimdi başta söylemeliyim: Devlet HDP’nin başarısından çok Amedspor’un başarısından korkuyor. HDP’nin yaratacağı enerji baskılanıp, kuşatılıp, manipüle edilebilir ama Amedspor’un yaratacağı enerji karşısında devlet, çaresizleşir. HDP’yi kontrol etmek mümkün ama Amedspor kontrol dışıdır.

2015/2016 sezonunda Amedspor kıl payı şampiyonluğu kaçırdı. Aynı sezonda Ziraat Türkiye Kupası’nda yarı final oynadı ve finalin kapısından döndü. Normal rekabet koşullarına riayet edilseydi, Amedspor bugün Süper Lig’de mücadele eden bir takım olurdu. Aynı sezon Amedspor’un kendi evinde yendiği Erzurumspor şampiyon oldu. Amedspor’un her şeyi olan Deniz Naki’ye 12 maç ceza verildi. Kulübün altından kalkamayacağı çok ciddi para cezaların kesildi ve o gün başlayıp bugün hâlâ devam eden deplasman yasağı uygulanmasına geçildi.

Soylu’nun aksine Kürt siyaseti, Amedspor’a karşı son derece duyarsız ve sağır. Devletin fark edip önlem aldığı gerçeği, maalesef henüz Kürtler görebilmiş değil. Futbolun yeri hâlâ sarı öküzden sonra geliyor.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir