Herkes “Ajax mucizesi” diyor ama… – İsmail Topkaya

Ajax küllerinden yeniden doğuyor gibi görünse de, Ajax hiç sönmemiş bir ateşti. Çünkü Ajax daha önce inşa edilen ve inşasında bir futbol kültürü olan ve bunu geliştirebilen ve yaratıcı futbolun en iyi örneklerinden birisi olan bir kulüp ve bir takımdır

“Zengin bir kulübü neden yenemeyesiniz ki?

Ben para dolu bir çantanın gol attığını hiç görmedim.”

 Johan Cruyff

Real Madrid: 1 – Ajax: 4 veya Juventus: 1- Ajax: 2…

Söz konusu bu müsabaka sonuçları sadece birer müsabaka sonucu değildir.

Bu sonuçlar aynı zamanda bir futbol ülkesi olmak için, o ülkede önce bir futbol kişiliğinin, yani kişilikli bir futbol oynuyor ve yönetiyor olmanın gereğidir. Kişilikli futbol, futbolun tüm gereklerini asgari düzeyde yerine getirebilmek demektir. Ama bu kadarı yetmez. Kişilikli futbolun ardışık gelişim devamı olması gereken şey, aynı zamanda bir spor ve futbol kimliği oluşturmaktır. Yani kendine özgü ama evrensel geçerliliği olan bir spor ve futbol düzeyine ulaşmış olmayı da gerektirir.

Ajax, Hollanda futbolunun ürünü olan bir kulüp ve takımdır ama aynı zamanda Ajax, Hollanda futbolunu kuran ve oluşturan bir anlayış ve kurumsallığın yapılarından da birisidir. Dememiz o ki, bir ülke oynayacağı futbola karar verecek, kulüpler de o futbolu oynayacak ve geliştirecek diye bir şey olmadığı gibi, bir kulüp oynayacağı futbola karar verecek, o ülke de, o futbolu oynayacak ve geliştirecek diye bir şey de söz konusu olamaz. Bunlar eşzamanlı ve eşgüdümlü olan ve sürdürülerek geliştirilen bir futbol politikasının ürünü ve sonucudurlar.

Ajax’ın, şampiyonlar ligi son aşamalarındaki eleme müsabakalarında önce Real Madrid’i, arkasından Juventus’u eleyerek yarı finale uzanmış olmasından çok daha önemli olan şey, bir ülkenin spor ve futbol sistematiğini nasıl kurguladığı, yönettiği ve aynı zamanda onu nasıl geliştirerek sürdürdüğü üzerine olmalıdır.

Ajax küllerinden yeniden doğuyor gibi görünse de, Ajax hiç sönmemiş bir ateşti. Çünkü Ajax daha önce inşa edilen ve inşasında bir futbol kültürü olan ve bunu geliştirebilen ve yaratıcı futbolun en iyi örneklerinden birisi olan bir kulüp ve bir takımdır. Bu tür kültürler sönmez ve kolay tükenmez.

Herkes bir “Ajax mucizesi”nden söz ediyor. Neden mucize olsun ki? Mucize kavramı, “akıl yoluyla açıklanamayan, bu yüzden de tanrısal bir güç tarafından yaratıldığına inanılan doğaüstü olay veya insanları hayran bırakan olağanüstü olay ya da şey” diye tanımlanır. Ajax kulübü futbol takımının, Real Madrid ve Juventus’u eleyip, şampiyonlar ligi yarı finaline ulaşmış olması, neden akıl yolu ile açıklanamayacak bir şey olsun?

Bu sonuçların ve/veya şampiyonlar ligindeki yolculuğun söz konusu kulübün geçmişine ve oluşturduğu futbol kültürü ve birikimine bakıldığında, bir mucize olmadığı görülür. Ajax’ın durumu bir mucize değil, doğal bir gerçeklik ve olağan bir durumun yeniden yansımasından ibarettir. Asıl mucize olarak nitelendirilebilecek şey, on yıllar öncesi Ajax diye bir kulübün futbolu yeniden ele alıp, başka bir futbol kişiliği, kimliği ve kültürü oluşturmuş olmasıdır.

Ama dediğimiz gibi bu, ülke futbol kişiliği, futbol kimliği ve futbol kültüründen asla bağımsız olabilecek bir şey değildir. Sadece kulüpler onun üzerine yeni şeyler ekler veya inşa ederler. Dünyanın önemli ve değerli “futbol oyun düşünürü” ve “futbol oyun sistemi yaratıcısı” futbol insanlarını tarayınız, yolunuz mutlaka Hollanda’ya ve Ajax kulübüne düşecektir.

Ajax mucizesini, salt 2018-2019 şampiyonlar ligi son eleme müsabakalarında 2-1 kaybedilip, rövanşta 4-1 yenerek elediği Real Madrid maçına veya çeyrek finalde 1-1 berabere kalıp, rövanşta 2-1 kazanarak elediği Juventus müsabakasına bağlarsak, asıl mucizenin nerede başladığını fark edemiyoruz demektir. Daha doğrusu sporda mucizelere yer olmadığını henüz tam olarak anlamamışız demektir.

Ajax kulübüne ilişkin illa ki bir mucizeden söz edeceksek bunun, örneğin Bosman kuralları veya Bosman kararları ile ilgili 1995 tarihli Avrupa Adalet Divanı’nın almış olduğu kararın kulüpleri nasıl etkilediği ile ilişkilendirerek açıklamak mümkün. Söz konusu karara göre, Avrupa Birliği içinde işçilerin serbestçe dolaşımını ve işbirliği özgürlüğünü güvenceye alan kararı gereğince, sözleşmesi biten oyuncular serbest kalma haklarını elde ettiler. Bu özellikle Avrupa futbol sektöründe büyük değişiklikler yarattı. İnsan hakları ile ilgili olumlu bir gelişme, kapitalist sistem tarafından yeni bir spor ve futbol düzeni oluşturacak şekilde kullanıldı ve “endüstriyel futbol” için yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Bu sayede iyi sporcuların büyük paralar karşılığı durmadan hareketlendirildiği, bu transfer trafiğinin esasen farklı amaçlar için yeni bir yöntem olarak da kullanıldığı bir spor düzeni oluştu. Birer yarış atı haline getirilen, kurumsal aidiyetsiz paralı askerler haline getirilen sporcuların bu durumdan memnun olduğu bu spor düzeni, tüm iyi sporcuların belli başlı büyük sermaye ile işbirliği yapan kulüplerde ve takımlarda toplanmasına yol açtı. İşte Ajax ve diğer bazı önemli Hollanda kulüpleri bazı sermaye gruplarıyla ve şirketleri ile işbirliği yapsalar da Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya merkezli sermaye düzeni ve şirket ilişkili kulüpler ile rekabet edecek konumda olamadılar ve futbol gösteri dünyasında önde ve popüler olmayı sürdüremediler.

Geldiğimiz süreçte böylesi bir futbol düzenine karşı, o düzenin yöntemlerini kendine özgü ve öz yeterliliği ölçeğinde kullanmayı da ihmal etmeyecek bir şekilde yeniden yapılanan Ajax’ın, esas olarak evrensel coğrafyaya açılmış özkaynak taraması, yapılanması ve kurumsallaşmış bir altyapı modeline tekrar dönerek, sermaye düzeninin futboluyla baş edecek konuma ulaşmış olduğu görünüyor. İşte buradaki mucize diye tanımlanacak durum bu olsa gerekir.

Özetle, bir ara uluslararası yarışmacı arenada oldukça gerilere düşen ve ticari futbola yenik düşer gibi olan Ajax, kurtuluşu esas itibariyle özüne ve kulübün ilkesel yapısına yeniden dönerek başardı.

Buraya kadar yazılanlar Hollanda ve Ajax özelinde sömürgeci kıta Avrupa’sının, tarihsel süreçteki Afrika merkezli hammadde ve insan kaynakları sömürüsünden bağımsız olarak ele alınarak yazılmıştır.

Ama bir de işin tarihsel süreci ve sömürge ülkeleri ile ilgili yansımaları ve sonuçları vardır. Tarihsel süreçte Avrupa futbolunun, ülkeler ve kulüpler düzeyinde geçmiş bazı başarılarında söz konusu sömürgeci işleyişin izlerini görmemek mümkün değildir.

Kıta Avrupası’nın sömürgeci ülkelerinin çoğu, sömürdükleri coğrafyaların doğal kaynakları yanında, emek gücünü de ucuza ve hatta bedavaya kullandılar. Bu durum spora ve futbola da yansıdı. Önce yetenekli ve genç sporcu adaylarının kulüplerin özkaynakları olarak görülmesi, sporda emek sömürüsü ile birleşince ortaya geçmiş yakın tarihin kulüp ve takım başarıları çıktı. Bunun en pratik sonuçlarından birisi fabrikalarda çalıştırılmak üzere getirilen ve gelmeleri sağlanan göçmen ailelerin “bir işe yaramayan” çocuklarının kurtuluş ve/veya ıslah yöntemlerinden birisi olan spor, çoğu sömürgeci Avrupa ülkesinin spor kulübü futbol takımlarında kendini gösterdi. Geçmiş yakın tarihimizde Hollanda ve Ajax futbolunun ivmelenmesinde bunları da not etmek, nesnel olmanın bir gereğidir.

Elbette Ajax kulübü özel ve güzel bir kurumdur. Ama işte o kurumların ve diğer tüm sömürgeci Avrupa spor kurumlarının geçmişe ilişkin karanlık ve acımasız bir dünya ile dolaylı da olsa bir bağları olduğu unutulmamalıdır. Lakin Ajax kulübü bu süreçte suçlu bir aktör değil, sömürgeci sistemin yarattığı kaotik dünyanın insanı malzemeleştirdiği bir süreçte, öyle ya da böyle etkilenmiş yapılarından sadece birisidir. Hollanda milli takımlar ve Hollanda kulüpler tarihine baktığınızda orada siyah Afrikalı kölelerin, emekçilerin, göçmen ve mülteci ailelerin ünlü, zengin ve popüler olmuş siyahi futbol yıldızlarını görürsünüz.

Bu, sadece Hollanda özelinde ve Hollanda futboluyla değil İspanya, Portekiz, Fransa, İtalya, Almanya, Belçika, İngiltere sporu ve futbolunun tarihi gelişimi ve dönüşümü ile ilgili olan bir durumdur.

Günümüzde daha farklılaşmış boyutlarda, sömürge sistematiğinin şirketler/finans sektörleri ile koordine edilmiş, o düzeye gelmiş sporcuların memnun edildiği ama o düzeye gelmek için yüz binlerce çocuğun ve gencin her türlü istismar edildiği bir spor düzeninin sözde “özgür irade” sarmalında kurgulandığı şekliyle sürdürüldüğü bir dönemi yaşıyoruz.

Kaynak: SENDİKA.ORG

İlginizi çekebilir