HDP operasyonu: 20 kişi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

Aralarında Kars Belediyesi Eş Başkanı Ayhan Bilgen, HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, MYK üyesi Alp Altınörs’ün de olduğu 20 kişinin savcılık ifadeleri tamamlandı.

‘Kobane soruşturması’ kapsamında gözaltına alınan ve aralarında Kars Belediyesi Eş Başkanı Ayhan Bilgen, HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, MYK üyesi Alp Altınörs’ün de olduğu 20 kişinin Ankara Adliyesi’ndeki savcılık ifadeleri tamamlandı.

20 HDP’li savcılık tarafından tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

VEKİLLER ADLİYEYE ALINMADI

Bu arada gözaltındaki HDP’lilerin bulunduğu Ankara Adliyesi’ne giden 6 milletvekili başsavcılığın kararı ile adliyeye alınmıyor. Vekiller adliye kapısında bekletiliyor. Polis amiri bekletilen vekillere “başsavcılık kararı” şeklinde bilgi verdi.

Mahkemeye sevkedilen isimler şöyle: HDP Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, HDP MYK üyesi Alp Altınörs, HDP Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Nazmi Gür, HDP eski Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, eski milletvekili Ayla Akat Aka, BDP eski Eş Genel Başkanı ve milletvekili Emine Ayna, İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, HDP eski MYK üyeleri Bircan Yorulmaz, Gülfer Akkaya, Berfin Özgü Köse, Dilek Yağlı, Can Memiş, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Pervin Oduncu, İsmail Şengün ve Cihan Erdal, HDP eski Genel Saymanı Zeki Çelik, HDP RTÜK üyesi Ali Ürküt ve Prof. Dr. Emine Beyza Üstün.

HDP operasyonu: Tek yeni delil gizli tanık ifadesi, o da hukuki değil

Savcılıkta müvekillerinin ifade işlemlerine eşlik eden avukat Aydın, ‘Delil dedikleri tek şey gizli tanık ifadesi. Ancak bu da müvekkillerin şahsına dönük bir ifade değil.’ dedi.

6 gün gözaltında tutulan 20 kişiden 14’ü sabah saatlerinde Ankara Adliyesi’ne getirilirken, emniyette ifade veren 6 kişi ise akşam saatlerinde adliyeye getirildi. Önce bir savcı ile ifadeler alınmaya başlandı. Sürecin çok yavaş ilerlemesi nedeniyle savcı sayısı 4’e çıkarıldı.

Savcılık ifadelerinin ardından mahkeme ifadeleri başlayacak. İfadelerin tamamlanmasının sabahı bulabileceği belirtiliyor.

6-8 Ekim olayları nedeniyle gözaltına alınan siyasetçiler, “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak, adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, yağma, alıkoyma, mala zarar verme, işyeri-konut dokunulmazlığını ihlal, hırsızlık, yaralama, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, düşük yapmaya neden olma, bayrak yakma, 5816 Sayılı Yasa’ya muhalefet, suç işlemeye tahrik” gibi iddialarla suçlanıyor.

YENİ ‘DELİLLER’İN NE OLDUĞU BİLİNMİYOR

6 yıl önceki olaylara dair gözaltı işlemi yapılabilmesi için zaten açık olan soruşturmada yeni deliller olması gerekiyor. Ancak dosyada gizlilik kararı olduğu için bu yeni “delillerin” ne olduğu bilinmiyor. Avukatların izlenimi, gizli tanık ifadesi olduğu yönünde. Ancak Av. Maviş Aydın’a göre bu ifade de delil niteliği taşımıyor.

Artı Gerçek’e açıklamalarda bulunan Aydın, şu bilgileri verdi:

“Dosyada gizlilik kararı olduğu için deliller ile ilgili sağlıklı bilgi edinemiyoruz. Müvekkillere emniyette ‘Kimden talimat alıyorsunuz?’ sorusu soruldu. Dosyada 6-7 Ekim olaylarına ilişkin soruşturma yürütülmekte. HDP MYK toplantısına dair bir gizli tanık ifadesinin olduğunu öğrendik emniyet ifadelerinde. Müvekkillerimizden birine kendisiyle ilgili tanıkların ifadeleri olduğu yönünde çoğul bir ifade kullandı savcı.

‘SOYUT BEYANLAR VAR’

Gizli tanık ifadesi olduğu belirtilen ifadede oldukça soyut beyanlar var. İlgili soruda gizli tanığın açık ve şahsa yönelik, tarih ve eylem belirtir bir ifadesi bulunmuyor. Sadece ‘Gidiyorlardı, talimat alıp geliyorlardı. MYK toplantılarında birilerinden talimat geliyordu ve kararlar alıyordu’ gibi ifadeler var. Ancak kim alıyor veya kim getiriyor hiçbir ayrıntı yok.

‘GİZLİ TANIK İFADESİ DOSYAYA 2018’DE KONULMUŞ’

Oraya ‘gizli tanık’ ifadesini yerleştirmeseler emniyetin kendi kendine hazırlayacağı bir soru gibi kabul edilebilir. 2014 yılından beri altı yıl geçmiş. Bu soruşturma 2018 Ocak ayına kadar açık bir soruşturmaydı. Gizli tanık ifadesi 2018 Ocak ayında dosyaya girmiş olmalı ki aynı tarihte gizlilik kararı konulmuş. Başkaca bir delil girmemesine rağmen iki yıl aradan sonra gözaltı kararları alındı. Müvekkillere sorulan ve savunma yapmalarına izin verilen başka bir delil de yok. Ulaşamadığımız bir dosyadan savunma yapmak zorunda kalıyoruz. Bütün müvekkillere sorulan tek şey, ‘MYK toplantısında kim karar aldı, kim talimat verdi?’ sorusu oldu. Müvekkillerle ilgili şahıslarına yönelik suçlamalar yöneltilmedi.’’

‘GİZLİ TANIĞIN MÜVEKKİLLERİN KİMLİKLERİNE DÖNÜK HİÇBİR BEYANI YOK’

“Peki bir gizli tanık ifadesinin delil sayılabilmesi için nasıl olması gerekiyor?” sorusunu avukat Aydın, şöyle yanıtladı:

“Hukukçular olarak bizim gizli tanık kurumuna başlı başına itirazımız var. Velev ki gizli tanık ifade verdi, ifadenin yine de bazı özellikler taşıması gerekir. Yer, zaman, fail ve fiil gibi bazı bilgileri içermesi gerekir. Hukukun suç tespitinde aradığı bazı kıstasları taşıması gerekir. Buradaki gizli tanığın müvekkillerin kimliklerine dönük, ‘suç ve tarihleri ile yerlerine’ dönük hiçbir beyanı yok. Yalnızca ‘MYK toplantısında talimat alıyorlardı’ deniliyor. Kim aldı, kimden aldı, ne zaman aldı ve toplantıya kim katıldı, talimatın içeriği neydi sorularının cevabı yok. Soyut suçlamalar var.”

‘SAVCI DOSYAYA HAKİM DEĞİL’

Savcının dosyaya hakim olmadığını da ifade eden Aydın, şu örneği verdi:

“Müvekkillerimizden bir tanesi MYK üyesi olmadığını söyledi. Savcının o ana kadar bu durumdan haberi yoktu. Yanındaki katibine “Dosya nerede?” diye sorup, o dosyadan müvekkilimizin o dönemde MYK üyesi olup olmadığını teyit etmeye çalıştı. Savcılar dosyaları da ayrıntılı olarak okumamış durumdalar. Politik bir operasyon olduğunu düşünüyoruz, ama buraya gelince bunu çürütecek bir şeyler ile karşılaşırız belki demiştik, Öyle olmadı. bu operasyonun hukukun aradığı somut delilleri taşımadığı, yargılamanın hukuka uygun yapılmadığını görebiliyoruz.

‘YARGILAMA HUKUKA UYGUN DEĞİL’

Hukuki bir değerlendirme yapamadıklarını belirten Aydın, şöyle devam etti: “Altı yıllık bir soruşturma, iki yıl önce gizli tanık ifadesi girmiş ve gizlilik kararı alınmış. Yargılamanın hukuka uygun olmaması nedeniyle ne olacağına dair bir değerlendirme yapamıyoruz bu durumda. Israrla belirteceğimiz şey, dosyanın hukuki deliller ile hazırlanmadığıdır. Bariz ihlaller var. Gizlilik kararı ve avukatların dosyaya ulaşamaması bir ihlal. Özellikle MYK üyeleri daha önce ifadeye çağrılmışlar ve ifade vermişler. O gün verdikleri ifadelerinden farklı söyleyebilecekleri hiçbir şey yok. Sonradan giren ve delil dedikleri tek şey gizli tanık ifadesi. Ancak bu da müvekkillerin şahsına dönük bir ifade değil. Gözaltı kararı verilmesi de başlı başına bir ihlal. Hiçbiri kaçmış gitmiş değil. Sayın Figen Yüksekdağ’ın yargılandığı davada aynı olaylar konu oldu. Farklı bir suç isnadı ile fezleke hazırlandı, TCK 314’üncü maddeden iddianame hazırlandı ve yargılama konusu yapıldı. Şimdi aynı olaylar ile ilgilii tekrar 2014 tarihli soruşturmadan gözaltı olması mükerrer bir yargılama yapıldığı anlamına gelir.”

Kaynak: ARTI GERÇEK-Derya OKATAN

İlginizi çekebilir