Hatalar tekerrürden ibarettir: Yabancı kuralı – Ara Gözbek

Şu anda Milli Takım Teknik Direktörü olan sevgili Şenol Güneş, sürekli bir yabancı sınırlaması gelmesi konusunda birtakım açıklamalar yaptı. Bu karar alınacaktı, biliniyordu ama yavaş yavaş zeminin oluşturulması gerkiyordu. Şenol Güneş’e sormak istiyorum; şu anda rekor bir performans ve puanla Avrupa Şampiyonası’na hak kazandık değil mi?

Yine ne oldu, nasıl oldu bir şekilde gündem ‘yabancı kuralı’ oldu. Yabancı oyuncu sayısı neredeyse serbest iken şu anda bir şekilde sınır, aşağı çekildi. Bunu destekleyenler olmasına rağmen Türkiye’nin büyük çoğunluğu bu sınırlamaya tamamen karşı diyebiliriz. Peki Türk futbolundaki büyük çoğunluğun bu kadar karşı olduğu bir konuda federasyonun böyle bir yaptırıma girişmesine nasıl bir anlam yüklemek gerekir? Gerçekten Türk futbolunun zemin katına bir tür dinamit mi yerleştirilmiş oluyor? “Tarih tekerrürden ibarettir” denir. Neden? Çünkü genelde hatalar tekerrürden ibarettir. ‘Yabancı kuralı’ ise Türk futbolunda tekerrür eden o hatalardan biridir diyebiliriz.

Türkiye’de yabancı oyuncu sayısında sınırlama varken yaşanmış mevcut senaryolar ne şekildeydi, bir hatırlayalım. 1980’li yıllarda gidip 8-0 yenildiğimiz milli maçları hatırlatmıyorum bile.  Son 10 yılı düşünün şöyle bir. Yerli oyuncuların var olan kıymetlerine biçilen mali değer ‘hak ediş’in çok ama çok üzerine çekilmişti. Yerli futbolcuların hakiki menajerleriyle birlikte ortalık bunun en az dört katı kadar ‘taklacı menajer’le dolmuştu. Anormal anlaşmalar, sıradan oyunculara verilen müthiş kontratlar, tuhaf bonservis bedelleri, hortumlanan kulüpler…

Peki konuyu doğru anlamaya çalışalım. Türk futbolu için faydalı olacağı düşünülen bu ‘yabancı sınırlaması’nın amacı nedir? Daha fazla yerli oyuncunun sahada yer alması, forma bulması, yetişmesi, vesaire. Bunlar hayali hezeyanlardır. Bir kere ‘yerli kuralı’ diye bir şey yoktur. Yani istersen sahaya 11 yerli oyuncunla da çıkabilirsin. Bu şu mu demek? “Yerli oyuncularımız kapasite olarak yabancı oyuncuların çok gerisinde, bunlar oldukça bizimkiler forma bulamaz” Bu mu yani?

Asıl sorun bu noktada değil. Asıl sorun senin yerli oyuncu dediğin futbolcuları yanlış sınıflandırman. Senin pasaportuna sahip olması ve senin milli takımında oynaması o oyuncuyu esasında yerli oyuncu yapmıyor. Çünkü senin topraklarının ve senin futbol kültürünün bir ürünü olmuyor.

Ryan Babel’i bilirsiniz. Beşiktaş’tan, daha önce Kasımpaşa’dan ve Liverpool’dan, daha sonra Galatasaray’dan. Ryan Babel, Hollanda’nın Ajax takımının altyapısından çıkmadır. Ryan Babel, aynı zamanda Hollandalıdır ve Hollanda Milli Takımı forması giymektedir. Oğuzhan Özyakup ise Ajax’ın rakibi AZ Alkmar altyapısından yetişmiş bir futbolcudur. Bu iki oyuncu yıllar sonra birlikte Beşiktaş’ta beraber oynamışlardır. Oğuzhan Özyakup her ne kadar senin pasaportunu taşıyor ve senin milli takım formanı giyiyor olsa da senin ‘yerli üretim’in değil. Sen yetiştirmedin, sen üretmedin. Sırf pasaportu uyuyor diye şu kadar iyi yerli oyuncularımız var diye kendimizi mi kandıracağız? Bu kadar sığ bir bakış açısı olur mu?

Türk futbolundaki temel sorunun burada yattığını düşünüyorum. Tespiti doğru yapmak lazım. Rastgele tedavi uygulamak bir doktor için ‘Hipokrat yemini’ne aykırıdır. Türk futbolu hatta Türkiye genel anlamda üretmiyor. Çok ciddi bir üretim sorunu yaşıyoruz.

Şu anda Milli Takım Teknik Direktörü olan sevgili Şenol Güneş, sürekli bir yabancı sınırlaması gelmesi konusunda birtakım açıklamalar yaptı. Bu karar alınacaktı, biliniyordu ama yavaş yavaş zeminin oluşturulması gerkiyordu. Şenol Güneş’e sormak istiyorum; şu anda rekor bir performans ve puanla Avrupa Şampiyonası’na hak kazandık değil mi? Hatta ilk son maça garantilemiş olarak çıktık. Peki bu milli takım başarısında yabancı oyuncusu sınırlaması mevcut muydu ligimizde? Hayır, değildi. Bu soruyu sadece Şenol Hoca’ya değil, Başkan Nihat Özdemir’e ve bu kararı alan Genel Kurul’a da sormak gerekiyor. Yalnız Şenol Hoca’ya ikinci bir soru daha soralım; sen Beşiktaş’ı çalıştırırken yabancı sınırı ne durumdaydı? Senin elinde Pepe’lerin, Talisca’ların, Quaresma’ların olmasaydı Beşiktaş, Türk futbol tarihinde bir rekor kırarak Şampiyonlar Ligi grubundan namağlup çıkabilecek miydi? Duruma göre görüş bildirmek kolay ama bunu iyi düşünmemiz gerekiyor.

Bir anda açıklandı bu karar. Bu, işin daha vahim kısmı. Peki birçok kulüp ‘yabancı sınırı’na takılmamak için mevcut fazla yabancı oyuncularını nasıl elden çıkartacak veya vedalaşacak? Yapılan kontratlar nasıl çözülecek? Kulüpler her halükarda mali ve fiili zarar görmüş olacak.

Türk futbolunun asıl sorunlarını görmezden gelip, dikkat dağıtmak için, Türk futboluna sözde hizmet adı altında tuhaf işlere imza atılmasına resmen seyirci kalıyoruz. Açık konuşuyorum; bu işin içinde yerli futbolcu menajerleri ve taklacı menajerlerin parmağı vardır. Göreceksiniz; hayatın olağan akışına aykırı bir hızda zenginleşen kulüp yöneticileri ve menajerler olacak önümüzdeki birkaç ay içerisinde. Çok büyük paralara transfer olan vasat seviyeli futbolcular, önümüzdeki sezonun futbol gündemi olacak. Ama ve bu yüzden şunu da iddia ediyorum: İki veya en geç üç yıl içerisinde bu kural yeniden değişecek ve yabancı sınırı serbest bırakılacak. Biliyoruz ki tarih tekerrürden ibarettir. Neden? Çünkü hatalar tekerrürden ibarettir.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir